Genel Başkan Zeybek, Haber Türk Televizyonu’nda Didem Arslan Yılmaz’ın sunduğu,”Gün Ortası” programında soruları cevaplandırdı: ( 07.04.2011 )

“Ben sağın lideri olmaya en uygun kişiyim.”

“İttifak meselesi DP çatısında olursa olur, olmazsa biz kendi gücümüzle, teşkilatımızla, fikriyatımızla neyimiz var neyimiz yok seferber ederek Meclis’e girmenin ve şu hükümetin açtığı belaları önlemenin yolundayız ve yolumuza devam ediyoruz.”

(DP Basın Merkezi – 7 Nisan 2011) Genel Başkan Zeybek, Haber Türk Televizyonu’nda Didem Arslan Yılmaz’ın sunduğu,”Gün Ortası” programında, “Ben sağın lideri olmaya en uygun kişiyim.”dedi.

Zeybek soruları şöyle cevaplandırdı:

DİDEM YILMAZ: Partiler için süre giderek daralıyor. Listeler Pazartesi günü saat 17.00’ye kadar teslim edilecek. Sağda birlik için SP, DP ve Türkiye Partisi arasında görüşmeler vardı. Demokrat Parti Genel Başkanı Sayın Namık Kemal Zeybek konuğumuz. Sayın Başkan hoş geldiniz.

Süre daralıyor, biraz başa dönmek istiyorum Allah rahmet eylesin. Erbakan’ın son projesi olduğu söyleniyor, sağda ittifakın. RP’den sonra Abdüllatif Şener’in, Sayın Tansu Çiller’in bazı açıklamalarda bulundular, Sayın Kamalak da söyledi. Siz de bir görüşme yapmış mıydınız Sayın Erbakan’la?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: İttifak sözleri benim genel başkan olmamdan önce vardı, sonra da sürüp gitti. Biz bu arada çok ilginç projelerimizi sunduk. Mesela hiç kimsenin söylemediği zorunlu askerliğin kaldırılması, tarihimizde de böyleydi dedim. Zorunlu askerliğe lüzum yok 1840’a kadar bizde zorunlu askerlik yoktu ve 1914’e kadar da yedek subaylık yoktu. Almanların dayatmasıyla geldi ve bizim okumuş gençlerimiz maalesef Çanakkale’de kırdırıldı. Bugün Avrupa’nın hiçbir ülkesinde zorunlu askerlik yok. Meslekten askerliğe, profesyonel askerliğe geçildi.

Bunun yanında diyoruz ki, ‘şehitler ölmez, vatan bölünmez’. Biz bunu söyleyenler, şehitleri öldürüyoruz. Eğer şehitler ölmezse terfi ederler. Diyorum ki, askerlerden, polislerden ve kamu görevlilerinden şehit olanlar sanki ölmemiş gibi terfi etmeliler. Bu İran’da var. İran’da Tebriz’e gittiğim zaman ev sahibinin oğlu Babek, babası Irak savaşında Teğmenken şehit olmuş. Ama Orgeneral maaşı alıyordu dul eşi ve Babek. İran yapıyor da biz neden yapmayalım.

Orta sınıfı yeniden oluşturmalıyız, orta sınıf oluşmazsa demokrasi olmaz diyorum. Demokrasi için de lazım, toplumun sağlığı için de lazım. Modern yönetim tekniklerine göre devleti yeniden yapılandırmak lazım diyorum. Çağı yakalamanın birinci şartı budur.

Bu ittifak sözü gündemimizin 17. maddesi. İttifak sözü topumun ilgisini çeken bir konu olduğu için bizim bu görüşlerimizi televizyonlara ve basına ve kamuoyuna taşınıyoruz. Birkaç söz söyleyerek ne kadar farklı bir görüşle ve programla ortaya geldiğimizi söylemeye çalışıyoruz.

DİDEM YILMAZ:İttifaktan yararlanıyorsunuz yani.

NAMIK KEMAL ZEYBEK: İttifak sözü bize yaradı. Çünkü o ittifak sözünü ben kullandım, onu bir araba yaptım onun üzerine kendi programlarımızı, projemizi koydum ve bu yolla bir şeyler anlatabildim. En azından biz iktidara gelirsek işçiye, memura ve emekliye yüzde 50 zam vereceğiz sözünün inanılmaz bir şekilde toplumda yaygınlaşmasını sağladık. Biz dedik ki, ittifakın birinci şartı budur. Dedik ki, ittifak yapacaksak önce bunun temelinden başlayalım. Biz onlarla ortak olduğumuz bir dönemde yüzde 120 zam yapmıştık. Böyle bir ortak ve güzel bir işimiz de vardı.

Sayın Erbakan 54. hükümette benim Başbakanımdı. Ben de hükümet sözcüsü ve devlet bakanıydım. Dolayısıyla biraz daha yakın görüşme durumumuz vardı diğer bakanlara nazaran. O dostluğumuz sürüp gitti. Bu arada benim genel başkan olduğum 15 Ocak tarihli büyük kongreden bir ay önce kendisinin evinde bu konuda bir görüşmemiz oldu. Zaten hocamız evinde çalışıyordu. Evinin alt katı büyük bir salon, hem toplantı yeri, hem ibadet yeri. Çay içmeye çağırırdı zaman zaman giderdik. Yine çay içmek için gittim Ufuk Söylemez orada Demokrat Parti adına çağırılmıştı Genel Başkan çağırmıştı bu konu açıldı. Ufuk Bey, doğru bir şey söyledi, “Biz ittifaka taraftarız ancak bu ittifakın netice alması için Demokrat Parti çatısında olması lazım. SP çatısında olursa bundan bir sonuç alamayız” dedi. Sayın Erbakan, “Görüşelim” dedi. Görüşmeler devam etti. O beni de DP’li olarak değil ayrı yazmış kişiler olarak. “Sizin partideki göreviniz nedir” dedi. “Ben Anavatan Partisi ve Doğru Yol Partisi’nin birleşmesi ile oluşan Demokrat Parti’nin hani şu sakin duran bir Kırat var, Çankaya İlçesi Ankara ili delegesiyim.” O anda gülüştük tabii partideki görevim buydu ama demokrasinin güzelliğine bakın ki, teşkilat, Çankaya ilçesinden delege olan bir insanı götürüp Genel Başkan yapıveriyor.

DİDEM YILMAZ: Bu görüşmeden sonra Sayın Erbakan hayatını kaybetti. Şimdi tekrar sağda ittifak görüşmeleri olduğu belirtiliyor. Zannediyorum problem çatı. Sayın Kamalak bizim partiye gelsin diyor, siz diyorsunuz ki bizim partiye gelsin. O zaman sağda ittifak olmayacak herhalde?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Olacak ve Demokrat Parti çatısı altında olacak. SP’nin geleceğini umuyoruz, hiç ümidimizi kesmeden bekliyoruz. Sayın Abdüllatif Şener, çatı SP olsun diye ilan etmişti çok öncelerden. O sanıyorum kendisini SP’ye tabii olarak yakın hissediyor. O damardan ayrılmış değerli bir insandır. Çatı da niye çatışıyoruz? Şimdi ince düşünmeyen insanlar şöyle düşünebilir, nedir bu çatı meselesi, niye bu kadar önemli? Bir araya gelsinler de ülkeyi şu içinde bulunduğu sıkıntılardan ve şu hükümetten kurtarsınlar diye düşünen çok insan var.

DİDEM YILMAZ: Amacınız Meclis’e girmek değil mi?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Evet Meclis’e girmemiz lazım ki, bu iktidarı düşürelim. Burada şöyle bir şey var, bu bir proje, bunu yapmak için birkaç yol var. Bunlardan birisi ben söyledim dedim ki, mesela MHP ile. Neden MHP? Çünkü MHP’nin şu anda grubu var. Yoksa MHP’ye kimsenin aşık olduğu filan yok. Şu anda grubu olan bir siyasi partiden söz ediyoruz. Dolayısıyla onun çatısı altında olursak sonuç almak açısından daha başarılı oluruz. Mesele bu, sonuç almak. Eğer MHP girmeyecekse ki, öyle anlaşılıyor. Olabilir yolları açık olsun, biz yolumuza devam ederiz.

DİDEM YILMAZ: Hiçbir görüşme olmadı mı?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Sadece ben selam gönderdim. Benim MHP’liliğim de var, Demokrat Partililiğim de var, Adalet Partililiğim de var. Ben aslında sağın lideri olmaya en uygun kişiyim. MHP bu görüşme teklifimize herhangi bir karşılık vermedi.

DİDEM YILMAZ: Peki ittifaklar partilere yarar getiriyor mu?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: İttifaklar esasında vatanı düşünmezsek, particiliği düşünürsek, sözlerimizde samimi değilsek, mesela bu iktidarın Türkiye’yi bölünmeye götürdüğü konusunda ben samimi kanaatimi söylüyorum, bu iktidar Türkiye’yi bölünmeye götürüyor, çok açık, bilmeyerek.

DİDEM YILMAZ: Hükümet diyor ki, demokratik açılım yaparak bölgedeki sesler çok yüksek biliyorsunuz, ‘biz bazı haklarımızı elde etmek istiyoruz’ denildi. Hükümette bazı adımlar attı TRT 6’yı açtı mesela. Hükümetin bu adımları bilmeyerek ülkeyi bölünmeye mi götürdüğü iddiasındasınız?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Yani sonunda gerçek ihtiyaç olmasa da hissedilen bir ihtiyaç olarak böyle bir konu var. Hükümet bu konuda attığı her adımla ülkeyi bölünmeye götürüyor. Yani Kürt açılımı denildi, anlaşıldı ki, bu PKK açılımıymış. PKK’yı razı ederek, ikna ederek herhangi bir ad vererek durdurmanız mümkün değil. Onun ne dediği belli, çok açık. Yapmamız gereken şey, PKK’nın kullandığı ortamı ortadan kaldırmak. Bunun için ben mesela bizim projelerimizde bu mesele ile ilgili olmayan tarımı destekleyip dirilttiğiniz zaman, hayvancılığı dirilttiğiniz zaman esnafı dirilttiğiniz zaman, Güneydoğu’ya yeniden devlet yatırımı yaptığınız zaman, fabrikalar kurduğunuz zaman, oradaki PKK’nın asıl beslenme kaynağı olan bataklığı yani işsizliği olabildiğince azalttığınız zaman, PKK’ya kolayca militan verme imkanı kalmaz.

DİDEM YILMAZ: BDP’nin eş başkanı Gülşen Kışanaklı diyor ki, “Annemden öğrendiğim dili konuşmak istiyorum ve onu unutmak istemiyorum” diyor. Bununla ilgili ne düşünüyorsunuz?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Bu arkadaşların yarısı Kürtçe bilmiyor, zazayım diyor zazaca bilmiyor. Bu ne demek? Niye bilmiyorlar? Ben Kazakça, Kırgızca, Türkmence biliyorum, Türkiye’de İngilizce bilen bir çok insan var bunları hep devlet mi öğretti? Yani bu kadar önemliyse niye zahmet edip kendileri öğrenmiyorlar, mesele demek ki, bu değil. Şunu söyleyeyim, ben DP Genel Başkanı olarak, Anavatan Partisi’nde genel başkan olmaya bir adım kalmışken olamamış bir insan olarak söylüyorum, 1982’de 5 kişilik kalabalık meclisimizin yani konseyin çıkardığı bir yasa vardı Türkçe’den başka dille konuşmak yasaktır diye. O yasağın kaldırılması için Meclis’te mücadele etmiş ve benim yaptığım konuşmalar sonucunda o yasa geçmiş bir kişiyim ben.

DİDEM YILMAZ: Listeler ne durumda, 4 gün kaldı.

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Bu sabah yine genel başkan yardımcımız seçim işleri bakanımız Osman Bey’le konuştum, oturduk son şekillerini veriyoruz dedi. Seçim bildirgemizi hazırladık, seçim bildirgemizde klasik sözlerin dışında şu anda Türkiye’de hiçbir siyasi partinin gündeme getirmediği çünkü bilmedikleri konuları da oraya koyduk, güzel bir seçim bildirgesiyle seçime hazırız. İttifak meselesi DP çatısında olursa olur, olmazsa biz kendi gücümüzle, teşkilatımızla, fikriyatımızla neyimiz var neyimiz yok seferber ederek Meclis’e girmenin ve şu hükümetin açtığı belaları önlemenin yolundayız ve yolumuza devam ediyoruz.

DİDEM YILMAZ: Sayın Başkan çok teşekkürler, yolunuz açık olsun.

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Sağolun.
Sayfayı Paylaş: