Genel Başkan Namık Kemal Zeybek, Başbakan Erdoğan’ın “Tükürdüklerini yalayacaklar” şeklindeki sözlerini eleştirdi: ( 04.07.2011 )
“Başbakan, kabadayılık yapmaktan vazgeçmeli”
“Yemek yiyorsunuz o ‘tükürükten’ filan bahsediyor. Bazı sözler halk arasında söylenir ama o sözler edebi sözler değildir. O fikri anlatmak için başka şeyler de bulunabilir. Bakın ben söylemekten kaçınıyorum. Başbakan da hala seçim kampanyası sürüyormuş gibi kabadayılık yapmaktan vazgeçmeli.”
CHP’nin yaptığı iş,
AKP’nin ekmeğine yağ sürmektir
“CHP’nin yaptığı bu iş, AKP’nin propagandasına hizmet ve ekmeğine yağ sürmektir. Yaptıkları yanlıştır ve yakışıksızdır. Bir hak mücadelesi yapılabilir. Seçimi kazanmış olan ve milletvekili olan tutuklu arkadaşlarımızın, yurttaşlarımızın tahliyesi için mücadele edilebilir. Ama herhalde yöntemi bu olmamalı.”
(DP Basın Merkezi – 4 Temmuz 2011) Demokrat Parti (DP) Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, Başbakan Recep Tayyip Erdoğan’ın, CHP’lilere hitaben “Tükürdüklerini yalayacaklar” şeklindeki sözlerini eleştirdi ve “Bazı sözler halk arasında söylenir ama o sözler edebi sözler değildir. O fikri anlatmak için başka şeyler de bulunabilir. Başbakan da hala seçim kampanyası sürüyormuş gibi kabadayılık yapmaktan vazgeçmeli” dedi.. Zeybek, CHP’nin yemin etmemesinin yanlış olduğunu da belirterek, “Yaptıkları bu iş, AKP’nin propagandasına hizmet ve ekmeğine yağ sürmektir” diye konuştu.
Genel Başkan Zeybek, Erkan Tan’ın sorularına şu cevapları verdi:
ERKAN TAN: Efendim konuğumuz Demokrat Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, hoş geldiniz.
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Hoş bulduk.
“CHP’nin yaptığı iş,
AKP’nin ekmeğine yağ sürmektir.”
ERKAN TAN: Bir seyircimiz, ‘CHP ekonomi korsanlığı yapıyor’ demiş. Ne dersiniz siz bu işe?
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Çok ağır ifadeler bunlar, biz biraz daha hafif ifadelerle konuyu değerlendirelim. Ben CHP’ye, CHP boyundaki bir partiye yakışır bulmadığımı ifade etmek istiyorum. Yani bir hak mücadelesi yapılabilir. Seçimi kazanmış olan ve milletvekili olan tutuklu arkadaşlarımızın, yurttaşlarımızın tahliyesi için mücadele edilebilir ama herhalde yöntemi bu olmamalı.
Meclis toplanır, konuşulur, anlaşılır bir yasa çıkarılır. Bu yasada bir madde olur, denilir ki; ‘Tutuklu iken daha hüküm giyilmemiş ise milletvekili seçilenler tahliye edilir.’ Bu denildiği anda sorun olmaz, bırakılırlar. Yani bu yapılan şeylerin bir anlamı yok. CHP’nin yaptığı bu iş, AKP’nin propagandasına hizmet ve ekmeğine yağ sürmektir. AKP bunları söyleyerek geniş bir alan meydana getirdi. Yani şunu söylüyordu; ‘işte bu CHP’liler böyledir, bunlar bu işleri yaparlar’ diyerek, ‘istikrar sürsün, Türkiye büyüsün’ gibi bir söz her tarafı kapladı. Sanki onların söylediği gerçekmiş gibi CHP’li arkadaşlarımız böyle bir yanlış yaptılar. Yaptıkları yanlıştır ve yakışıksızdır.
“Başbakan’a, ‘tükürük’ eleştirisi..”
Doğru sözler değildir ama Başbakan’ın ağzından da öyle sözler çıkıyor ki, ben seçimlerden önce ‘çocuklarınızı başbakan konuşurken televizyonun karşısında tutmayın’ diye söylemiştim. . İnsan yemek yerken onun yaptığı konuşmada söylediği bir sözden dolayı yemek yemekten kesiliyor, yemeği yiyemiyor. Bu şaka filan değil, yemek yiyorsunuz o ‘tükürükten’ filan bahsediyor.
Bazı sözler vardır halk arasında söylenir ama o sözler edebi sözler değildir, çok da güzel sözler değildir. O fikri anlatmak için başka şeyler de bulunabilir.
Bakın ben söylemekten kaçınıyorum. Yani şu anda hala kahvaltısını yapıp bizi izleyenler olduğunu biliyorum. Bir Başbakan nasıl böyle sözler söyler. O sözün bizatihi kendisi zaten çok yanlış bir söz. Ne kadar halk arasında yaygın olursa olsun onun anlamı da kötü bir şey. Başbakan da hala seçim kampanyası sürüyormuş gibi kabadayılık yapmaktan vazgeçmeli.
ERKAN TAN: CHP aslında AKP’nin ekmeğine yağ sürüyor dediniz.
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Elbette iktidar yeni oluşmuş. Cemil Çiçek, ‘bayram havasıyken matem tutuyoruz’ filan gibi bir şeyler söylüyor. O da demek ki kendisi açısından görüyor, ‘bayram gibi bir seçim geçirdik’.. Tabii onlar açısından öyle. Niye? Yağmur gibi yağan paralar, her tarafı kapsayan propaganda gücü, basın yayınımızın çok büyük bir gücü ya ele geçirilmiş, ya korkutulmuş veya denetim altına alınmış. Her tarafta AKP’nin istediği propaganda, üç partili sisteme dayalı bir dayatma.
ERKAN TAN: Böyle bir dayatmayla mı girildi seçime?
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Türkiye hiç böyle bir seçim görmedi. Düşünün ki, başbakan miting yapıyor, 10 televizyon birden aynı anda canlı yayın yapıyor. Aynı anda Türkiye’nin bütün binalarında onun resimleri asılı, onun sözleri yazılı filan.
ERKAN TAN: Ne yapalım canım sevilen bir lider, diyorlar.
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Bakın Stalin yüzde 95 oy alırdı. Hitler de seçimle geldi, çok oy alırdı. Bir ülkede propaganda tekeli meydana getirirseniz istediğinizi alır, efsane haline getirir ve halkın oy vermesini sağlarsınız. Böyle bir seçim adaletli bir seçim olur mu? Hazinenin paraları 3 partiye.. Bütün propaganda gücü, büyük paraların da nereden geldiği belli. Vatandaş filan da, ‘bıktık’ diyor. Bakıyorsunuz televizyonların çoğunda aynı yayın. Tek televizyonumuz vardı denetleniyordu, şimdi çok televizyonumuz var niye denetlenmiyor? Niye seçime girme hakkı kazanmış, oy pusulasında yer almış olan siyasi partilere basın ve yayınımız, diğerleri kadar yer vermez. Bırakınız diğerleri kadar yer vermeyi. Ben şu son seçim döneminde sayelerinizde en çok programlara çıkan genel başkandım. Biriydim demiyorum, en çok çıkandım. Ama bir yurttaşımız bana diyor ki, siz niye hiç televizyonlara çıkmadınız? Çünkü gerçek bu, ben bugün sizin televizyonunuza çıkıyorum, başka bir gün başka bir televizyona çıkıyorum ama her gün haberlerde üç parti dört parti. Bağımsızları da koyduğunuz zaman 4 partiden başka kimse yok.
Biz miting yapıyoruz, benim Bayburt’ta yaptığım miting, Başbakanın mitinginden daha coşkulu, daha kalabalık, daha güzel, daha görkemliydi ama hiç kimse bunu görmedi. Haber bile olmadı. Böyle bir tanzim edilmiş düzenlenmiş, ayarlanmış, uzaklardan denetim altında ortaya konulan bir seçim dönemi geçirdi. Bu asla tabii bir seçim dönemi değildi. Esas itibarı ile kamuoyu yoklaması yapanlar sanki anlaşmış gibi aynı rakamları verdiler. Sonra onların verdiği rakamlar çıktı. Şimdi vatandaşın kafasında çok ciddi kuşkular var. Yani demiyorum ki, her şey hile ile oldu.. Ama şu seçimde çok ciddi seçim hileleri ve tanzimler oldu. Yani Adana’dan bir yurttaşımız diyor ki, bağımsız aday olmuş, bana 60 kişi söz verdi diyor. O sandığa benim ailem oy verdi. Peki, ailem de oy vermedi benim bir oyuma ne oldu diye soruyor? Hiç oy çıkmamış, kendi verdiği oy dahi çıkmamış. Yeteri kadar sandık görevlisi olmayan, sandıklarda yeteri kadar denetim sağlayamayan partilerin oyları paylaşıldı.
Bu örnekler çok. İtiraz edilen yerde bir bakıyorsunuz iki bin filan fark ediyor. Yani iki bin oy gidiyor, bir taraftan bir tarafa geliyor. Bu seçim sisteminin çok ciddi olarak denetlenmesi lazım. Demiyorum ki, bütün sonuçlar buna bağlıdır ama bunların etkisi vardır. Yani çok ilginç bir tanzim vardır, düzenleme vardır. Türkiye böyle bir demokrasiyi hak etmiyor, buna da gerçek anlamıyla demokrasi filan denilmez.
ERKAN TAN: ‘Namık bey herhalde başka bir dünyada yaşıyor, kıskanıyor kendileri iktidar olmayınca’ demiş, Derya adlı seyircimiz.
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Biz de Derya hanıma sevgilerimizi sunarız. Ona hayırlı olsun AKP. Yakında başına gelecekleri görünce o da anlayacak yaptığı yanlışı.
Bunu herkes bilir, devlet yönetimini değil ama siyaseti gayet iyi yönetiyor. Bunların hepsi memur.. Maaşlı arkadaşlarımız. Sabah hemen giriyorlar. Akıllarına ne gelirse AKP’yi savunmak için ve AKP’yi eleştiren herkesi suçlamak için akıllarına ne gelirse onu söylüyorlar. Demek ki, bu yurttaşımız başbakanın o sözü söylemesinden mutlu. Bakınız o sözü söylemiyorum, söyleyemiyorum ama gazetelerde var. Bir başbakan böyle şey söylemez. Başbakan partisinin gerçek adını söyleyenlere şerefsiz diyor. O söz öyle söylenmez. O bir düzeysizlik ifadesidir.
Ben yurttaşlarım adıma bir görevim var ve onu yapacağım. Ben de yapmazsam muhalefeti kim yapacak? Üstelik biz bu iktidarın Türkiye’nin başına çok büyük sıkıntılar getireceğini biliyoruz, bunları seçim dönemince açıkladık. Bazı yazarlar, ‘Namık Kemal Zeybek çok önemli konulara girdi ama o seçim karmaşasında kayboldu gitti’ dedi. Şimdi seçim karmaşasında kaybolan o konuları yeniden gündeme getirerek yurttaşlarımızı uyarma görevini ve yanlışların karşısında doğruları ve çözüm yollarını söylemeyi sürdüreceğiz. Biz siyaseti böyle anlıyoruz hep böyle yaptık, böyle yapmaya da devam edeceğiz.
“Türkiye, büyümedi şişmanladı”
ERKAN TAN: Büyüme rakamları açıklandı büyümede rekor gibi ifadeler vardı.
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Bu tarz büyümeye karşı esas itibarı ile ciddi ekonomistler, ‘acaba ne yapalım ki, bu büyümeyi azaltalım’ diye düşünürler. Yani ülkede büyüme filan yok. Büyümeyi vatandaşın kendisi hissediyor mu? Bu büyüme gerçek bir büyüme değildir. Yani sıcak para oyunlarına, ithalata dayalı, üretimi en az düzeye düşüren, üretmeden tüketen bir toplum hileni gelen, borçla yaşayan, borcu da gittikçe büyüyen bir ülke ve böyle insanlardan meydana gelmiş bir toplum ve bunun adına da büyüme deniliyor. Buna aslında büyüme değil de şişmanlama denilir. Büyüme sağlıklı bir iştir, üreterek yapılır ama bu tarz işlere aslında şişirme rakamlarla şişirme denilir ki, çok sağlıklı değildir.
ERKAN TAN: Sayın Zeybek önce 0.65 alan bir parti nasıl şahlanışmış onu açıklasın. Niğde’den Soner Gündüz.
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Böyle bir şey diyen mi oldu? Arkadaşımız rüya görüyor herhalde. Rüyasında ben bir şey söylemiş oluyorum, o söze de kendi kendine cevap veriyor. Kendi çalıyor kendi oynuyor. Bizim şahlanış filan dediğimiz yok. Öyle bir şey yok. Biz gerçekleri anlattık ve şunu söyledik, bu seçim bir tanzimdir, düzenlenmiştir, bu sonuç amaçlanmıştır. Yani CHP’nin belli bir oy alması istenilmiştir o da tanzim edilmiştir. Dahasını söyletmesinler bana. Ne yazık ki, PKK’nın verdiği izinle miting yapmak ve onun gönderdiği insanlarla miting yapmak gibi bir durum CHP’yi böyle bir hale sürüklemiş, MHP’nin yaptığı mitingin de bundan başka bir anlamı yoktur. Üç partili bir sistem istenilmiştir. MHP’nin barajı aşması için BDP gayret etmiştir, başkaları da gayret etmiştir, MHP zaten oynanılan bir parti haline dönüştürülmüştür. Yukarı çıkarsa başına vurulur aşağı indirilir. Barajın altına inecek olursa aşağıdan desteklenir belli bir çizgide tutulur hale getirilmiştir. Ne yazık ki, bu tanzimin sonucu Türkiye için iyi şeyler getirmiyor. Konuşulan şeylere bakınız, Türkiye’de neler konuşuluyor, bizim seçim süresince feryat ettiğimiz, ‘Türkiye bölünmeye doğru götürülüyor, dağılmaya doğru götürülüyor’ dedik. Bunu yeteri kadar anlatamadık ama şimdi önümüzde süre var anlatacağız.
Ben şunu baştan beri söylüyorum, Türkiye’nin siyaseti tanzim ediliyor. ‘Adalet ve Kalkınma Partisi Türkiye’yi Türkiye Cumhuriyeti olmaktan çıkarıp, dağıtmak ve bir federasyon haline dönüştürmek için getirilen bir partidir’ dedim. Bunun da delillerini ortaya koydum. Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanı, Türkiye Cumhuriyeti’nin temel değerlerini, dokusunu hiçe sayan konuşmalar yapmayı sürdürüyor. Ortak kimliğimiz ortadan kaldırılıyor. Federasyona doğru Türkiye sürükleniyor. Türkiye’nin orta direği yok ediliyor. Mankurt ekonomisi uygulanarak yoksullaştırılan kitlelere bir takım erzaklar, kurtlu mercimekler dağıtılarak onlardan oy alınıyor, o alan genişletiliyor.
ERKAN TAN: Yani fakirleştiren de aynı, erzak veren de aynı, mankurt ekonomisi bu mu?
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Mankurt ekonomisi bu. Fakirleştiriyor sonra erzak vererek minnetini kazanıyor. Minnetini kazanarak oyunu kazanıyor, bunlar da televizyonlardan ilan ediliyor. Bir taraftan orta direk demokrasinin milli ve manevi değerlerin güvencesidir.
ERKAN TAN: Seçimden önce hangi konuda halkı uyardınız ki, itibar etmediler?
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Bakınız... Ben iki ay genel başkanlık yapabildim gerçekte. İki ayda anlatmaya çalıştım. Bu işler için iki ay yetmez, 1-2 sene lazımdır ama eninde sonunda anlatacağız. Söylediğimiz şey ilmi gerçek, bunu halka mutlaka anlatacağız, başka çare yok. İki ayda televizyon, televizyon koşturdum, elime aldım mikrofonu sokak, sokak dolaştım ama bu kadar olur. Ben televizyon, televizyon koştururken, sokak sokak dolaşırken başkası haberlerde..Başbakan, ‘Büyük Ağabey’ gözetliyor.. Böyle bir seçim kampanyası. Biz şunu söyledik, orta direk yok ediliyor, üretim yok ediliyor. Orta direk dediğimiz çiftçi, tarım üreticisi. Tarım üreticiliği yok ediliyor, esnaf yok ediliyor, KOBİ’ler can çekişiyor. Milli sanayi yok ediliyor. Memleketin bütün kazanımları, cumhuriyetimizin maddi ve manevi kazanımları, haraç, mezat satılıyor, peşkeş çekiliyor. Şöyle bir toplum yapısı ortaya çıkıyor, orta direk yok, orta sınıflar yok, yoksullar artıyor, işsizlik artıyor, buna mukabil 4 dolar milyarderi yanına 34 dolar milyarderi daha eklenerek 38’e çıkıyor. Dolar milyarderlerinin kazançlarının da büyük kısmı yüzde 80’i faiz geliri, cari açık büyüyor, ödemeler dengesi bozuluyor. Böyle bir toplum nereye kadar gidecek? Bir gün en fazla 1,5 – 2 sene sonra tabii geciktirilebilir bu ama önlenemez. Ekonomi çöktüğü zaman yani şu 3-5 kuruş alıp bize AKP’yi övücü, bizi yerici mesajlar gönderenler de dizlerini vurmaya başlayacaklar.
“Özal’ın kemikleri sızlar..”
ERKAN TAN: ‘Özal çizgisi Ak Parti’de devam ediyor. Siz konuşurken Özal’ın kemikleri sızlıyordur’ herhalde?
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Herhalde Özal’ı da bana öğretecek bu arkadaşımız. Ben Özal’ın Kültür Bakanı ve Başbakan adayıyım. Herhalde arkadaşımız bunu bilmiyor. Özal çizgisi AKP’de devam ediyor demek, Özal’a çok büyük hakarettir, herhalde Özal’ın kemikleri o zaman sızlar.
“Niye istifa edeyim?”
ERKAN TAN: İstifa edecek misiniz, Genel Başkanlıkla ilgili böyle bir tasarrufunuz olacak mı?
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Niye istifa edeyim ki.. Ben daha yeni Genel Başkan olmuş bir adamım. Kendimi daha gösteremedim.
ERKAN TAN: İki Aylık
NAMIK KEMAL ZEYBEK: İki aylık.. Bir ayı zaten yerleşmeyle, mazbatayla geçti. Bir güzel binamıza, Özal’ın binasına taşındık. Her gün ona rahmet okuyoruz. Çalışmalarımıza başladık. Bugün de Genel İdare Kurul’umuzu topluyoruz. Konularımızı müzakere edeceğiz. En tepeden, en uca kadar.. Bir siyaset okulu çalışmasıyla, parti içi eğitimle, hem fikrimizi hem bilgimizi hem de becerilerimizi geliştirecek çalışmalar başlatıyoruz. Yani Demokrat Parti kendisini ortaya koyacak.
Anavatan Partisi ile Doğru Yol Partisi’nin birleşiminin Demokrat Parti olduğu gerçeğini ve Namık Kemal Zeybek’in de bu partinin Genel Başkanı olduğunu daha anlatamadık. Buna bile vaktimiz olmadı. Bunu yapacağız ve Türkiye için yapmamız gereken görevi yapacağız. Biz ayakta duracağız dimdik. Kendimiz ortaya koyacağız, görevimizi yapacağız. Namık Kemal Zeybek, Genel Başkanlıktaki hüneri ne ise onu gösterecek. Parti teşkilatımızla birlikte en doğru fırsat ortaya çıkacak. Tarihimizi geleceğimizi anlatacağız.. Gelecekte yapacaklarımızı göstereceğiz. Şartlar ve fırsatlar mevsimi gelecek. O zaman da Demokrat Parti iktidara gelecek. Bütün bunlar siyasi hayatta olagelen işlerdir, biz bunun için çalışıyoruz.
ERKAN TAN: Halk yine unutuldu. Seçim geçeli bir ay oldu, pamuk üreticisi olarak ağır girdilerle boğuşuyoruz. Demokrat Parti zamanındaki itibarımız ayakaltı. Biran önce seçtiğimiz vekilleri göreve davet ediyoruz. Hatay’dan Sinan Atasever.
Burada da bir yemin merasimi meselesi var. Sizce yemin sembolik mi?
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Hayır yemin, Anayasa maddesi, sembolik olmaz.
“Yüzde 50 oy alınca bütün yanlışlar unutulmaz”
ERKAN TAN: Anayasa maddesi sembolik olur mu?
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Bu Anayasa’ya konulmuş. Birçok milletvekili seçilenler, gerçi sembolik hale de getiriyorlar. Herhalde bir batıl itikatla, yemin ederken ayaklarını kaldırıyorlar. Yemin ediyorlar ama yemini dinleyen kim. Bir yemin metnine bakın, bir de yapılan işlere bakın.
Şunu da söylemeliyiz, yurttaşlarımız ve herkes şunu iyi anlamalı, AKP’nin yüzde 50’ye yakın oy almış olması; yapılan bütün yanlışların, olabilen bütün işlerin, ÖSYM’deki yanlışların, yani şu iktidar döneminde sınav yapılır yanlış. Maç yapılır, şikeli. Sanki her şey bozulmuş gibi, her şey yanlış. Yüzde 50 oy alınca bütün yanlışlar bitti, hepsi unutuldu gitti diye bir şey yok.
Demokrat Parti barajı aşamayacak diye bir laf çıktı. Böyle bir efsane doğdu. Arkasından ne oldu? barajı kim aşıyor? Üç parti aşıyor. Ya AKP, ya CHP, ya MHP. Vatandaş oy verirken de, konuları değerlendirirken de, insanın yapısında böyle bir şey vardır, her şey zıddıyla anlaşılıp zıddına göre karar verilir. Yani AKP’ye oy verenler tabii bir kısmı halinden memnundur, tuzu kuru olanlar var. Onlara bir şey demiyoruz ama vatandaş şu soruyla karşı karşıya bırakıldı, topyekun bir düzenleme ile bırakıldı.
Eğer benim iki ay değil, önümüzde 1-2 sene olsaydı ben ne yapar yapar bu soruyu ve bu cevabı ortadan kaldırırdım, kendimizi ortaya getirirdim ama iki ayda bu olmuyor. Bu haksızlıklarla.
Mesele şu; ‘AKP mi gelsin, CHP-MHP koalisyonu mu gelsin?’ Soru buydu. AKP’ye oy verenlerden büyük bir kısmı bize oy verecekken CHP-MHP koalisyonu gelmesin, CHP gelirse yine eski günlere dönülür diye başka yere oy verdi.
Bir de Başbakan korkunç bir şey yaptı. 60 yıl öncenin meselelerini gündeme getirdi. Gerginleştirdikçe, gerginleştirdi CHP-MHP koalisyonu felaket olur, öyleyse AKP’ye oy verelim denildi. Bir kısmı da dedi ki; ‘AKP’den kurtulmak için CHP’ye oy verelim ya da MHP’ye oy verelim’. Bazen CHP, bazen MHP. MHP’nin barajı aşması da CHP’den giden ödünç oylarla oldu. Şimdi böyle bir tanzim, böyle bir dayatma neticesinde, vatandaş o mu, bu mu derken ya AKP’ye ya da CHP ve MHP’ye oy verdi.
“Ana muhalefete yakışmıyor..”
Şimdi CHP’ye oy verenler acaba CHP’nin şu yaptıklarından hoşnutlar mı? Böyle bir şey olur mu? 3 milletvekilimize siz eğer hemen yemin ettirmezseniz biz de yemin etmeyiz. Bir Ana Muhalefet partisine yakışan iş mi? Diğerleri yapabilir, onlara yakışır. Bu BDP denilen partiye. Onların bu tarz şeyler yapmaları onların yapılarına uygundur. Ama CHP böyle bir şey yaptığı zaman acaba CHP’ye oy verenler memnun mu?
Ya da yarın AKP’nin yaptığı uygulamaların nelere malolduğu ortaya çıktığında, acaba yurttaşlarımız ‘aman iyi ki yapıyorlar krizde gelsin, bunalım da gelsin’ mi diyecekler? Bu bir siyasi tercihtir, iradesini teslimiyet değildir, bunu unutmayalım. Yani seçmenin bir siyasi partiye oy vermesi, önüne sunulan seçenekler içinden birini seçmesi demektir. Bu seçimde toplumumuzun önüne 3 partili ya da 4 partili bir tercih dayatması yapılmıştır.
“Başbakan, hangi lideri öperse,
adamcağız o anda gidiyor.”
ERKAN TAN: Sayın Zeybek denk geldiğim bütün programlarınızı izliyorum, iyi ki varsınız, siyasete bir seviye getirdiniz, geleceğe umudumuzu kurtardınız. Ceren Feyza bu mesajı göndermiş..
Mercimek filan almadım, oyumu da AKP’ye attım. Var mıydı başka parti? Bir seyircimiz demiş ki, ‘siz ne yapmak istediğinizi anlatın, halkın yüzde 50 oyunu almış bir iktidardan bahsediyorsunuz? Bir başka seyircimiz herkes mahvoluyor da AKP bu oyu nereden alıyor?Bir başka seyircimiz dünya lideri oldu Tayyip Erdoğan çekemiyorsunuz ondan.
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Çok güzel dünya lideri oldu. Hangi lideri öperse, adamcağız o anda gidiyor. Mafya öpücüğü ile öpüyor galiba. Suriye ile aramızdaki vizeyi açıyorlar. Suriye Liderini öpüyor. Bir müddet sonra Suriye’nin başı belaya giriyor. Gidiyor Kaddafi ile kucaklaşıyor, iki defa yetmiyor, üç defa öpüyor Kaddafi’nin başı belaya giriyor. Bu nasıl dünya liderliği? İşte işin felaketi burada. Ne yazık ki, Türkiye’nin önüne Recep Tayyip Erdoğan adındaki bir zat, bir takım yazılarla, tanzimlerle, desteklerle bir efsane halinde sunuluyor. Yetmiyor, İslam Dünyasında da bir takım oyunlarla efsane haline getiriliyor. Ama benim yurttaşım bütün bunların dışarının bir oyunu olduğunu daha anlayamadı, anlayacak bir gün. Bu bir oyundur, hangi dünya liderliğinden bahsediyoruz, ne dünya liderliği.
ERKAN TAN: ‘One Minute’ demedi mi? Bütün dünyanın, Yahudilerin bile sempatisini kazandı diyorlar.
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Yani one minute falan tiyatrodur.
“Başbakan, Varsayımlık Lider”
ERKAN TAN: Yok mu bir sonuç canım.
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Sonuç şudur, İslam dünyasında kendilerine bağlı, yani global kapitalizme bağlı, global kapitalizmin büyük Ortadoğu projesi doğrultusunda değerlendirecekleri, istifade edecekleri bir ‘Varsayımlık Lider’. Belki yeni duyduğunuz bir kelime ama Türkçeye böyle bir katkımız olsun. ‘Varsayımlık lider’ oluşturup, bunu hem Türkiye’ye hem de İslam Dünyasına sattılar, bu bir oyundu. Geçmişte bu lider vasıtası ile Irak’ın bombalanması ve dağıtılmasına Türkiye’den destek sağlandı. Şimdi de yine bütün İslam Dünyası’nda oynanan oyunlarda bu ‘Varsayımlık Lider’den istifade edildi.
“Milletvekili yemini sembolik değildir”
ERKAN TAN: Anayasa’da olan yemin sembolik midir? CHP’liler belki de girmeyecekler bu yemin törenine ne diyorsunuz.
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Kemal bey, CHP’yi çok zor duruma soktu. Zannediyorum Süheyl Bey’in etkisi altında. Süheyl Bey’in iyi bir Anayasa Profesörü olduğu gerçek. Ancak siyasette biraz çocuksu, naif tavırlar içinde görüyorum. Birkaç gün önceki bir konuşmasını hatırlıyorum, ‘arkadaşlarımız gelecek ve yemin edecekler’ diye.. Çok emin, yaptığına inanan bir havada gördüm. Yani çok bilen çok yanılır. Yaptıkları bu işle amaçlarına ulaşacaklarını sanıyorlardı. Şimdi ne yapacaklar?
Kemal Bey’in, ‘yemin sembolik’ demesiyle, yemin sembolik hale gelmez. Yeminin sembolik hale gelmesi için anayasanın yeminle ilgili maddesine şöyle bir cümle eklenmesi gerekir. ‘Yemin semboliktir. Edilse de olur, edilmese de olur. Yani gönüllü bir iştir, isteyen yemin etmeyi seçer, isteyen seçmez.’ Böyle bir şey olabilir mi? O Meclis’te görev yapmak için o yemini etmek gerekir. Hatırlamıyor musunuz, Merve adında bir yurttaşımız yemin ettirilmedi ve Meclis’e gelemedi, çekti gitti yurtdışına…
ERKAN TAN: Efendim çok teşekkür ediyoruz yayınımıza katıldığınız için.
NAMIK KEMAL ZEYBEK: Ben teşekkür ederim.