Genel Başkan Zeybek, Mersin İl Başkanlığı’nda düzenlenen Eğitim Çalıştayı’nda konuştu: (17.11.2011)

"Başbakan, Suriye’ye kabadayılık yapıyor”

“Van depremi ile ilgili savcılığa ihbarda bulunuyorum”

“İktidar Anayasa konusunda iyi niyetli değil”

“1999 depreminden sonra deprem vergisi diye ek vergiler çıkarıldı. Hepimiz bu vergileri verip duruyoruz. Bu paraları depreme harcamadılarsa ve bunun sonucunda görevi ihmal ve suistimal suçu doğmuşsa, bunun sorumlusu kimdir? Ben savcılığa şimdi ihbarda bulunuyorum. Türkiye'de bu işlere bakabilecek savcı varsa söylüyorum: Bu bir suçtur ve hükümet suç işlemiştir, görevini yapmamıştır. Bu ölen insanların sorumlusu kim?"

------------------

“AKP Hükümeti ABD ve dış güçler tarafından kurulmuştur. Ben bunu cesurca ve korkmadan söylüyorum. Bunlar görevli insanlardır, görevli olarak getirilmişlerdir. Görevleri; Türkiye Cumhuriyeti'ni dönüştürmektir. Türkiye Cumhuriyeti dönüştürülüyor.”

(DP Basın Merkezi – 17 Kasım 2011) Seçimlerden hemen sonra teşkilatı gezerek, eğitim çalıştaylarında konuşan ve partililerle sohbet eden Genel Başkan Namık Kemal Zeybek, Mersin İl Başkanlığı’nda düzenlenen Eğitim Çalıştayı’nda, Van depremi ile ilgili olarak savcılara ihbarda bulundu: “Türkiye'de bu işlere bakabilecek savcı varsa söylüyorum: Bu bir suçtur ve hükümet suç işlemiştir, görevini yapmamıştır. Bu ölen insanların sorumlusu kim?"

“Van depremi ile ilgili savcılığa ihbarda bulunuyorum”

Zeybek, Mersin’deki Eğitim Çalıştayı’nda yaptığı konuşmada şu görüşlere yer verdi:

"1999 depreminden sonra deprem vergisi diye ek vergiler çıkarıldı. Hepimiz bu vergileri verip duruyoruz. Bu vergilerden kaç kuruş depreme harcandı? Bu toplanan paraları depreme harcamadılarsa ve bunun sonucunda görevi ihmal ve suistimal suçu doğmuşsa, bunun sorumlusu kimdir?

Evet, ben savcılığa ihbarda bulunmadım ama şimdi bulunuyorum. Türkiye'de bu işlere bakabilecek savcı varsa söylüyorum: Bu bir suçtur ve hükümet suç işlemiştir, görevini yapmamıştır. Bu ölen insanların sorumlusu kim?" diye sordu.

Organizasyon aklı, yönetim yeteneği yok. İnsanlar kilometrelerce kuyruk oluşturmuşlar ve çadır bekliyorlar. Sabahtan akşama kadar çadır beklenir mi, bu ne eziyet?

“Hafta sonunda Anayasa Çalıştayı yapacağız”

Parti olarak Anayasa sürecinin doğru işlemesine katkıda bulunmak için ne mümkünse yapacağız. Meclis’te olmamamız, ağırlığımızı ortadan kaldırmaz. Biz toplum içinde büyük ağırlığı olan partiyiz. Dolayısıyla görevimizi yapacağız. Hafta sonu bir Anayasa Çalıştayı yapacağız. Bu çalıştay sonucundaki görüşlerimizi, en yüksek yetkili organımız olan Genel İdare Kurulu’na götüreceğiz ve orada görüşlerimizi oluşturup, topluma ve yetkililere sunacağız.

En ileri demokrasi olmasını ve bunun anayasaya girmesini istiyoruz. Düşünce ve inanç özgürlüğünün önünde hiçbir engel olmasın. İnsanlar nasıl ve neye inanıyorlarsa onu inandıkları gibi yaşayabilsinler. İnsanların inançlarını değiştirmek için zorlamalar yapılmasın, bunu istiyoruz. Hepsine saygı duymak bizim, devletin görevidir. Bunun da anayasaya girmesini istiyoruz. Biz anayasa süreci içinde varız ve herkes görecek çok etkili olacağız. "

"Bizim ortak kimliğimiz de Türk kimliğidir"

Biz Türkiye Cumhuriyeti’nin temel esaslarından ayrılmasını doğru bulmuyoruz. Ana dilimiz ne olursa olsun, bize bütün dünya ‘Türk’ dedi. Büyük bir kültürün bir araya getirdiği bir milletiz. Bunu dönüştürmek ve dünyanın hiçbir yerinde, ikide bir etnik grupları sayan bir Başbakan yok. Başbakan ısrarla etnik grupları sayıyor. Niye bunları sayıyorsun? Biz hepimiz kardeşiz, birbirimize bakarken hangi etnik gruptan olduğumuzu düşünüyor muyuz? O diller de bizimdir. Ama bizim ortak dilimiz İstanbul Türkçesidir, bundan asla vazgeçmek söz konusu bile olamaz. Bizim ortak kimliğimiz de Türk kimliğidir, ana dilimiz ne olursa olsun. Bu Cumhuriyet böyle kuruldu ve böyle devam edecek. Buna bunların dahi gücü yetmez, bunların arkasındaki güçlerin de gücü yetmez, bu böyle sürüp gidecek.

"Başbakan, Suriye’ye kabadayılık yapıyor”

AKP Hükümeti ABD ve dış güçler tarafından kurulmuştur. Ben bunu cesurca ve korkmadan söylüyorum. Bunlar görevli insanlardır, görevli olarak getirilmişlerdir. Görevleri; Türkiye Cumhuriyeti'ni dönüştürmektir. Türkiye Cumhuriyeti dönüştürülüyor.

Başbakan, Libya'da Kaddafi'yi devirmeye karar verdikleri zaman önce 'NATO'nun ne işi var orada' dedi, sonra ona ‘sus’ dediler. Başbakan 'Tamam biz de geliyoruz' dedi. Bunlar milletin gözü önünde olmadı mı? Dış politikaları kesin olarak iflas etti. 'Komşularla sıfır sorun' diyorlardı şimdi durup dururken Suriye'ye kabadayılık yapıyorlar. Suriye'nin sana ne zararı var? Şimdi Suriye'ye savaş ilan etmeye kalkıyorsun. Çünkü kendisine görev böyle verildi. Türkiye'nin başını belaya sokacaklar. Türkiye ile Suriye'nin savaşa girmesi demek bölgenin kan gölüne dönmesi demektir. Türkiye'yi İran ile savaşa sokmak için de Malatya'ya iki radar koyacaklar bugünlerde. Buna sessiz kalmamalıyız. Türkiye'ye bir tuzak kurulmuştur. Yazık bunlara diyorum, bunların sonu çok kötü olur, bunların sonu Saddam gibi olur. Çünkü Saddam'ı da kullandılar, İran'a saldırttılar, miadı dolunca da mahkemede yargıladılar ve astılar. Gerçekleri sadece DP söylüyor,

"Zorunlu askerliği kaldıracağız”

Bedelli askerliğe karşıyız. Zorunlu askerliğin olduğu bir yerde ‘vicdani ret’i doğru bulmuyoruz. Askerlik profesyonel bir iştir. Tarihimizde 1840'a kadar zorunlu askerlik yoktu. Bizde paralı, profesyonel askerlik, meslekten askerlik vardı. Yeniçeriler, Sipahiler, Kapıkulu askerleri vardı. Osmanlı ordusunun askerlerinin tamamı meslekten askerdi. Savaşçılık ruhuyla ve bedeniyle yetiştirilmiş insanlardı. Onun için de onların önünde durulamazdı.

Biz zorunlu askerlik kaldırılsın, Türk ordusu tarihimizde olduğu gibi bütünüyle meslekten askerliğe dönmelidir diyoruz. Avrupa'nın hiçbir ülkesinde zorunlu askerlik yok. Ama zorunlu askerlik devam ettiği sürece bir takım yurttaşlarımızın 'biz vicdani ret dolayısıyla askere gitmek istemiyoruz' diye söz söylemeye de hakkı yok. Meslekten ordu kurulduğu zaman zaten kimseyi zorla almadığın için vicdani ya da vicdansız ret diye bir şey de olmaz'.

Sayfayı Paylaş: