Genel Başkan Zeybek, TRT’de yayınlanan seçim konuşmasında Türkiye üzerinde oynanan çılgın projeyi anlattı: ( 05.06.2011 )

“Bu çılgın proje, ülkemizi bölme planıdır.”

“Ne yazık ki TBMM’de bulunan siyasi partiler de bilerek ya da bilmeyerek bu planın parçalarıdır. Bu plan; Güneydoğu’da terörist devlet kurdurarak Türkiye’yi içinden çıkılmaz sürekli terör saldırılarıyla uğraştırmak ve geleceğinin önünü kesmek planıdır.”

“Demokrat Parti olarak biz bu planı bozacağız. Terör bataklığını kurutacağız ve bu meseleyi Demokrasi içinde kökünden çözeceğiz.

Cumhuriyetimizi ve demokrasimizi koruyacağız. En ileri boyutta düşünce ve inanç özgürlüğünü uygulayacağız.”

“Terör örgütüne meşruiyet kazandırma çabaları; Habur Sınır kapısında yaşanan rezaletler; teröristlerden tokat yiyen polisi takdir eden sözler; sonunda “Valileri Halkın Seçeceği Başkanlık Sistemi” söylemine kadar gelip çatmıştır. Terör örgütünün seçeceği valilerin neler yapacağını bilmek için dünyayı ve olayları okumak yeterli değil midir?

(DP Basın Merkezi-05 Haziran 2011)- Genel Başkan Zeybek, TRT’de yayınlanan seçim konuşmasında Türkiye üzerinde oynanan çılgın projeyi anlattı ve “Bu çılgın proje, ülkemizi bölme planıdır. Ne yazık ki TBMM’de bulunan siyasi partiler de bilerek ya da bilmeyerek bu planın parçalarıdır. Bu plan; Güneydoğu’da terörist devlet kurdurarak Türkiye’yi içinden çıkılmaz sürekli terör saldırılarıyla uğraştırmak ve geleceğinin önünü kesmek planıdır.” Diye konuştu.

Genel Başkan Namık Kemal Zeybek, TRT'de yaptığı propaganda konuşmalarından birincisinde şunları söyledi:

“Milli, manevi ve insani değerlere bağlı Cumhuriyetçi demokratlarız.”

“Büyük Türk Milleti, değerli vatandaşlarım. Ben Namık Kemal Zeybek…

10 yıl kaymakamlık yaptım, 33 yaşında müsteşar oldum. Türkiye’nin en genç müsteşarıyım. Dört yıl özel sektörde üst düzey yöneticilik yaptım. İş hayatını öğrendim. Anavatan Partisi’nden İstanbul Milletvekili seçilerek Kültür Bakanlığı, Doğru Yol Partisi’nden İstanbul milletvekili seçilerek Devlet Bakanlığı yaptım. Türkiye ile Türk devletlerinin ilişkilerini başlattım ve yönettim.

Büyükelçi sıfatıyla, Başbakan ve Cumhurbaşkanlığı Başdanışmanı olarak Kazakistan’ın Türkistan şehrinde Türk Dünyasının ortak üniversitesini kurdum ve 14 yıl yönettim. 30 bin öğrenci yetiştirdim, Türk Dünyasının her ülkesinden… Bu üniversite, milletimizin ortak adını taşıyor ve yaşıyor. Hoca Ahmet Yesevi Türk-Kazak Üniversitesi…

Biz biliyoruz ki, ruh kökümüzde Ahmet Yesevi’nin, Hacıbektaş Veli’nin, Mevlana’nın, Yunus Emre’nin, Hacı Bayram Veli’nin, Ahi Evran’ın inancıl maneviyatı vardır. Bu anlayışı ülkemizde yaygınlaştırmak ve insanlığa yaymak temel görevimizdir.

Diyoruz ki, Biz Büyük Milletimizin gerçek temsilcileriyiz. Milli manevi ve insani değerlere bağlı cumhuriyetçi demokratlarız.

Biz biliyoruz ki, ülkemizde Cumhuriyetin, Demokrasinin, Milli, Manevi ve İnsani değerlerin taşıyıcısı Orta Direk dediğimiz üretici halk kitleleridir. Tarım üreticileri, Çiftçiler, işçi, memurlar ve emekliler, esnaf ve sanatkârlarla küçük ve orta boy işletmeler, milli sanayi girişimcileri ve hizmet üreticileridir onlar…

İşte Demokrat Parti’nin öz olarak doğru tanımı budur: Orta direği güçlendirerek Cumhuriyetin, demokrasinin, milli, manevi ve insani değerlerin güvencesini sağlamlaştırmak…

Biz, bu yüzden öncelikle kalkınmayı ve büyümeyi tabandan başlatmak isteriz. Çünkü bizim güç kaynağımız halkımızdır. Çünkü bizim varlık sebebimiz de bu siyasettir. Çünkü biz biliyoruz ki manevi değerlerimizi korumanın da yolu, orta direği korumak ve geliştirmektir.

“Memura, işçiye, emeklilere % 50 zam vereceğiz.”

Bu yüzden, Demokrat Parti olarak biz, öncelikle yok edilen orta direğin kurtarılmasını ve güçlendirilmesini hedefliyoruz. Bunu ülkemizi kurtarmanın temel şartı olarak görüyoruz:

- Memura, işçiye, emeklilere intibak yasasını da çıkararak % 50 zam vereceğiz, diyoruz. Bu kaynak aktarımının esnaf ve sanatkârlardan başlayarak yukarıya doğru çıkan bir canlanmayı sağlayacağını da biliyoruz.

- Tarım üreticilerine üretim unsurlarını, tohumu, gübreyi, ilacı, mazotu ucuz vereceğiz ve ürünlerde destekleme yapacağız, derken, yeniden yerli tohumu ile tarım yapan, gıdada kendi kendine yeten bir ülke olmayı hedefliyoruz. Ve bunun da esnaf ve sanatkâra yansıyacağını biliyoruz.

- Biliyoruz ki tarım üreticisine aktarılan kaynak; bütün halkımıza yansıyacak ve Türkiye kurban kesmek için denizler ötesinden sığır ithal etmek ayıbından kurtarılacaktır. Tarım ve hayvancılığı yeniden canlandıracağız.

- Biz ‘Esnafa faizsiz kredi ve gerektiğinde hibe desteği vereceğiz, derken, girişim özgürlüğünün kuru sözde kalmamasının ve girişimcilerimizin önünün açılmasının bütün halkımızın yararına olduğunu biliyoruz.

- Özel sektörün yatırım yapmadığı bölgelere yapılacak devlet yatırımının, yeni üretim merkezleri, fabrikalar açılmasının, hem gerçek kalkınma, hem de işsizliğin çaresi olduğu gerçeğinin üzerini neoliberalist çevrelerin yaygarası örtmüştür. Biz bu örtüyü kaldırıp atacağız.

- Savunma sanayi kaynaklarımızın mutlaka yerli üretime yönlendirilmesi halinde milli sanayimize yapacağı büyük katkı ise tartışılmazdır.

- Enerji politikamızın temel hedefi, dışa bağımlılığı en aza indirmek ve ülkemizin enerji güvenliğini rekabetçi şartlarda sağlamaktır. Temiz enerji kaynaklarını değerlendirmek önceliğimiz olacak.

- Bilgi çağı sektörlerine en ileri teşvik ve destekleri uygulayacağız. Ve ülkemizi bilgi çağının öncü ülkesi haline getireceğiz.

“Plan bellidir, Türkiye’yi bölmek..”

Orta Direğin canlandırılmasının ülkemizin birliği açısından sağlayacağı yarar da gözden uzak tutulmamalıdır. Güneydoğu’da sayıları sürekli artan işsiz gençler, terör örgütü için kolay av haline gelmektedirler. Tarımla, esnaflıkla, sanatkârlıkla, fabrikada işçilikle geçimini sağlayan; aile hayatı kuran insanların teröristlere katılması kolay mı olur?

Bütün bunları mevcut iktidar yapmaz, yapamaz… Çünkü uygulamak zorunda kaldığı neoliberalist politikalar ve onların arkasında güç aldıkları dinazor şirketler buna izin vermez.

Dolar milyarderlerinin sayısını 4’den 38’e çıkararak, sahte mali raporlarla halkımızı kandırmaya çalışanlar yani bugünkü iktidar ve yandaşları ne derlerse desinler, gerçekler bu kadar açık ve bu kadar basittir.

“Cumhuriyetimizi koruyacağız…”

Milli devletleri, milli olmaktan çıkararak, sosyal devlet anlayışını yok ederek, işsizlikten, yoksulluktan, çevre değerlerinden söz etmeyi gündem dışına atarak, dünyayı kendi çıkarları doğrultusunda düzenlemek isteyenlerin ülkemizdeki en tehlikeli oyunları da son Çılgın Projedir.

Bu çılgın proje, ülkemizi bölme planıdır. Terör örgütüne meşruiyet kazandırma çabaları; Habur Sınır kapısında yaşanan rezaletler; teröristlerden tokat yiyen polisi takdir eden sözler; sonunda “Valileri Halkın Seçeceği Başkanlık Sistemi” söylemine kadar gelip çatmıştır. Terör örgütünün seçeceği valilerin neler yapacağını bilmek için dünyayı ve olayları okumak yeterli değil midir?

Plan bellidir, Türkiye’yi bölmek. Ne yazık ki TBMM’de bulunan siyasi partiler de bilerek ya da bilmeyerek bu planın parçalarıdır. Bu plan; Güneydoğu’da terörist devlet kurdurarak Türkiye’yi içinden çıkılmaz sürekli terör saldırılarıyla uğraştırmak ve geleceğinin önünü kesmek planıdır.

Demokrat Parti olarak biz bu planı bozacağız. Terör bataklığını kurutacağız ve bu meseleyi Demokrasi içinde kökünden çözeceğiz.

Cumhuriyetimizi ve demokrasimizi koruyacağız. En ileri boyutta düşünce ve inanç özgürlüğünü uygulayacağız. Demokrat Parti iktidarında Türkiye, kendi kök değerleri üzerinde çağ atlayacak.

Ülkemi seviyorum, insanlarımı seviyorum… Sizi seviyorum ve saygılar sunuyorum…

Gelecek konuşmamızda buluşmak umuduyla hayırlı günler diliyorum.”
Sayfayı Paylaş: