Genel Başkan Zeybek, tutuklanan Harp Okulu Komutanı Orgeneral Bilgin Balanlı için üzüldüğünü söyledi: ( 31.05.2011 )

“Üzüldüm, tutuklamak neyin nesi?”

“Böyle yüksek bir mevkide bulunan bir insanın tutuklanmasını ve uzun tutukluluk sürelerini, doğrusu genel adalet kavramına aykırı buluyorum ve doğru bulmuyorum. Tutuklamak neyin nesi? Ben üzüldüm.”

“Tutuklanmasına...” demek kolay. Hâkim ve savcıları staj olsun diye 2 ay hapse hatta hücre hapsine atmak lazım. İnsan olarak bir yaşasınlar. Hapiste yatmak, özgürlükten, gökyüzünden yoksun kalmak, güneşi görememek, temiz hava teneffüs edememek nasıl bir şey? Sevdikleriyle görüşememek nasıl bir şey, tatsınlar da tutukluk meselesinde ona göre karar versinler.”


(DP Basın Merkezi -31 Mayıs 2011 )- Genel Başkan Namık Kemal Zeybek, tutuklanan Harp Okulu Komutanı Orgeneral Bilgin Balanlı için “Üzüldüm” dedi. Zeybek, “Böyle yüksek bir mevkide bulunan bir insanın tutuklanmasını ve uzun tutukluluk sürelerini, doğrusu genel adalet kavramına aykırı buluyorum ve doğru bulmuyorum. Tutuklamak neyin nesi? ‘Tutuklanmasına...’ demek kolay. Hâkim ve savcıları staj olsun diye 2 ay hapse hatta hücre hapsine atmak lazım.” diye konuştu.

“Tutuklamak neyin nesi?”

Seçim çalışmaları için İzmir’e gelen DP Lideri Zeybek, düzenlediği basın toplantısında Orgeneral Balanlı’nın tutuklanmasına ilişkin bir soruya şu karşılığı verdi:

“Türk Ceza Kanununun 289. Maddesine göre, görülmekte olan bir dava ile ilgili olarak yargıçları etkileyecek bir şekilde lehte veya aleyhte konuşmak suçtur, 6 aydan 2 yıla kadar hapis cezası vardır. Bu nedenle ben görülmekte olan davalarla ilgili olarak konuşmuyorum.

Resimler


Harp Akademileri Komutanlığı yapan bir insanın yargılanmasına bir şey de demem, adam orada durup duruyor. Böyle yüksek bir mevkide bulunan bir insanın tutuklanmasını ve uzun tutukluluk sürelerini, doğrusu genel adalet kavramına aykırı buluyorum ve doğru bulmuyorum. Tutuklamak neyin nesi? Bu kadar uzun tutukluluk sürelerini de yanlış buluyorum. Ben üzüldüm yani çok açık söyleyeyim.

Ama ne olacağını da bilmiyoruz. Ordu sisteminde bir komutan diyelim ki, 1.Ordu komutanın niyeti ihtilal yapmak olabilir. Sen şunu yapacaksın sen bunu yapacaksın diye talimat veriyor, onlara da ihtilal yapacağını söylemiyor. Ne yapsınlar yani bunların hepsi suçlu mu? Eylemle birlikte niyet konusu vardır. Böyle bir niyet var mı, kimde var? Bu işin içine girerken hangi niyetle giriyor. Dolayısıyla ben üzüldüm. Tutuklamaları ve uzun tutukluluk dönemlerini uygun bulmuyorum. Yargı sürecine bir şey demiyorum. Varsa bir şeyi neticede hesabını verir. Mahkemeler var, bir sene sonra var olacak mı ondan da emin değilim ama bu ülkede halen Yargıtay var.”

“Hâkim ve savcıları staj için 2 ay hücreye atmak lazım…”

“Bu hâkim ve savcıları staj olsun diye iki ay hapse atmak lazım. Emin olun, samimi kanaatim budur. Hâkim ve savcıları 2 ay hapse atmak lazım, hatta hücre hapsine... İnsan olarak bir yaşasınlar. Hapiste yatmak, özgürlükten yoksun kalmak, gökyüzünden yoksun kalmak, güneşi görememek, temiz hava teneffüs edememek nasıl bir şey? Sevdikleriyle görüşememek, bu nasıl bir şey tatsınlar da tutukluk meselesinde de ona göre karar versinler. ‘Tutuklanmasına’ demek kolay bir şey. Bir kelimenin bir insanda, onun çevresinde ve toplumda nelere yol açtığını da yaşayarak bilmek lazım.

Onun için tutuklanma meselesini ben bu şekilde yaygınlaşmasını ve bu şekilde uzun sürmesine itiraz ediyorum. Böyle yat.. Yat bakalım. Ne kadar yatacaksın? Birçok insan uzun zaman yatıyor sonra beraat ediyor. Eee ne oldu şimdi? Bunun bir suçlusu yok mu? Sonunda devletten tazminat alıyor. Devletten değil milletten alınıyor. Aslında o tazminatı, tutukluk kararını verenlerden, hüküm verenden almak lazım. Onlar da biraz çekinsinler.”

“Amerika’nın anketlerine kuşku ile bakarım”

Zeybek, 12 Haziran’da yapılacak seçim sonuçlarıyla ilgili, olarak Amerika’nın yaptığı anketlerine sorulması üzerine de şöyle dedi:

Resimler


“Amerika’dan gelen her açıklamaya kuşku ile bakarım. Onlar sırf merak gidermek için bir iş yapmazlar, onların yaptığı herşey operasyon amaçlıdır. Bir şeyler oluşturmak istiyorlardır. O amaca yöneliktir. İktidar Partisinin oylarının azaldığı kesin. Geçen seçimlerde aldığı oyun altında oy alacak bu da kesin. Yükselmiş olsaydı kabadayılık yapardı.

“Karagöz-Hacivat”

“Bay Kemal’le Bay Recep Karagöz-Hacivat oyunu oynuyorlar, milletimiz eğleniyor. Karagözüm, ‘yar bana bir eğlence medet’. Türkiye’de bazı sanatçılar, Recep Bey ile Bay Kemal diye tipler icat edecek ve bundan bir gölge oyunu ortaya çıkacak. Karagöz ve Hacivat böyle bir gerçeklikten ortaya çıkmıştır. Hacivat ve Karagöz yaşayan şahıslardı. Bunlar da yaşayan şahıslar. Şimdi de iki şahıs var, ikisi de birbirini yapay şahsiyet olmakla itham ediyor.”

“İzmir’in Türkiye’yi tahrip eden AKP’ye oy vermemesi doğal”

“İzmir demokrattır. Demokrat Parti, İzmir’de doğmuştur. İzmir, cumhuriyet değerlerimize bağlı, en ileri demokrasi isteyen ve bunu içine sindirmiş bir ilimizdir. AKP gibi Türkiye’yi tahrip edecek, cumhuriyetimizi ve demokrasimizi yok etmeye yönelik bir Parti’ye destek vermemesi gayet tabidir. Şimdi Demokrat Parti ortaya çıktı ve biz bütün gücümüzle kendimizi ortaya koyuyoruz. Demokrat İzmir, yeniden Demokrat İzmir olacaktır inşallah.”

“Bir siyasi parti daha işin başında kendine küçük hedef koymaz, sonra bu Demokrat Parti Türkiye’de %50’lileri geçmiş bir parti. %90 filan da istemem, o zaman demokrasi falan olmaz, bir de şımarırız. Hedefim %50’yi geçmek. Eninde sonunda onu geçeceğim.”
Sayfayı Paylaş: