5190 sayılı ceza muhakemeleri usulü kanunu ile DGM kaldırılmış, bunların yerine özel ağır ceza mahkemeleri getirilmiştir.(özel yetkili mahkemeler)
Ancak, özel yetkili mahkemelerin, DGM’lerden isimleri haricinde, büyük bir farkı bulunmamaktadır.
DGM’ler, 11.07.1973 tarihinde, yürürlüğe giren, 1773 sayılı kanun ile kurulmuştur. Ancak Anayasa mahkemesi, 06.05.1975 tarihinde, vermiş olduğu karar ile 1773 sayılı kanunun tamamını iptal etmiş ve bu tarihten itibari ile DGM’ler ortadan kaldırılmıştır.
Bu durum 1982 Anayasasının hazırlanmasına kadar sürmüş, dönemin sosyal ve siyasal şartlarından yola çıkılarak, 1982 Anayasasının 143. maddesine DGM’lerin kurulması yönünde bir hüküm konmuştur. Bu hüküm ışığında,2845 sayılı kanun çıkartılmış, böylece DGM’ler, hukuk sistemimize yeniden dâhil edilmiştir.
DGM’lerde, askeri hâkimin bulunması, yoğun eleştiriler almış, Türkiye’nin bu sebeple AİHM (Avrupa insan hakları mahkemesi) nezdinde tazminatlara muhatap kalması nedeni ile 22.06.1999 tarihinde, 4390 sayılı kanun ile askeri hâkim DGM bünyesinden çıkarılmıştır.
AİHM önüne gelen, Çıraklar ve Mehdi Zana davalarında, DGM’lerin askeri hâkim bakımından, bağımsız mahkeme hakkını ihlal ettiği sonucuna varılmıştır. AİHM tarafından, Türkiye’nin mahkûm edilmesi ve Abdullah Öcalan’ın yargılanması bakımından, benzer bir sonuç ile karşı karşıya kalınmaması için, 1999 yılında Anayasanın ilgili maddesi değiştirilerek, askeri hâkim DGM ‘den çıkarılmıştır. Şuan özel yetkili mahkemelerinde görev yapan hâkimlerin tamamı, hâkimler ve savcılar yüksek kurulu (HSYK) tarafından atanan hâkimlerden oluşmaktadır.
Türkiye’nin Avrupa Birliği hedefleri ve uyum paketleri çerçevesinde, 1982 Anayasasının DGM’leri düzenleyen 143. maddesi, 2004 yaz başında 5190 sayılı kanun ile DGM’ler yürürlükten kaldırılmış, bunların yerine özel yetkili mahkemeler kurulmuştur. (özel ağır ceza mahkemeleri)
DGM’ler görevleri sırasında, askeri hâkim, yargılama usulleri, işkence gibi konular bakımından, gerek ulusal gerekse de uluslar arası boyutta yoğun olarak eleştirilmişlerdir.
Her ne kadar DGM’ler kaldırılsa da, yerine kurulan özel yetkili mahkemeler DGM’nin devam niteliğindedir. Sadece isimleri değişmiş, yargılama usulleri, görev alanları aynı kalmıştır. Hukuken birbirinin devamı niteliğindedir.
DGM’lerin görev alanı ile birkaç suç haricinde, özel yetkili mahkemelerin alanları aynıdır. Yargılama usulü de DGM’lerde uygulanan yargılama usulü ile aynıdır. Özel yetkili mahkemeler, DGM’nin devamı ve hukuken aynı nitelikte İKİZİDİR.
DGM’ler, özellikle ABD’den gelen yoğun eleştiriler ve AİHM ‘nin mahkûmiyet kararının sonucunda, uyum paketleri içerisinde kaldırılmıştır. Ancak bu DGM’lerin hukuken kaldırdığı anlamına gelmemektedir. Zira 5190 sayılı kanun, DGM’ler ile aynı hukuki niteliğe sahip olan, özel yetkili mahkemeleri, CMUK sistematiğine dâhil etmiştir.
Bu şekilde DGM’ler kaldırılmış gibi gösterilerek, AB’den gelecek eleştirilerin önü kesilmeye, AİHM nezdinde, tazminat cezaları bertaraf edilmeye çalışılmıştır.
DGM’ler ile ilgili olarak getirilen hukuki eleştiriler, devamı niteliğinde olan ve sadece ismi değişen özel yetkili mahkemeler içinde, (birbirinin devamı olduğu sadece isimleri değiştiği için) rahatlıkla getirilebilecektir, getirilmektedir.
Bu mahkemelerin yargılama usulleri, DGM’lerden farklı olarak, EŞİTLİK, YARGI BİRLİĞİ gibi, bir takım Anayasal ilkeleri ihlal etmektedir.
Özel yetkili mahkemeler 5190 sayılı kanun ile CMUK çatısı altına alınmıştır. Dolayısı ile bu mahkemelerde görev yapan hâkimler ile CMUK çatısı altındaki, diğer mahkemelerde görev yapan hâkimler arasında hukuki statü bakımından fark yoktur. Hâlbuki 5190 sayılı kanunun geçici 1. maddesi uyarınca, özel yetkili mahkemelerde görev yapacak hâkimler, üç yıl süre ile başka bir yere atanamama gibi bir takım ek güvencelere sahiptir. Bu kanun hükmü ile aynı statüdeki hâkimler arasında ayrım yapmış, eşitlik ilkesi ve dolayısı ile anayasa ile AİHM ihlal etmiştir.
Yargı birliği açısından da bakıldığında; Özel yetkili mahkemelerin 5190 sayılı kanun ile CMUK sistematiği içerisine dâhil edilerek, genel mahkemeler sistemine katılması aynı alanda farklı usullerin uygulanmasını gündeme getirmiştir. Hâlbuki özel yetkili mahkemeler, genel mahkemelere nazaran, farklı suçlardan doğan yargılamaları, farklı usullerde yürüten, özel nitelikli mahkemelerdir. Böylece aynı görevi üstlenen mahkemeler arasında yetki farkı yaratılmıştır.
DGM ‘lerin kaldırılarak isim değişikliği ile özel yetkili mahkemelerin kurulması, AİHM’ de Türkiye aleyhine açılacak dava bakımından, esasa ilişkin bir fayda sağlamayacak, Avrupa Birliği ise özel yetkili mahkemelerin, hukuki nitelikleri bakımından, Türkiye’nin başını ağrıtabilecektir.
Özel yetkili mahkemelerin, eşitlik ve yargı birliği açısından, Anayasa aykırılık halleri giderilmesi şartı ile varlığı, ceza hukukumuz için bir gerekliliktir. Bu mahkemelerin, ihtisas mahkemesi olarak yapılandırılmaları ve böylece adi suçlardan farklı nitelik arz eden, terör ve mafya suçları gibi, bir takım suçların, bu konuda uzman olan hâkimlerce, daha adil ve daha hızlı yargılanması sağlanacağından, özel nitelikli olan suçlar için bir gerekliliktir.
Bu güne kadar yapılan tartışmalar ise genel teknik hukuk düzeyinde değil, siyasi görüş düzeyinde gerçekleşmiştir?
NELER DEĞİŞTİ?
DGM’lerde 15 gün olan gözaltı süresi, özel yetkili mahkemelerde 48 saate indirildi.
Ayrıca gözaltındaki zanlılar, kötü muameleye maruz kalıp kalmadıklarının belirlenmesi için, her gün Adli Tıp Kurumu doktorunun kontrolünden geçiyor. DGM’lerde bu kontroller, belirli zamanlarda ve polis gözetiminde yapılıyordu.
Ayrıca gizlilik kararı hemen alınabilmekte, DGM’lere göre daha kolay ve rahat, yoğun eleştiri alan telefon dinlemeleri, delile ulaşma bakımından kullanılabilmektedir.