9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, CHP’yi desteklediği iddialarına cevap verdi 06.06.2011-12:31

“CHP’yi desteklediğim Hayal ürünüdür.”

“Erdoğan’ı ciddiye almıyorum. Mecbur bırakılırsa, Kırat otobüsünün üzerine çıkar, meydan-meydan dolaşırım. İşte o zaman, o adam kaçacak delik arar!” dedi.

“DP davası büyük bir davadır. Bu misyon hala aranan bir misyondur. Misyon, herkesi kucaklayan uygar bir misyondur.”

“ Sayın Namık Kemal Zeybek, ANAP ve DYP’de bakanlık yapmış, bilgi ve birikimi olan, saygın bir politikacı. Benim cumhurbaşkanlığım döneminde de başdanışmanlığımı yapmıştı. Onun başarılı olacağına gönülden inanıyorum.


(DP Basın Merkezi- 06 Haziran 2011)- 9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, CHP’yi desteklediği iddialarına cevap verdi. “CHP’yi desteklediğim, hayal ürünüdür” diyen Demirel, “Erdoğan’ı ciddiye almıyorum. Mecbur bırakılırsa, Kırat otobüsünün üzerine çıkar, meydan-meydan dolaşırım. İşte o zaman, o adam kaçacak delik arar!” diye konuştu.

Demokrat Parti davasının “büyük bir dava” olduğunu da tekrarlayan Süleyman Demirel, “Bu misyon hala aranan bir misyondur. Misyon, herkesi kucaklayan uygar bir misyondur. Sayın Namık Kemal Zeybek, ANAP ve DYP’de bakanlık yapmış, bilgi ve birikimi olan, saygın bir politikacı. Benim cumhurbaşkanlığım döneminde de başdanışmanlığımı yapmıştı. Onun başarılı olacağına gönülden inanıyorum.” diye konuştu.

9. Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel, Hergün Gazetesi’ne yaptığı açıklamada şunları söyledi:

Soru: Merkez sağ, sizden sonra önemli bir varlık gösteremedi. Acaba, toplumdaki karşılığını mı yitirdi, yoksa daha radikal kararlar mı bekliyorlardı ki, ANAP ve DYP tabanı AKP’yi iktidar yaptı?

Konjüktür var. Particilik ticarethane değildir. Burada birşey varsa yanındayım, yoksa yanında değilim olmaz. Konjüktür oraya geldi ki, bizim savunageldiğimiz düşünceler orada duruyor. Bizim fikirlerimizi savunan insanlar da duruyor. Ama rey’de, dalgalanan bir kitle vardır. Bu dalganan kitle bugün buraya gider, yarın öbür tarafa gider. Bize oy veren kitlenin önemli bir kısmı bunların arkasına gitti.

Soru: Sizin kurduğunuz, ülkeye de büyük hizmetler yaptığınız; sayesinde başbakan ve cumhurbaşkanı olduğunuz DYP ve şimdiki DP’nin iktidar olması için, tavsiyeleriniz neler olacaktır?

Şimdi bana gelince, ben yardımcıyım, ama vasi değilim. Yani şunu söylemek istiyorum; muhalefetin yeşermesini canı gönülden istiyorum.

1) Türk demokrasisi bakımından istiyorum.

2) Arkada bıraktığımız 40 yıl bakımından istiyorum. 40 yıl benim şahsi hayatımdır, bu ülkenin hizmetine verilmiş benim şahsi hayatımdır. Benim ömrümdür 40 yıl. Benim ona alakasız kalmam düşünülebilir mi? Ama, ‘sen çekil, sen de şu tarafa çekil, sen gel kardeşim’ demek gibi bir durum, benim için yanlış olurdu. Ben ortamını sıcak tutmak istedim. Buyurun kongreye yapın, yaptılar. Gayet düzgün de kongre yaptılar, çalışmaya koyuldular. Şimdi burada diğer siyasi partilerde olandan farklı bir şey yok. Partinin delegeleri var partinin teşkilatları var. Partinin kuralları var. Kalıcı olanlar partinin teşkilatları, delegeleri ve partiye mensup olan insanlar. Partiye rey veren insanlardır. Bunlar duruyor ve partinin esas sahibi bunlar.

Şimdi ne olacaktır? Şimdi derlenme, toparlanma olacak. Kanaatimce iki ayrı parti, ANAP ve DYP meselesi bitmiştir. Bugün söz konusu ve var olan sadece Demokrat Parti’dir. Herkes bir partilidir.

Soru: Size göre DP bu seçimde nasıl bir başarı gösterir?

O gösterecekleri çabaya bağlı. Önceden yapamazlar demek mümkün değil. Yapmak için gayret sarf edeceklerdir. Yapabilirlerse başarmış olurlar. Aslında siyaset de başarıdan anlar. Söyledim; siyaset bitmez, bugün olmaz yarın olur, bir hedef tutulamazsa bir diğeri tutulur.

Siyasi parti güç, kudret ithal edemez ki!.. Nasıl kazanacaktır? Halka gidecektir ve diyecektir ki, ‘Ey ahali işte benim misyonum şu... Arkama düşün...’ Bunu ne kadar iyi söyleyebilirse, ne kadar halkı ikna edebilirse, o kadar başarılı olacaktır.

Demokrat Parti’de büyük bir kadro var. Parti’yi zaten sadece önde görülen teşkilatlar olarak almamak lazım. Partinin çok taraftarı var. Yetişmiş çok insanı var. Gençler var, orta yaşlılar var, kadınlar var. Partide tam bir tecrübeli kitle var.

Tecrübeli bir parti. Avrupa’nın en tecrübeli partilerinden birisi. Netice itibariyle bu tecrübe o partinin içinde var. Bunları meydana çıkarıp hizmete sevk etmek lazım. Bu da söylediğim gibi, görev alanların başarı ve kabiliyetine bağlı. Yalnız burada değil, her partide öyle. Her görev alan da öyle.

“Zeybek, başarılı olacaktır”

Soru: Demokrat Parti Genel Başkanı sayın Namık Kemal Zeybek’in çalışmalarını nasıl buluyorsunuz? AKP’ye giden merkez sağ oyları geri alabilecek mi?

Sayın Namık Kemal Zeybek, Adalet Partisi (AP) Gençlik Kolları’ndan gelir. Daha sonra Milliyetçi Hareket Partisi’nde görev yapmış, ANAP’da milletvekili ve bakanlık yapmıştır. 1991 sonrasında ben kendisini DYP’ye aldım ve önce benim başbakanlık zamanımda danışmanlığımı yaptı. Daha sonra, cumhurbaşkanlığım döneminde köşk’te de danışmanlığımı yaptı. Kendisine büyükelçi payedesini de ben verdim. Sovyet sistemi çöktükten sonra Orta Asya’ya benimle birlikte çok geldi-gitti. Bana da çok yardımcı oldu. DYP’nin ortak olduğu hükümette de, DYP’yi temsilen bakanlık yaptı. Sonra, Yesevi Üniversitesi’nin uzun süre mütevelli heyeti başkanlığını yaptı. Yani, geçmişi dolu background (kişisel altyapı) istiyorsanız orta yerde background’u var. Tecrübesi var. Dilerim ki, hevesle ve başarıyla bu görevi yürütsün. Karamsarlığa gerek yok. Başarılı olacağına gönülden inanıyorum.

Soru: DP’liler, ‘40 yıl peşinden koştuğumuz Demirel’in CHP’yi destekliyormuş’ demeleri, bizi çok mahcup etti. Kimsenin yüzüne bakamıyoruz. DP bir baraj sorunu yaşarsa, sorumlusu Demirel’dir’ diyorlar.

Ne yapıyormuş da destekliyor muşum? Ben giderim, meydan-meydan konuşurum. Şehir-şehir dolaşıp konuşurum. Hayır ne yapıyorum da destekliyor muşum? Ben siyaset yapsam burada oturur muyum?

Soru: CHP’yi desteklemediğinizi göstermek için Sayın Zeybek, “Kırat otobüsü ile bir Ankara turu yapalım” dese, seçim otobüsüne biner misiniz?

Ona mecbur kalırsam yaparım. İnşallah ona mecbur kalmam diyorum. Ben halkımı seviyorum. Bana inananlar bana inanmaya devam etsin. CHP’yi desteklediğim konusunda söylenenlerin tamamı hayal ürünüdür.

Soru: Demokrat Parti tabanına bir mesajınız var mı?

Demokrat Parti tabanı benim mesajımı beklemez. Onlar ne yapacaklarını bilirler.

Soru: Türkiye’nin merkez sağa ve Kırat’a ihtiyacı var diyebilir miyiz?

Türkiye’nin ve Türk milletinin bu misyona ihtiyaç vardır.

Soru: Sizin Mehmet Haberal’ın mağduriyetini milletvekili seçilerek önlemek için Kılıçdaroğlu’na ricada bulunmanız halk tarafından “Demirel CHP’yi destekliyor” şeklinde algılandı.

Ben baştan beri söyledim, benim seçimlerle olan ilgim herhangi bir vatandaşın ilgisinden farksız. İstediğim, memleketimde huzur olsun, sükûnet olsun, adil seçimler olsun. Vatandaş memnun ise, başındaki idareden, ona izin verebilir yeniden. Memnun değilse değiştirsin. Şikâyetler, oflar-püflerin çaresi sandıktır. Ben Türkiye’de haksızlıklara karşıyım. Benim zaten siyasi kariyerim odur. Eğer 1960 ihtilalı olmasaydı ben bu siyaset içinde olmazdım. Yani, 1960 ihtilalında rahmetli Adnan Menderes ve arkadaşlarına yapılan muameleyi hazmetmediğim için, Türkiye’ye büyük kötülük yapıldığı için ben siyasete girdim. Ben her türlü haksızlığa karşıyım. İnsanların evlerine gece yarısı girip darmadağın edilmesine, polis merkezine götürülmesine, sonra suçunun ne olduğu bilinmeden aylarca orada tutulmasına karşıyım. Sadece benim değil, herkesin karşı olması lazım. Eğer ben yanlış yapıyorsam o başka mesele. Eğer, bir ülkenin insanları haksızlığa karşı çıkmayacaksa, bir gün onların başına bu dert gelir. İnsanlara lazım olan hak, herkese lazımdır. Bana dokunmayan yılan bin yıl yaşasın derse kişi, bir gün yılan ona da dokunur. Ben yıllardır vatandaşlarıma şunu söylüyorum, yanlış bir şey görüyorsanız düzeltin. Elinizle düzeltin. Hz. Peygamberin dediği gibi, ‘Yanlış bir şey görüyorsanız elinizle düzeltin. Gücünüz yetmiyorsa dilinizle düzeltin. Ona da gücünüz yetmezse buuz (kaşlarınızı çatın) edin.’ Yanlış bir şey görüp de, hiç birşey yapmama hali, o yanlış işi yapanların işine iştiraktir.

Mehmet Haberal sadece benim dostum değil, ben gayet tabi ki Haberal’ın hakkını ararım ama, onun başına gelen herhangi bir vatandaşın başına gelse onu da ararım. 2,5 yıl oldu, suçunu söylemediler. Şimdi burada benim Haberal hakkında takındığım tavırla, başka bir mana çıkarmak mümkün değildir. Ötesi demagojidir. Ben meydanlara çıkmıyorum, beyanat vermiyorum, yazı yazmıyorum. Ben nasıl destek oluyorum başka partiye? Bu kadar tanıdığım, bildiğim insan onlara birşey söylemiyorum. Fakat, onlar böyle yaparak beni CHP destekliyor haline getirdiler. Beni itham etmek suretiyle getirdiler. Benim bu hadisede rolüm yok.

Soru: CHP kendisini değiştirdi imajı veriliyor. Sayın Demirel’le görüşerek Türkiye’de CHP’nin gerçekten değişmiş gösterilmeye çalışıyor. Buna ne diyorsunuz?

Bu benim meselem değil. Ben 17 yıldan bu yana, Cumhurbaşkanlığı dahil, siyaset üstüyüm. Parti politikası üzerindeyim. Ben Türkiye’de demokrasi iyi işlesin istiyorum. Muhalefeti muhalefet gibi olsun, iktidarı iktidar gibi olsun istiyorum. Ben muhalefetini şöyle yapın, iktidarını böyle yapın deme durumunda değilim.

Soru: Sayın Başbakan, sizi ‘CHP’nin milli şefi’ olmakla suçladı. CHP ezeli rakibi Demirel’i ‘şef’ yapar mı?

Bence de olmaması lazım. Beni rahatsız edici bir durum yoktur. Benim herşeyim açık. Eğer benim söylediğim sözlere itirazı varsa, onu her zaman yaparlar. Ben her zaman çok fazla siyasi söz söylemiyorum. Daha çok olaylarla ilgili şeyler söylüyorum. Türkiye’nin düzen partilerin takipedegeldiği, bizim takipedegeldiğimiz, kalkınmamıza, birliğine, beraberliğinin, bugüne kadar yaptığımız hizmetlerin devamını bekleriz. Niçin rahatsız olur bilmem. Kendisi bilir. Tartışmaya girmek istemiyorum. Aslında, her söylenen lafa verecek cevabım vardır. Ciddiye almıyorum, ciddiye alsam cevap veririm.

Soru: Son zamanlarda ordu’nun üzerine çok gidildi. Adeta ‘Ergenekon’ ile özleştirildi...

Türkiye Cumhuriyeti kanunlarında imtiyaz yoktur. Suç varsa suçun üzerine gidilmelidir. Ama, bu üzerine gidilme hadisesi, devletin vazgeçemeyeceği bir kurumu küçültecek şekilde olmamalıdır. Kurum suçlu olmaz. Suç varsa kişilere aittir. Kişileri suçlandıracağız diye, kurumu zedeleyemezsiniz. Kurum zedelenmiştir. Yanlış olan budur. Yanlış bir şey. Bakın, asker milletin askeridir. Milletin ordusu bu. Subayına bakarsın, işçi çocuğu, öğretmen çocuğu, çiftçi çocuğu da var. Çoğu yoksul ailelerden gelir. Askerine bakarsın, bunun içinde her kesimden vardır. Bunun içerisinde kusur işlemiş kişi varsa, o kusurun kayıtlarını istersiniz. Bunun tümünü eğer kötülemeye kalkarsanız, ülkeye kötülük yapmış olursunuz. O vatanperverlik değil.

Soru: MHP adayları için ortaya çıkarılan kaset konusuna ne diyorsunuz?

Çok ayıp. Başka söze gerek yoktur.

“Yunanistan’ın Eşek ve Bulamaç adalarını iskana açmaları vahimdir.”

Soru: Sayın DP Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek’in gündeme getirdiği Eşek ve Bulamaç Adası problemi var. Bu konudaki görüşleriniz nelerdir?


Ege denizinde küçüklü-büyüklü 800 tane ada var. Kıbrıs ve Malta hariç, bunların tamamı Yunanistan’ın elindedir. Bunların tümü zamanında Osmanlı’nın elindeydi. Fakat, Yunanlılar çeşitli fırsatlardan yararlanarak eline geçirdiler. Roxan Ayres dedikleri kayalar ve adacıklar diye, 800 yakın kayalar ve iskan edilmemiş adalar var. Bunların statüsü tartışmalıdır.

Soru: Bu adalar, ABD’nin ve İngiltere’nin düzenlediği haritalarda da Türkiye’ye ait olduğu gösteriliyor.

Şimdi, bizim-sizin olabilmesi için anlaşmaların olması lazım. Anlaşmalarda bunlardan bahis yok. Bu Kardak hadisesi olduğu zaman tartışmaya geldi. Bu 800 tane Roxan Ayres dedikleri kaya ve adacıkların 130 tanesinde oturabilecek durumlar var. Bunların çoğuna Yunanistan bayrak çekmiş. Yani orta yerde. Türkiye ile Yunanistan arasında Ege sorunu dendiği zaman bir sorun da bu var. Yani, iskan edilmemiş adacıklar ve kayacıklar var. Statüleri üzerinde mukavele olmayan kayalar. Görüşülecektir iki devlet arasında. Bence münferit mesele değildir. Yunanistan’ın Eşek ve Bulamaç adalarını iskana açmaları vahimdir. Bu davranışları gelecekte iki ülke arasında ciddi sıkıntılara yol açacaktır.

“Türk Devleti, vatanı, milleti tektir.”

Soru: Siyaset iki partili sisteme zorlanıyor. Arkasından da federasyon ve başkanlık sistemi gündeme getirilecek. Türk halkı buna sizce hazır mıdır?


Burada hazırdır, hazır değildir tartışması olmaz. Demokrasiyi kabul ettiğiniz zaman, halka şunu yapın, bunu yapmayın denmez. Seçim dendiği zaman sandığın içinden ne çıkacağını siz önceden tayin edemezsiniz. Sandıktan ne çıkarsa siz ona uymak zorundasınız. İki parti çıkarsa iki parti olur. Sandıktan başkanlık sistemi çıkarsa başkanlık sistemi olur. Ama bunun hepsinin milletin hür iradesiyle olması lazımdır. Dürüst ve baskısız seçimler, halkın vicdanın ve zihninin hür olduğu seçimlerle yapılması lazım. Demokrasi işleyerek bu neticilerin yapılması lazım. Demokrasi kullanılarak bu neticelere değil, işleyerek yapılmalıdır. Ona herkes uyacak.

Soru: Federasyon sistemi, Türk halkının ve topraklarının bölünmesine yol açar mı?

Türkiye, Misak-ı Milli sınırları içerisindeki Türkiye’nin, toprak bütünlüğünün ihlaline razı olmaz. Türk devleti tektir, vatanı da, bayrağı da tektir Türkiye’de. Böyle birşeye razı olacağı şeklinde en ufak bir imaya dahi razı olunmaz. Bu çeşit şeyler sadece konuşulan şeylerdir.

Soru: Böyle bir tehlike olmaz mı diyorsunuz?

Tehlike olur, ama tehlikenin sözden fiile geçmesi mümkün olmaz. Şöyle, tehdit olur, ama tehdit bir yere varmaz.

Soru: Güneydoğu’da tüm baskılara rağmen iki milyon oy alan BDP, 75 milyonluk Türkiye Cumhuriyeti devletini, iktidar desteği olmadan, ya da yabancı desteği olmadan bölebilir mi?

Kimse gelip dışardan sizin memleketinizi bölemez. Türkiye’nin çoğunluğu, bu bölücülükten bıkar da, “lanet olsun, verin gitsin” derse mesele başkadır. Bunu demediği sürece memleket bölünmez.

Soru: 11 cumhurbaşkanından 4’ü Kürt kökenli idi. Gizli bir güç, bize her Doğulu’yu Kürt, her Kürt’ü PKK’lı gibi göstermeye çalışıyor. Buna ne diyorsunuz?

Kim kendini Kürt sayıyorsa Kürt’tür. Ama, bu ülkenin Kürt kökeninden gelen vatandaşları ile Türk kökeninden gelen vatandaşların arasında bir sorun yoktur. Kürt kökeninden gelen vatandaşlarının da bir sorunu yoktu eskiden. Bu işler yeni çıktı. Milyonlarca insandır Kürt dediğimiz kişiler. Türkiye Cumhuriyeti Devleti bunların da devletidir, kurucusudurlar devletin. Millet tektir, milletin önemli bir parçasıdırlar ve Türkiye’ye sadıktırlar. Sadece Doğu bölgesinde değil, çeşitli yerlerinde insanlar hepsi beraber yaşarlar. İstanbul’da 1,5 milyon Kürt vatandaşımız vardır. Kimsenin kimseye diyeceği yoktur. Bazı, siyasi bir takım gayretlerle bölmek, bağımsız devlet kurma düşünceleri var. Ama ben inanıyorum ki, bu ülkenin Kürt kökenli vatandaşları bugünün değerini iyi bileceklerdir. Türk kökenlisi, Kürt kökenlisi nereden gelirse gelsinler, T.C’nin vatandaşı olan kişiler, bu beraberliğe sahip olacaktır. Birlikte yaşama iradesini pekiştireceklerdir.

Soru: Irak, Suriye, Libya ve Mısır’da olan dökülmeler, Türkiye’yi de içine alacak düşüncesi var.

Bizde işleyen devlet, işleyen kurumları, halk var. Herşeye rağmen, her gün iktidar aleyhinde, cumhurbaşkanı aleyhinde herşey söyleniyor. Bunlar orada söylenemez. Türkiye’de; Irak, Mısır, Libya ve Suriye’de olanlar olmaz.
Sayfayı Paylaş: