Genel Başkan Zeybek, Habertürk Gazetesi’nden, Kutlu Esendemir’in sorularını cevaplandırdı

'Sabah namaza gidenlerle, o saatte meyhaneden dönenlerin partisiyiz'

“Bu iktidarın, ‘aferin’ denilecek bir yanı var. Hükümet etmeyi bilmiyorlar ama siyaset yapmayı çok fazla iyi beceriyorlar. Yapay gündemler oluşturuyorlar.”

(DP Basın Merkezi – 24 Ocak 2011) Namık Kemal Zeybek, Habertürk Gazetesi’nden, Kutlu Esendemir’in sorularını cevaplandırdı. “Sabah namaza gidenlerle, o saatte meyhaneden dönenlerin partisiyiz” diyen Namık Kemal Zeybek, “Bu iktidarın, ‘aferin’ denilecek bir yanı var. Hükümet etmeyi bilmiyorlar ama siyaset yapmayı çok fazla iyi beceriyorlar. Yapay gündemler oluşturuyor.”şeklide konuştu.

Namık Kemal Zeybek, Kutlu Esendemir’in sorularını şöyle cevaplandırdı:

“Türkiye, yavaş yavaş 12 Haziran'da yapılacak genel seçimlere ısınmaya başladı. Seçimlere 5 aydan kısa bir zaman kala, yoğun bir hareketliliğin göze çarptığı Demokrat Parti (DP), geçen hafta yapılan kongrede yönetim kadrosunu değiştirerek, milliyetçi tabanın gözde isimlerinden, eski Kültür Bakanı Namık Kemal Zeybek'i Genel Başkanlığa taşıdı. Bir dönem merkez sağın kalesi olan Anavatan Partisi'yle (ANAP), Doğru Yol Partisi'nin (DYP) birleşmesiyle tekrar hayat bulan DP, seçim barajını aşarak, AKP, CHP ve MHP'yle birlikte, Meclis'e girecek 4. parti olma iddiasında. DP'nin yeni lideri Namık Kemal Zeybek, Hüsamettin Cindoruk'tan devraldığı Genel Başkanlık koltuğunun ardından sorularımı yanıtladı.

KUTLU ESENDEMİR: Geçen hafta yapılan DP Kongresi'nde nasıl bir parti devraldınız?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Genel Başkanlığı'nı aldığım parti, Türkiye'nin en köklü siyasi partisidir ve Atatürk'ün partisi olarak ben Demokrat Parti'yi görüyorum.

KUTLU ESENDEMİR: Adaylık süreciniz nasıl gelişti?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Adaylığımda ne kimseden izin, ne icazet aldım. Teşkilatım talep etti, ben teşkilatıma yöneldim ve iş 3 günde oldu bitti.

KUTLU ESENDEMİR: Geçen yaz, ABD'ye giderek Fethullah Gülen'i ziyaret etmiştiniz. Kendisiyle DP liderliğini görüşmüş müydünüz?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Asla. Biz Hocaefendi'yle hiçbir şekilde siyasi konulara girmedik, maneviyat sohbetleri yaptık. Sorular sorduk, cevaplar aldık. Birlikte ibadet ettik.

KUTLU ESENDEMİR: Kimlerle gitmiştiniz?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Şerif Alan Tekalan Bey (Fatih Üniversitesi Rektörü ve Hüseyin Kocabıyık (Yazar). Bir de o zaman benim Demokrat Parti Genel Başkanlığım gündemde değildi.

KUTLU ESENDEMİR: 2009'a dek Gülen Cemaati'ne sert eleştirileriniz vardı. Ne oldu da bakışınız değişti?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: O, 3 merhaledir. Ben 1. merhalede çok destekledim onları.
Çünkü onların Türk Cumhuriyetleri'nde yaptığı çalışmalardan çok heyecanlandım ve çok destekledim. Övdüm de. Sonra bir-iki konuda farklı düşündüğümü söyledim. Yazdım da. Bir de onların yurtdışında yaptığı hizmet çok güzel. Bin tane okul kurmuşlar. Bazı konularda benimle aynı düşünmüyorlar diye onlarla çekişmenin çok da anlamlı olmayacağını düşünüyorum.

KUTLU ESENDEMİR: Şu andaki çizgisine baktığınızda DP'yi CHP ve AKP'den ayıran ideolojik fark nedir?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Hem CHP, hem de AKP, Cumhuriyet'in değerlerine bağlı kalmak ve demokrasiden de vazgeçmemek gerçekliğinin farkında değiller. Biz bu iki değerin arasındaki dengeyi temsil ediyoruz. İktidar partisinin genel başkanı Sayın Erdoğan, Cumhuriyet'in en temel kazanımı olan ortak milli kimliğimize saldırı halindedir.
İnsanların kökenini kurcalıyor, karıştırıyor ve araya Türk'ü koymak suretiyle ana dili Türkçe olanları, olmayanlara karşı kışkırtıyor. Hem de insanların birbirinden farklı olduğunu sürekli hatırlatarak bir ayrışma noktası oluşturuyor.

KUTLU ESENDEMİR: Burada hükümetin "Demokratik açılım süreci" hedefinizde galiba.

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Burada söylem başlı başına bir felaket. Yunanistan'da yaşayan aydın bir arkadaşıma sordum. Orada bir başbakan çıksa dese, "Yunanistan'da Helenler var. Yunanistan'da Arnavutlar var, Hırvatlar, Makedonlar, Çingeneler var dese ne olur?" dedim. "Olmaz böyle şey. Bir saniye kalamaz o koltukta. Başbakan böyle kendi ağzıyla ülkeyi bölebilir mi?" dedi. Hâlbuki biz kökenimiz ne olursa olsun Türklük kavramında kaynaşmış, gitmişiz. Başbakan, bence bilgisizce bir yaklaşım içinde. Böyle yaparsa bölücüler rahatlar diye düşünüyor ama tam tersi. AKP global kapitalizmin, yeni liberalizmin dayatmalarına teslim olmuş durumda. Bunun da kendi siyasi kökenlerinden gelen birtakım sebepleri vardır.

KUTLU ESENDEMİR: Referandum sürecinde eski MHP'li arkadaşlarınızın AKP'yi desteklemesi sizi şaşırttı mı?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: O, Anayasa değişikliğini kabul edip etmeme meselesiydi. Bense sustum. Görüş beyan etmedim. Çünkü o süreci yapay, gündemi saptıran bir konu olarak gördüm. Asıl Anayasa'da yapılması gereken köklü dönüşümlerin önünde engeldi o süreç. Ne "Evet", ne de, "Hayır" dedim. Çünkü ben bunun çok önemli olmadığını biliyordum. O dönemde köpürtülen popüler bir mesele vardı. Neydi o? 12 Eylül'ü yapanlar yargılanacaklardı. Hani nerede? 28 Şubat'ı yapanlar neden yargılanmıyorlar peki? Zamanaşımı da yok. Samimiyet yok çünkü.

KUTLU ESENDEMİR: Referandum süreci ülkücüleri böldü mü o süreçte?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Bu iktidarın aferin denilecek bir yanı var. Hükümet etmeyi bilmiyorlar ama siyaset yapmayı çok fazla iyi beceriyorlar. Yapay gündemler oluşturuyor, bir an önce. Halkı gündemler peşinde koşturuyorlar. O da bunlardan biriydi.

KUTLU ESENDEMİR: Ülkücü camianın önemli ismi Ramiz Ongun'un AKP'den milletvekili olacağı ileri sürülüyor.

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Yolu açık olsun. Ramiz Ongun değerli bir insandır. Biraz sabretseydi biz de görüşürdük. Ramiz, yetişmiş bir insandır.

KUTLU ESENDEMİR: Partinizin eski liderlerinden Mehmet Ağar'ı, Tansu Çiller'i AKP'de görmek sizi şaşırtır mı?


NAMIK KEMAL ZEYBEK: Beni şaşırtacak bir şey yok artık. Bu kadar tecrübeden sonra ama sanmıyorum. Hele Mehmet Ağar dostumuzun siyasi anlamda bir çıkışını görmüyorum. Olursa da saygı duyarım. Sayın Çiller de partisinden ayrılmaz.

KUTLU ESENDEMİR: Cumhurbaşkanı, Başbakan, Türkiye'nin temel problemi olarak, Kürt sorununu gösteriyor. Bu soruna nasıl yaklaşacaksınız?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Ben, "Kürt sorunu" diye bir sorun olmadığını biliyorum. Böyle bir şey yok. Yanlış kullanılıyor.

KUTLU ESENDEMİR: O zaman devlet yetkilileri, İmralı'da Abdullah Öcalan'la ne görüşüyorlar?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Efendim, yanlış yapıyorlar. Ne görüştüklerini, niye görüştüklerini, ne konuştuklarını bilmiyorum. Kürt vatandaşlarımızın büyük bir çoğunluğu böyle bir sorun hissetmezken, hissedilmeyen bir sorunu yapay bir şekilde hissedilir bir hale getirmek yanlış. Yoksa Dimyat'a bulgura gidilirken evdeki pirinçten olunur. Kürt sorunu yok, Kürtçe sorunu vardır. Onu da Atatürk'e benzemek isteyen 12 Eylül'ün 5 generalinin vahşice, "Türkçe'den başka dil konuşulmaz" yasası ortaya çıkarmıştır.


'Akaryakıt zammıyla 'ucube' tartışmasının denk gelmesi tesadüf mü?'

KUTLU ESENDEMİR: Başbakan'ın, Kars'taki İnsanlık Heykeli'ni "ucube" olarak nitelemesi de konuşuluyor.

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Bu "ucube" söylemi, bilinçli olarak üretilmiştir.
Neden yapılıyor? Başbakan'ın yarım kalmış bir heykele ucube demesi, akaryakıt zamlarıyla aynı zamana denk gelmesi tesadüf mü? Siyaseti iyi tanzim ediyorlar, çünkü hayatları siyaset yapmakla geçiyor.

KUTLU ESENDEMİR: Kültür Bakanı Ertuğrul Günay, Başbakan'ın sözlerini yumuşatmak istedi...

NAMIK KEMAL ZEYBEK: O da tuhaf bir iş. Başbakan bir şey söylüyor, o onu düzeltmeye çalışıyor. Başbakan, "Hayır beni düzeltme. Ben öyle eledim" diyor. O Kültür Bakanı da görevinde kalmaya devam ediyor. Pişkin pişkin de sırıtıyor. Bu devlet ciddiyetiyle bağdaşıyor mu?

KUTLU ESENDEMİR: İçkiye yapılan düzenleme çokça tartışılıyor.

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Bizim Demokrat Parti, sabah namazına erkenden giden insanlarla, o saatlerde meyhaneden dönen insanların buluştuğu partidir. Biz hepsine saygı duyuyoruz. Ben hayatımda içki içmemişim. Tadını da bilmiyorum. Ama belli bir yaştan sonra içki içmek ya da içmemek bir özgürlüktür. Böyle yapay düzenlemelerle bir yere varılacağına inanmıyorum. Erzurumlu İbrahim Hakkı Hazretleri'nin bir sözü var: "Harabat ehline hor bakma Şakir/ defineye malik viraneler var..." Kimin ne olduğunu, kimin Allah'a daha yakın olduğunu Hak bilir. Yasaklarla bir yere varılmaz, bu daha kışkırtıcı olur.


'Allah, 'Memuriyeti iyi bilenlere veriniz' diyor'

KUTLU ESENDEMİR: CMK'nın 102. maddesindeki düzenlemeyle, başta Hizbullah Davası'nın lider kadrosuyla, ağır cezalık kimi sanıkların serbest kalmasını nasıl değerlendirdiniz?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Kuran-ı Kerim'de bir ayet vardır: "Allah memuriyetleri iyi bilenlere vermenizi emrediyor." İyi bilenlerin, Müslüman, partili, partisiz olması önemli değil. Bilgisiz insanlara yasalar hazırlatınca böyle oluyor. Bir yasa çıkarıldığında o yasanın teorik temelleriyle birlikte, pratikte nasıl sonuçlar doğuracağını hesaplamak gerek. Bu hesaplanmamış, bilgisizce yapılan bir iştir. Planlı yapılmışsa da arkadaşlara yakıştırmak istemem.

KUTLU ESENDEMİR: 12 Haziran genel seçimlerinde AKP'ye oy veren merkez sağ oyları, yeniden nasıl DP'ye yöneltmeyi planlıyorsunuz?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Şu an AKP'ye ve diğer partilere oy veren yüzde 60 dolayında çoğunluk, "Yeni bir partiye ihtiyaç var" diyor anketlerde. "Kime oy vereyim?" diye soruyor. Şimdi bu sorunun cevabı belli oldu: Demokrat Parti. 3-4 gün içinde Demokrat Parti'nin ayağa kalktığını herkes görüyor. Bu gelişme eğrisinin 2-3 ay içinde nereye gideceği bellidir.
Kadrolarımız var, geçmişten gelen bir birikimimiz var. Sayın Demirel, kongreden sonra arayıp, başarılı olacağımdan kuşkusu olmayacağını söyledi. Sayın Çiller, "Makam ehlini buldu. Başarılı olacağınızdan eminim kardeşim" diye konuştu.

“Biran önce Başbakan olmam lazım.”

KUTLU ESENDEMİR: Partiniz koalisyon yapmak zorunda kalsa AKP'yi mi, CHP'yi mi tercih edersiniz?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Bizim kuracağımız koalisyon, Türkiye'deki yapay gerginliği ve halkı huzursuz eden tartışmaları ortadan kaldıracak bir koalisyon olur.

KUTLU ESENDEMİR: İktidar partisiyle bir seçim ittifakı söz konusu olur mu?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: İttifak olmaz. Zaman yetmez de, kendimizi ifade edecek süreyi bulamazsak ve tek başına iktidar şansını yakalayamazsak, şu anda da sizin gözlerinizde bu inançsızlığı görüyorum, AK Parti'yle koalisyon kurarsak, AKP'yi Cumhuriyet değerlerine ve milli bağımsızlık çizgisine çekeriz. CHP'yle kuracak olursak, CHP'yi de demokratik değerlere ve halkın maneviyatına saygı çizgisine çekeriz. Benim başbakan olmam lazım bir an önce.
Sayfayı Paylaş: