Genel Başkan Namık Kemal Zeybek, CNN Türk Televizyonunda soruları cevaplandırdı: ( 09.03.2011 )
“Biz kimseye, ‘ ittifak yapar mısınız’ diye başvurmadık.”
“Ankara, bir iklim değişikliği yüzünden bakın felç haline geliyor. Şu anda Türkiye’de insanlar ısınamıyor, üşüyor. Ama Türkiye bu iklimi değil, bu meseleleri değil, bir İklim adındaki hanımefendinin birisi ile telefonda konuşurken söylediği sözleri alıyor ve bütün gündemi bunlar kaplıyor.”
(DP Basın Merkezi- 09 Mart 2011) Genel Başkan Namık Kemal Zeybek, CNN Türk Televizyonunda soruları cevaplandırırken, “Biz kimseye, ‘bizimle ittifak yapar mısınız’ diye başvurmadık.” dedi. .
Genel Başkan Namık Kemal Zeybek, kendisine yöneltilen soruları şöyle cevaplandırdı:
“Basın özgürlüğü kısıtlanmamalı.”
SUNUCU: Ergenekon operasyonu sonrasında basın özgürlüğü ve siyaset ilişkisi çok tartışılmaya başlandı, sizin bakışınız nedir?
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Öncelikle bizim adımız Demokrat Parti. Demokrasinin dört ayağı var. Bir, seçim. O konumuz dışında, onu bir kenara bırakalım. Seçimin de demokrat olması lazım. İkincisi ve en önemli ayağı, insan hak ve özgürlükleridir. Temel insan hak ve özgürlükleri, düşünce özgürlüğü, inanma ve inancını inandığı gibi yaşama özgürlüğü. Biz bunları şiddetle savunuyoruz. Girişim özgürlüğü ama girişimciyi destekleme ve ona özgür bir girişimcilik sağlama anlamında alınmalıdır. Biz öyle anlıyoruz ve alt gelir gruplarını desteklemeyi, girişimcilerin önünü açmayı çok önemli bir mesele olarak görüyoruz. Bunun yanında çoğulculuğa, katılımcılığa inanıyoruz.
Dolayısıyla bizim, basın özgürlüğü konusunda başkalarının hak ve özgürlüklerine tecavüz etmemek kaydıyla, sınırsız bir özgürlükten yana olmamız kaçınılmazdır. Ayrıca bizim görüşlerimizin temelinde Atatürk vardır. Atatürk’ün de alabildiğine demokrasi istediğini ben kaç defa televizyonlarda açıkladım, ispat ettim ve delillendirdim. Dolayısıyla onun bir sözü çok önemli. ‘Basın özgürlüğünden sakıncalar doğabilir ama basın özgürlüğünden doğan sakıncaların giderilmesinin yolu yine basın özgürlüğüdür.’ Yani birbirini dengeler ve böylece ortaya sakıncaların giderildiği bir ortam çıkar.
SUNUCU: Ergenekon operasyonu kapsamında tanınmış gazeteciler de gözaltına alındı, tutuklandılar. Yeni bir siyasetin müdahalesi olarak nitelendiriliyor. Savcılar açıklama yaptı ne noktadayız hem demokrasi hem basın özgürlüğü açısından.
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Öncelikle biz hukuka bağlı, hukuk devletine inanan ve kanunlara saygıya inanan bir parti olarak ve bir kişi olarak ben, benim hayatım kaymakamlık, müsteşarlık, bakanlık, baş danışmanlık yani kamu hizmetinde geçti. Benim için kanunlara uymak son derece önemlidir. Birileri bir kanuna uymamayı, başkaları da başka kanunlara uymamayı alışkanlık haline getirirlerse o toplumda bütün insanlar rahatsız olurlar.
Dolayısıyla biz şuna inanıyoruz; Basın özgürlüğü kısıtlanmamalı. Ancak hiç kimseye de imtiyaz sağlanamaz. Ama tanınıyor, nasıl tanınıyor? Milletvekili olunca dokunulmazlığınız oluyor. Neden? Sıradan vatandaş suç işleyince yargıçlar kanun gereği olarak, yakasına yapışabiliyor da, neden milletvekillerinin böyle bir dokunulmazlığı olsun ki? Daha başka dokunulmazlık alanları var, dolayısıyla bu dokunulmazlık ve imtiyaz hiç kimsede olmamalı. Bir basın mensubu eğer kanunlara aykırı bir iş yapıyorsa, onun basın mensubu olması, onun kanunlara aykırı iş yapma özgürlüğünü getirmez. Bu işleri ayırmak lazım. Dolayısıyla burada bizim tutumumuz şu; konusu eğer mahkemeye intikal etmişse bir olayın Türk Ceza Kanunu’nun 289. maddesine göre Anayasa’mızın 136. maddesine göre hâkimleri etkileyecek şekilde sözlü ve yazılı beyanda bulunmaları suçtur, kanun altı aydan başlar iki yıla kadar hapisle cezalandırılır diyor.
Sayın Başbakan son zamanlarda biraz değiştirdi söylemini. Dava açıldığı zaman ‘ben bunun savcısıyım’ dedi. Bir sayın lider de, ‘ben avukatıyım’ dedi. İkisi de suç işledi. İkisinin de suç işlediği belli. Dolayısıyla karışmamak lazım. Ayrıca bakınız bir başka konu var ki, çok gündemden kaçıyor adeta. Birileri çeşitli sebeplerle savcıların oltasına takılmış ya da ağına takılmış, masum mu, suçlu mu oldukları belli olmayan, biz insan olarak masum olduklarına inanıyoruz, masumiyet karinesi dolayısıyla ve biran önce de onların özgürlüklerine, evlerine, çoluklarına, çocuklarına kavuşmalarını istiyoruz. Bunların sırtından siyaset ve ideolojik mücadele yapmak bu insanlara da zarar verdiği için ben doğru bulmuyorum. Ve bu konularda da görüş beyan etmiyorum, Allah kurtarsın inşallah diyorum.
İklim Bayraktar’ın açıklamaları
SUNUCU: İklim Bayraktar’ın açıklamaları ile CHP içinde çok farklı bir tartışma başladı. Siz bunu siyaseten nasıl değerlendiriyorsunuz?
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Şimdi burada tuhaf şeyler oluyor. Tuhaf olan şu. Bakınız yine mahkeme ile ilgili konuşmuyorum. Ne savcıyım, ne avukatım. Ancak, görülmekte olan davalarla, alınan ifadeler ve bulunan belgelerle ilgili olarak, bunların içinden bir şeylerin seçilip basına verilmesini de doğru bulmuyorum.
Türkiye’de insanlar üşüyor..
SUNUCU: CHP’ye yönelik bir komplo tartışması var.
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Gündem saptırma gibi şeyler söz konusu. Söz gelimi bakınız; siz buraya gelirken yürümek zorunda kaldınız. Akşam evinize yürüyerek gidiyorsunuz. Biz Başkent’te yaşıyoruz, 7’de 8’de çıkan arkadaşlarım 3,5 saat sonra evlerine ulaşabildiklerini söylüyorlar. Üstelik arabaları var, bazılarının şoförü de var. Ankara’da yaşıyoruz. Ankara, bir iklim değişikliği yüzünden bakın felç haline geliyor. İklim değişikliğinden ötürü.
Bunun yanında devletin açıkladığı rakamlar var. Bu rakamlara göre halkımızın yüzde 40’ı, insan yaşamasına uygun olmayan evlerde yaşıyor. Yüzde 40 demek 10 kişide, 4 kişi demektir. Demek ki ülkemizdeki on kişiden, dört aile insan yaşamasına uygun olmayan yerlerde yaşıyor. Yine bunların yüzde 37’si, (yani yüzde 40 diyebilirsiniz) ısınamıyor, üşüyor. Şu anda Türkiye’de insanlar üşüyor. Bunun sorumlusu kim? bunun sorumlusu Türkiye’yi yönetenler. Gençlerimizin yüzde 21’i işsiz. İnsanlarımızın yüzde 60’ı borçlu. Şu havada borçlu insanı düşünün. Sabahleyin kalkıyor, sırtında bir borç yükü. Bir de o evde yaşanmazsa, insanlarımız acı çekiyor.
Bütün bunları iklim ortaya çıkarıyor. Ama Türkiye bu iklimi değil, bu meseleleri değil, bir İklim adındaki hanımefendinin, yani birisi ile telefonda konuşurken söylediği sözleri alıyor ve bütün gündemi bunlar kaplıyor. Acaba bunun için mi bunlar ortaya atılıyor diye düşünüyorum. Bir ucube meselesi ortaya atıldı zamlar yapıldı.
SUNUCU: Peki süremiz azalıyor. Aslında geçen hafta çok tartışıldı ama bu hafta Ergenekon konusu ile biraz gölgelendi bir ittifak çalışması Necmettin Erbakan’ın aslında vefatından önce başlayan görüşmeleriniz vardı sonrasında nasıl oldu siz o görüşmelerin sürdüğünü söylemiştiniz çatı saadet partisi olacaktı o konuda bir değişiklik oldu mu? İttifak çalışması ne durumda seçime nasıl hazırlanıyorsunuz.
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Şimdi efendim bakınız; tarihteki Demokrat Parti, Menderes’in Demokrat Partisi, Demirel’in Adalet Partisi, Doğru Yol Partisi, Özal’ın Anavatan Partisi, ben hepsinde varım. Başka yerlerde de varım ama benim burada bulunuşum, bu bakımdan anlamlı. Hem Anavatan Partisi’nde, hem Doğru Yol Partisi’nde. Biz bütün bu geçmişi değerlendirerek ve kendi inançlarımızın da gereği milli, manevi ve insani değerlere bağlı Demokrat Parti olarak demokrat, demokrat, demokrat, alabildiğine demokrat bir parti olarak ortaya çıktık. Halkımıza şunu söyledik; ‘memura işçiye ve emekliye yüzde 50 zam yapacağız, kaynakta var’ dedik. Ve birçok vaatlerde bulunduk, bulunuyoruz, esnafı, köylüyü destekleyeceğiz dedik, kobileri destekleyeceğiz dedik. Bugün Türkiye’deki kobiler, imalat sanayindeki yani üretici kobilere Avrupa’nın verdiği desteğin 400’de 1’i kadar destek veriliyor.
“Kimseye, ‘bizimle ittifak yapar mısınız’ diye başvurmadık.”
Şu hale bakın? Yani bütün bunları bir noktaya getiriyoruz ve diyoruz ki, ‘biz seçimlere giriyoruz, hazırlıklarımızı yaptık, kendimizi anlatacağız, meydanlara ineceğiz, kimsenin yapamayacağı mitingleri yapacağız, iktidara geleceğiz.’ Bütün bunlarla birlikte yolumuzda yürüyoruz.
Biz kimseye, ‘bizimle ittifak yapar mısınız’ diye başvurmadık. Bize, ‘ittifak yapalım’ diyenler oldu. Bunlardan birisi Saadet Partisiydi. Birisi Türkiye Partisiydi. Hiç de bize ters gelmeyen, yani bunlarla birlikte olduğumuz zaman daha gür bir sesle, bunlarla sesimizde çok büyük farklar yok, farklar var ama çok büyük değil, dolayısı ile ‘birlikte seçime girersek tek başımıza iktidara gelebiliriz topluca gelebiliriz’ diye öyle bir çalışma var.
Çalışmalar devam ediyor, çatı meselesi çözülmüş değil. Yani zaten sıkıntı orada. Şuna geldik, Saadet Partisi’nde mi olsun, Demokrat Parti’de mi olsun. Biz diyoruz ki; şu sebeplerle Demokrat Parti’de olmalı. Buna mukabil, Saadet Partisi diyor ki, ‘Saadet Partisi’nde olmalı.’
Dolayısı ile bu görüşmeler devam ediyor. Ama dedik ki; ‘şu çatıdan biraz aşağıya inelim, duvarlara bakalım. Sonra çatıya yine tırmanırız. Şimdilik görüşmeler devam ediyor. Ama ne sonuçlanmış bir şey var, ne de bitmiş bir şey var. Ayrıca olabilir ama hiçbir mecburiyetimiz yok, olumlu gidiyor. Biz tek başımıza iktidara gireriz. Ve inşallah sonuç alırız. Bu inançla bir yola çıktık. Önce teşkilatımız ayağa kalktı. Zaten teşkilatımız ayağa kalktığı anda, iş bitti demektir. Bizim teşkilatımız çok güçlü ve inşallah iktidara geleceğiz.
SUNUCU: Peki çok teşekkür ederiz katıldığınız için. Demokrat Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek ile konuştuk, ‘ittifak çalışmaları sürüyor’ dedi. Ama çatı konusunda görüşmelerin devam ettiğini açıkladı