Yargı bağımsızlığının, tartışıldığı böyle bir dönemde; Hukuk devleti ilkesinin ısrarla çiğnenerek, Anayasanın açıkça ihlal edilmesi yasama-yürütme-yargı organları arasındaki ilişkileri gerdiği gibi, insanların hukuka, adalete ve devlete olan inançlarını da bir kez daha sorgulamalarına neden olmaktadır.
Çünkü emeklilerle ilgili yasal düzenlemelerle Anayasamızda yer alan Hukuk devleti ilkesi, ısrarla çiğnenmekte, Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ve hukukun üstünlüğü hiçe sayılarak anayasa ihlal edilmektedir. Şöyle ki;
“İstifa eden 300 bin emekli mağdur”.
Bilindiği üzere kamuda bir süre memur olarak çalıştıktan sonra istifa ederek özel sektöre geçen ya da kendi işini kuran yaklaşık 300.000 kişi bulunuyor.
Eski Emekli Sandığı Kanununa göre bu kişilere, memuriyette geçen dönemleri için, emekli olduklarında emekli ikramiyesi ödenmiyordu. Ancak; Anayasa Mahkemesi, 5 Haziran 2009 tarihli Resmi Gazetede yayımlanan kararıyla bu haksızlığı gidererek “Son defa Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılmayanlara, emekli ikramiyesi ödenmemesinin Anayasanın 10.ncu maddesindeki eşitlik ilkesine aykırı olduğu gibi, adil sonuçlar da doğurmadığını, Anayasanın 2.nci maddesindeki hukuk devleti ilkesine de aykırı olduğuna hükmederek mevcut yasanın iptaline karar vermişti.
Başka bir deyişle emekliliğe hak kazanan bir çalışan, son kez S.S.K ya- da Bağkur’a tabi görevlerden birinden dahi emekli olsa, Emekli Sandığında çalıştığı sürenin de ikramiyesini alabilecekti.
Ancak ne var ki; 2009 tarihli Anayasa Mahkemesi kararının yürürlüğe girmesinden çok kısa bir süre önce Hükümet, emekliler lehine olan bu kararı ortadan kaldıran, “Son defa Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılmayanlara, emekli ikramiyesi ödenmemesi” konusunda yeni bir yasal düzenleme yapmıştır.
Lakin, Anayasa Mahkemesinin bu konudaki açık kararına rağmen bu kararın uygulanmasına engel olacak şekilde yeni bir yasal düzenleme yapılması; Anayasaya ve toplum vicdanına aykırı olduğu gibi hiçbir iyiniyetle de bağdaşmaz.
Son derece haksız, eşitlik ilkesine, hukuk devleti ilkesine ve Anayasa Mahkemesi kararlarının bağlayıcılığı ilkesine aykırı olan ve Anayasa Mahkemesi kararını hiçe sayan bu yasal düzenlemenin iptali için ikinci kez Anayasa Mahkemesinde iptal davası açılmış ve bir kez daha Anayasa Mahkemesi 09.07.2011 tarihli kararında aynı gerekçelerle yasal düzenlemenin iptaline karar vermiştir.
2011 tarihli ikinci iptal kararı üzerine, Bölge İdare Mahkemelerine dava açan bir kısım mağdur emekliler tazminat haklarını almış, bir kısmı da alacağı ümidiyle beklerken, 9 Aralık 2011 tarihinde Bakanlar Kurulu toplanmadığı halde, bakanlara tek tek elden imzalatılarak Meclise üçüncü kez sevkedilen“ Son defa Emekli Sandığına tabi görevlerden emekliye ayrılmayanlara, emekli ikramiyesi ödenmemesi” konusunda bir kanun tasarısı daha sunulmuştur.
İstifa eden emeklilere tazminat ödememekte ısrar eden Hükümetin bu yeni tasarısı, Eylül ayından bu yana Bölge İdare Mahkemelerinden Anayasa mahkemesinin kararı doğrultusunda olumlu karar bekleyen emekliler için şok etkisi yaratmıştır.
Şu anda meclise sevk edilmiş olan bu kanun tasarısının Meclis Genel Kurulunda kabul edilerek yasalaşması durumunda, insanların hukuka olan inancı tamamen zedeleneceği gibi, hukukun üstünlüğü ve hukuk devleti ilkesi de büyük bir yara alacaktır.
Her şeyden evvel, Anayasanın 153.ncü maddesinin son fıkrasında “Anayasa Mahkemesi kararlarının yasama, yürütme yargı organlarını, idare makamlarını gerçek ve tüzel kişileri bağladığı” öngörülmüştür. Başka bir deyişle, Anayasaya aykırı bulunarak Anayasa Mahkemesince iptal edilen bir yasanın yeniden yasa haline getirilmesine, Anayasanın 153.ncü maddesi engeldir. Aksi durumda, yasaların yargısal denetimi anlamını yitirdiği gibi hukuk devleti ilkesi de zedelenecektir. Ve bu durum açıkça Anayasaya aykırıdır.
Anayasanın bu açık hükmü karşısında Hukuk Devleti ilkesini zedelemeye hiçbir organın yetkisi ve hakkı olamaz.
Üstelik yargı bağımsızlığının, yeni bir Anayasanın tartışıldığı böyle bir dönemde; Hukuk devleti ilkesinin ısrarla çiğnenerek, Anayasanın açıkça ihlal edilmesi yasama-yürütme-yargı organları arasındaki ilişkileri gereceği gibi, insanların hukuka adalete ve devlete olan inançlarını da bir kez daha sorgulamalarına neden olacaktır.
Amaç sadece devletin kasasından çıkacak yaklaşık 3 milyar liranın devlete uğratacağı zarara engel olmak ise bunun yolu, yasal düzenlemelerle Anayasayı çiğneyip Anayasa Mahkemesi kararlarını hiçe saymak değil, çözüm belki de ödenecek ikramiyelerin uzun vadeye yayılması olabilirdi.
Aksi taktirde mağdur vatandaşların hakları, Anayasa Mahkemesi- Türkiye Büyük Millet Meclisi arasında daha uzun yıllar mekik dokumaya devam edecektir.
DP AR-GE Hukuk Birimi Başkanı
Av. Sibel Kızılkaya İtkü
“Genel Başkanımız Sayın Namık Kemal Zeybek bu konuya önemle sahip çıkarak, yasa tasarısının görüşüldüğü esnada özel bir demeç vermiş ve konu basında, siyaset dünyasında geniş yankı bulmuştur”