Adana Kadın Kolları 2.Başkanı Çiğdem Akça, artan kadın cinayetleri konusunda bir açıklama yaptı 01.03.2011-10:26

“Kadın cinayetlerinin önüne geçin.”

“Hükümetin ciddi önlemler alması için daha kaç kadının öldürülmesi gerekiyor? Yurttaşların ‘yaşam hakkını korumak’ birinci önceliğimizdir. AKP hükümetinin ilgili bakanlığını konu ile ilgili acil önlemler almaya ve caydırıcı, ağır cezalar ihtiva eden kanunlar çıkarmaya davet ediyoruz.”


(DP Basın Merkezi- 1 Mart 2011) Adana Kadın Kolları 2.Başkanı Çiğdem Akça, artan kadın cinayetleri konusunda bir açıklama yaptı ve “Hükümetin ciddi önlemler alması için daha kaç kadının öldürülmesi gerekiyor? Yurttaşların ‘yaşam hakkını korumak’ birinci önceliğimizdir. AKP hükümetinin ilgili bakanlığını konu ile ilgili acil önlemler almaya ve caydırıcı, ağır cezalar ihtiva eden kanunlar çıkarmaya davet ediyoruz.” Dedi

Akça bu konuda şunları söyledi:

“AİHM’ DE mahkûm edildik”

”Korunma talebi ile kolluk güçlerine başvuran kadınlar, oturduğu ilden alınarak başka illerdeki sığınma evlerinde korumaya alınmalıdır. Ancak devlet koruması altına alınarak her geçen gün artan kadın cinayetleri önüne geçilebilir.

AİHM (Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi), 9 Haziran 2009 tarihinde verdiği Opuz-Türkiye kararı ile bir davada, aile içi şiddeti engelleyemediği ve kadına karşı ayrımcılığı ortadan kaldırmak için gerekli önlemleri almadığı gerekçesiyle, ilk kez bir devleti suçlu bulmuştu.

Avrupa Konseyi üyesi 47 ülke için de emsal niteliğinde olan ve aile içi şiddet konusuyla ilgili uluslar arası mekanizmaların kullanılmasına örnek oluşturan bu kararın temel gerekçesini, Türkiye Devleti’nin şiddet mağduru kadınları korumak için yeterli önlemleri almaması ve yasaların uygulanmasındaki eksiklikler oluşturmaktadır.

Bugün, Mart–2011 tarihindeyiz. AİHM’ de mahkûm edilmemizin üzerinden 20 ay geçti. Ama geçen bu süre zarfında, hala aynı yerde durduğumuzu konu ile ilgili herhangi bir uygulama yapılmadığını görüyoruz. Yeni davalar açılarak yine suçlu bulunmamız mı gerekiyor.

Hemen her gün basından takip ediyoruz eşleri veya yakınları tarafından öldürülen kadınların cinayet haberlerini, üstelik bir kısmı can güvenliği tehlikesi olduğunu bildirmesine ve korunma talebinde bulunmuş olmasına rağmen hiçbir tedbir alınmamış. Korunma talebi ile kolluk güçlerine başvuran kadınlar oturduğu ilden alınarak başka illerdeki sığınma evlerinde korumaya alınmalıdır. Ancak devlet koruması altına alınarak her geçen gün artan kadın cinayetleri önüne geçilebilir.

Ankara’da 26 Şubat 2011 Cumartesi günü, Yüksel Caddesinde, Halkevleri’nin organ bağışı standını kaldırmak isteyen sivil polisler, genç bir kadını doyasıya dövdüler. Bu kadının suçu, insanlara iyilik yapmanın en açık karşılığı olan organ bağışının önemini ve bunun ne kadar yüce bir duygu olduğunu anlatmaktı sadece. Hepimiz o kadına, sivil bir polisin art arda attığı yumrukları dehşetle izledik. Kadına yönelik bu şiddetin, adalet ve güven duygusunun giderek yok olduğu tam da bu dönemde arttığını kaygıyla izliyoruz. Nasıl bir ülkede yaşıyoruz ki, son yıllarda 40.000 polise, kadına yönelik şiddet eğitimi veriliyor. Polisin kadına karşı şiddete “0” tolerans göstereceği, bizzat İçişleri Bakanı ve Kadından Sorumlu Bakan tarafından gururla açıklanıyor. Ama hemen her gün, kadınlara hakaret, tehdit, dayak, cinsel taciz, tecavüz, yaralama, öldürme gibi sayısız şiddet uygulamalarına şahit oluyoruz. Şiddet mağduru olan

Kadınların ilk başvuru yeri karakollardır, polislerdir. Oysaki kadını şiddete karşı koruyacak olan kesim ona bizzat kendisi şiddet uyguluyor.

Yaklaşık bir hafta önce yine aynı olayı “Opuz davasında” yaşanan can güvenliği tehlikesi olduğunu güvenlik güçlerine bildirmesine rağmen koruma tedbiri alınmayan Necla Yıldız, 22 yerinden bıçaklanarak otobüs durağında onlarca kişinin gözü önünde öldürüldü. Annesini kurtarmak isteyen oğlu da yaralandı. Bizlerde mobese kameralarından olayı tekrar tekrar dehşetle izledik”
Sayfayı Paylaş: