Genel Başkan Namık Kemal Zeybek, 5 askerimizin şehit olması ile ilgili bir açıklama yaptı: ( 25.09.2011 )
“Terörü kınamayın, yok edin. Teröristlerin Kandil’ini yakın..”
“Pejak denilen belayı İran bitirdi. Kandil’e de bayrağı dikti. Ben de diyorum ki şunların kandillerini yakın. Yakın, girin oraya, dikin oraya bayrağı. Yani kim bize, ‘bunu yapmayın’ diyebilir? Son 2 ayda 60’ı buldu kayıplarımızın sayısı. Versinler bana yönetimi, bir yıl sonra geri vereyim onlara. Bakalım terör kalacak mı ? Kandil’e bayrak dikmek o kadar basit değilse, çok zor geliyorsa, bunu yapacak olanlara devretsinler”.
(DP Basın Merkezi-25 Eylül 2011) Genel Başkan Namık Kemal Zeybek, teröristlerin, Siirt'in Pervari ilçesi Belenoluk Jandarma Karakolu’na düzenlediği saldırı sonucu 5 askerin şehit, 10 askerin de yaralanması üzerine yaptığı açıklamada, “Kendinizi Obama’dan icazet almak zorunda hissetmeyin, gereğini yapın. Terörü kınamayın, yok edin” dedi.
“Teröristlerin kandillerini yakın.”
Zeybek, açıklamasında şunları söyledi:
“Terörle baş etmek için, her olaydan sonra, ‘şiddetle kınıyoruz’, ‘hiddetle kınıyoruz’, ‘kan yerde kalmayacak’, ‘gereği yapılacak’, ‘suçlular bulunacak’ gibi beyanatlar yetmez. Terörü kınamayın, yok edin. Ne kınayıp duruyorsunuz? Terörü kınamakla olmuyor bu iş.
Pejak denilen belayı İran bitirdi. Kandil’e de bayrağı dikti. Ben de diyorum ki şunların kandillerini yakın. Yakın girin oraya, dikin oraya bayrağı. Yani kim bize, ‘bunu yapmayın’ diyebilir? Vatandaşlarımız ölüyor, Kızılay’da ölüyor. Son 2 ayda 70’e yaklaştı kayıplarımızın sayısı.
Kanı akan bir ülkenin, devlet olarak yapması gereken görevini yapmak üzere harekete geçmesine kim karşı çıkabilir? Karşı çıkana biz nasıl dost diyebiliriz? Versinler bana yönetimi, bir yıl sonra geri vereyim onlara. Bakalım terör kalacak mı ? Kandil’e bayrak dikmek o kadar basit değilse, çok zor geliyorsa, bunu yapacak olanlara devretsinler.
“Başbakan hükümetle,
devlet kavramlarını bilmiyor”
Teröristlerle böyle ilişkiler olursa, bu işler böyle gitmez. Başbakan, terör örgütünü kastederek ‘Hükümet görüşmüyor, devlet görüşüyor’ diyor. Başbakanın, hükümetle devlet kavramlarının ne olduğu konusunda biraz eğitilmesi lazım. Bilmiyor, bilmiyor, bilmiyor. Söylüyorum, söylüyorum, anlatamıyorum. Devlet dediğimiz şey bir yanıyla hükümettir, bir yanıyla yasamadır, diğer yanıyla da yargıdır. Üçünün birleşiminden devlet meydana gelir. ‘Devlet görüşüyor’ derseniz, sokaktaki, kahvedeki ağızla konuşmuş olursunuz. O da bir Başbakana yakışmaz. Demek ki, O da devlet derken, MİT’i anlıyormuş. Anlatamıyorum ama anlatmaya devam edeceğim.
Terör örgütüyle devlet adına görüşen bir yetkili, devletin temsilcilerini hedef göstererek, terör örgütü temsilcilerine, ‘bölgenizdeki çok kıymetli valiler ve emniyet müdürleri içinde, ‘bunlar bize düşman’ diyebileceğiniz kimse var mı?’ diye soruyor. Demek ki çok kıymetli insanların, terör örgütüne düşman olmaması lazım. Yani bu vali, terör örgütüne düşman olmayacak ta, devleti temsil eden vali kime düşman olacak? Ve terör örgütünü düşman olarak görmeyen bir valinin orada ne işi var? Şeytanla görüşenler şeytandan akıl alırlar. Şeytan da hiçbir zaman akan kanın durması için akıl vermez. Bıraksınlar şu şeytanla görüşmeyi de iş yapsınlar. Rahmanla görüşmenin yolunu arasınlar. Ne işleri var şeytanla? Şeytanla görüşmeyi, mecazi olarak bile görüşmeyi, inancımıza aykırı buluyoruz. Teslim olmasınlar. Obama’dan icazet almak zorunda hissetmesinler kendilerini, gereğini yapsınlar.
“Televizyon bülbülleri, susun artık.”
Sanki Kürtlerin temsilcisiymiş gibi ısrarla yazı yazıp, terör örgütünün şakşakçılığını, terörperestlik yaparak PKK perestlik yaparak, PKK’yı överek, sürekli olarak terörü ve teröristleri yüreklendiren yazarlarımıza, televizyon bülbüllerimize bakın. Terörü övmek, teröristi övmek suç olduğu halde ne yazık ki öyle bir ortam doğdu ki, bunların gereği yapılmıyor.
Sonuna kadar düşünce ve inanç özgürlüğünü savunuyorum. Terörü övmek, düşünce değildir. Dolayısıyla buradan savcıları göreve davet ediyorum. Teröristleri öven yazarlar, teröristleri öven televizyon yapımcıları, konuşmacıları, teröristleri öven siyasi parti hakkında, teröre destek veren herkes hakkında mutlaka cezai kovuşturma yapılmalıdır ki, psikolojik üstünlük devlete geçsin.
Kanunlarımızda terör örgütünü övmeyi suç sayan, bir eylemi ve eylemciyi övmek ceza kanunumuza göre hala suç, değişmedi. O kadar liboşlanmadı bu ülke. Yani o kadar liberalleşmedik ama hala var. Evet, yani bunu yapmazsanız, terörü nasıl önleyeceksiniz? Önleyemezsiniz.”