Genel Başkan Namık Kemal Zeybek Cem-TV Ara Haberlerde Pınar Işık Ardor’un sorularını cevaplandırdı: ( 08.08.2011 )

“Hükümet taşeronluk yapıyor.”

“Asla Suriye’ye askeri müdahale gibi vahim bir yanlışa düşülmemelidir. Bu bir felaket olur. Onun çok vahim sonuçları olur. İslam dünyasında biz hangi sonuçların doğacağını biliyoruz. Ama bilmeyenlerin tahmin bile edemeyecekleri kadar büyük yanlışlar olur. İslam halkı birbirine düşer. Bu işlerle oynamak o kadar doğru değildir.”

(DP Basın Merkezi – 8 Ağustos 2011) Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek Cem-TV Ara Haberlerde Pınar Işık Ardor’un sorularını cevaplandırdı. Zeybek, Suriye ile ilişkiler konusunda, “İktidarın tutumunu anlamak mümkün değildir. Bu tutum kesin olarak yanlıştır. Bu Türkiye’nin siyaseti değil. Ötelerden birileri adına yapılan taşeronluktur. Çok açık söylüyorum. Direnen hiçbir ülke kalmasın projesi, Büyük Ortadoğu Projesi’nin gereği olarak yapılan bir işlemdir” dedi. DP Lideri, “Asla Suriye’ye askeri müdahale gibi vahim bir yanlışa düşülmemelidir. Bu bir felaket olur. Onun çok vahim sonuçları olur. İslam dünyasında biz hangi sonuçların doğacağını biliyoruz. Ama bilmeyenlerin tahmin bile edemeyecekleri kadar büyük yanlışlar olur. İslam halkı birbirine düşer. Bu işlerle oynamak o kadar doğru değildir” diyerek hükümeti uyardı.

SUNUCU: Demokrat Parti Genel Başkanı Sayın Namık Kemal Zeybek bizimle birlikte, Sayın Zeybek hoş geldiniz yayınımıza.

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Sağolun, hoş bulduk.

SUNUCU: Bir kanun teklifinden bahsediliyor bize biraz bahseder misiniz?

“Meclis Başkanı ile mutabakat sağladık.”

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Efendim esas itibarı ile biz bu mutabakatı öncelikle Meclis Başkanı’mız ile sağladık. Kanunun bir hikâyesi de vardır, onu söyleyeyim. Ben yıllar önce İran’a gittiğim zaman Tebriz’de ev sahibimizin Babek isminde bir oğlu vardı. Babek’in babası teğmen olarak İran-Irak savaşında şehit düşmüş, Babek ve ailesi babasından dolayı Orgeneral maaşı alıyordu. Onu anlattılar, pilot teğmen olarak şehit oluyor ama İran ‘şehitler ölmemiştir diyorsak bunun gereğini yapmalıyız’ anlayışıyla hareket ediyor.

Ben bunu görünce heyecanlandım, geldim Türkiye’de yazılar yazdım, konuşmalar yaptım ve bunun Türkiye’de de aynen böyle gerçekleşmesi için mücadele verdim. Seçim zamanında da yine bir vesile ile bunu söyledim. Seçim sonrasında, yaklaşık bir ay önce Sayın Cemil Çiçek’i tebrik için yaptığımız ziyarette bu konuyu açtım ve ‘bu konu gerçekleşmeli’ dedim. O da bana katıldı. Biz bir yasa teklif taslağı, çünkü teklif olması için bizim bir milletvekilimizin olması lazım, yok şu anda. Dolayısıyla, ‘biz bir taslak hazırlayalım size verelim siz de usullere göre bunu Meclis’e verin ve çıksın’ dedik.

Teklifimize göre; hangi kamu görevinde olursa olsun, bütün ordu mensupları bundan yararlanmalı. Güvenlik mensupları yani polislerimiz bundan yararlanmalı. Biz diyoruz ki, şehit nedir? Vatan görevi yaparken hayatını kaybeden herkes şehittir. Ordu içinde görev yaparken trafik kazası bile olsa.. Çünkü ordu, bizi korumak için görev yapıyor. Vatanı korumak için, milleti korumak için. O şehittir anlayışı ile bütün kamu görevlileri için geçerli olmak üzere ve sınır tanımadan, (şuraya kadar terfi eder ondan sonra edemez, albaylığa kadar gelir, artık gelemez) gibi sözleri bir kenara bırakarak en yüksek makamlara kadar gelmeli ve o maaşları almalı ki, ‘şehitler ölmez’ sözünün vurgulamada bir anlamı olsun.

SUNUCU: Peki hükümet nasıl bakacak bu yasa tasarısına? Sizin şu söyleminiz de var, muhalefet etmek her şeye muhalefet etmek değil, siz şu anda bu görüşünüzü Meclis’e bir şekilde sunacaksınız ve oradan geçerse, kanunlaşırsa o zaman Demokrat Parti Başkanı olarak nasıl bir düşünce içerisine girersiniz. Meclis’in dışından böyle bir tasarı sunuyorsunuz herhalde bir ilk olur Türkiye’de nasıl bir duygu yaşarsınız?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Demokrat Parti kadrolarının hem de Genel Başkanı’nın çok derin bir siyasi deneyimi var. Bu konularla ilgili dünyayı tanımak ve dünyanın Türkiye ile irtibatları ve ne yapmamız gerektiğini anlatmak bakımından, ‘Avrupa Birliği Seyir Defteri’ yazdım, “Bilgi Çağından Globalizme” kitabını da ben yazdım. Dolayısıyla bu benim için de bir görevdir. Yani bir siyaset adamı esas itibarı ile milletine, ülkesine ve devletine hizmet amaçlıyorsa, ben yapayım aman kimse yapmasın, aman benden kopya çekmesinler, aman ben bunu açıklarsam benim sermayem kalmaz gibi duygular içerisine asla olmasınlar. Biz bu fikri ortaya atarız, o fikri, proje haline getiririz, yasa taslağını getiririz, veririz. O uygulamaya geçtiği zaman da, ‘bunu biz yaptık, biz verdik’ gibi sözleri de hiç ağzımıza almayız. Yeni tekliflerle, tasarılarla yolumuza devam ederiz.

“Zorunlu askerliği kaldırmak çağdaşlıktır.”

Bu arada başka bir teklif gündeme getirdim. Dedim ki, ‘seçim sırasında bizim siyasetçilerimiz ve iktidar partisi, askerlik süresini şu kadar kısaltacağız, bu kadar kısaltacağız’ gibi sözler söylediler. Ben de şunu söyledim; Dedim ki, ‘bırakın bu kısaltma işlerini, toptan zorunlu askerliği kaldırın’. Zorunlu askerliği kaldırmak çağdaş anlayışa da son derece uygundur. Çünkü askerlik, savaşçılık bir meslektir. Savaşçılık sürekli bu yeteneğini geliştirmeyen ve ruh yapısı itibarı ile savaşmaya uygun olmayan insanlardan siz savaşçılık beklerseniz, gönderirsiniz asteğmeni 15 günlük silah eğitiminden sonra Çukurca’ya gider takım komutanı olarak, geri geldiği zaman tabut içinde vücudunda 9 kurşun vardır. Bu benim yeğenim. Burak’tan bahsediyorum. Bu yanlıştır. Esas itibarı ile şunu söylüyoruz. Ordumuzun zaten bu savaşta böylesine harcanması da doğru değildir. Ordu bu işte eğer sınır dışı işlem yapılacaksa gider yapar ama zabıta komutanı değildir ordu.

“Keşke, Tansu Çiller dönemine dönülse”

SUNUCU: Peki terörle mücadele konusunda bu önemli bir yol olabilir mi?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Son derece önemli bir yoldur. Şimdi düşünün ki, teröristler sürekli ideolojik eğitimden geçiriliyorlar. Yani kendilerine bir takım kara propaganda ile düşman insanlar ve düşman devlet fikri her gün işleniyor. Her gün eğitim, yaşadıkları şartların kendisi de zaten bir eğitim sağlıyor, yani gözü dönmüş adam vurduğu zaman çok güzel bir şey yaptığını zanneden insanlardan medyana gelen bir terörist kadro. Siz bunun karşısına yarım yamalak eğitimle, hayatında daha belki horoz kesmemiş, karıncaya basamaz insanları koyuyorsunuz, bu doğru değil. Teröristle mücadele daha iyi eğitim görmüş, daha yüksek maneviyat sahibi olan insanlarla yapılır, geçmişte bu yapıldı. Şimdilerde çok söyleniyor, efendim Tansu Çiller dönemine mi dönülecek? Keşke dönülse.

SUNUCU: Özel harekât timi diye adlandırılan zamana mı dönülecek? Siz de diyorsunuz ki, evet doğruydu, dönülmelidir.

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Çünkü başarılıydı. Tansu Çiller dönemini hatırlayalım.

“PKK kaçacak delik arıyordu.”

SUNUCU: O dönemde terör azaldı ama arkasından geçen yıllar içerisinde o döneme ait faili meçhullerin olduğu, sıkıntılı bir sürecin olduğu söyleniyor. İşte tekrar o sürece dönmeyelim diye söylemler var.

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Bu söylemler genel bir yanlış bakış açısının ürünü. O da şu.. Bir kurum başarılı bir uygulama yaparken, o kurum içinde görev almış insanlar yanlış şeyler yapmışlarsa, bu o kurumu ortadan kaldırmayı gerektirmez. Yanlış şeyler yapılmasını önleyecek önlemleri en baştan alırsınız. Ama unutmayalım ki, o özel birlikler çatışmaya doğru gittiği zaman, PKK kaçacak delik arıyordu. Çünkü girdikleri her çatışmada zaiyat vermeden sonuç alıp dönüyorlardı. O dönemlerde şehit sayısı yılda bir iki tanedir. Şimdi mesela bu iktidar polisi devreye sokacağız derken, kastettiği bu şekilde yetişmiş insanlar ise biz ona itiraz etmeyiz.

“Ötelerden birileri adına taşeronluk yapılıyor.”

SUNUCU: Son yaşanan Suriye’deki olaylar, Davutoğlu’nun Şam’a gidecek olması, kamuoyunda savaş sesleri mi çıkıyor gibi bir takım yaklaşımlar var. Bu gelişmeleri nasıl değerlendiriyorsunuz, Suriye ile ilgili kısaca almak isterim Türkiye doğru yolda gidiyor mu?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Türkiye’nin yolu, Türkiye olarak doğrudur. Ancak iktidarın tutumlarını anlamak mümkün değildir. Anlamak için derinlere inmek gerekir. Ona da zamanımız yoktur. Bu tutum kesin olarak yanlıştır. Birden bire Suriye ile bütünleşiyoruz, sıfır sorun Beşir Esat, dostum kardeşim, el ele tutuşuyoruz derken bu adam aynı adam. Ne oldu ki, birden bire düşman ve tenkit edilmesi gereken adam durumuna düşürüldü. Bu Türkiye’nin siyaseti değil. Ötelerden birileri adına yapılan taşeronluktur. Çok açık söylüyorum. Direnen hiçbir ülke kalmasın projesi, büyük Ortadoğu projesinin gereği olarak yapılan bir işlemdir. Orada kışkırtılan insanlar da, bunun gereği olarak kışkırtılan insanlardır. Farklı talepleri olabilir o ayrı bir şeydir. Zaten haklı talep olmasa, ortada bir şey olmasa insanlar kışkırtılmaz. İnsanların kışkırtılması için de mutlaka bir şeyler olması lazım.

“Asla Suriye’ye askeri müdahale gibi bir yanlışa düşülmemelidir”

SUNUCU: Bu söylemlere ne diyorsunuz. Suriye’nin sert ültimatom veririz, söylemi ne içeriyor, arkasından ne gelir?

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Sayın Başbakanın bazı sözleri çok vahimdir, “Suriye bizim içişlerimizdir” sözü ne demektir bu? Suriye de, ‘Türkiye’deki meseleler bizim iç işimizdir’ derse, bu iç işlilik karşılıklı olur. Suriye bizim memleketimiz mi, eyaletimiz mi? Ne oldu? Uluslararası ilişkilerde böyle sözler çok tehlikeli sözlerdir. Bilgisizce söylenmiş sözlerdir, bilgisizce söylenmemişse çok daha kötü sözlerdir. Dolayısıyla bu yanlış. Türkiye güçlü, Suriye güçsüz. Öyleyse Suriye’deki meseleler bizim iç meselemizdir. Yarın Rusya ya da ABD dese ki, “Türkiye bizim iç ilişkiler meselemizdir” derse o zaman, buna haklılığı bizim Başbakanımız vermiş olur. Bu birincisi.

İkincisi, ‘Davutoğlu Bakanımı gönderiyorum’ diyor. Biz O’nu Türkiye Cumhuriyeti’nin Bakanı sanıyorduk. Halbuki, Başbakan’ın bakanıymış. ‘Devleti hükümet yönetir’ diyor. Çok karışık, karmaşık ve doğrusu Türkiye’nin devlet geleneğine ve dünya devletleri arasındaki ilişkilere hiç yakışmayan sözler ve davranışlardır.

Asla Suriye’ye askeri müdahale gibi vahim bir yanlışa düşülmemelidir. Bu bir felaket olur. Suriye’de bir şeyler oluyor, Türkiye askeri müdahalede bulunuyor. Bunu isteyenler olabilir Türkiye’de. Onun çok vahim sonuçları olur. İslam dünyasında biz hangi sonuçların doğacağını biliyoruz ama bilmeyenlerin tahmin bile edemeyecekleri kadar büyük yanlışlar olur. İslam halkı birbirine düşerler. O kadar bu işlerle oynamak doğru değildir.

SUNUCU: Biz yine hatırlatalım bir kanun tasarınız var, bakalım hükümet nasıl yaklaşacak. Şehitlerin mertebesinin artması ve maaşlarının yükseltilmesi durumunda şehit yakınlarını da çok sevindirecek bir haber eğer hayata geçirilirse. Efendim çok teşekkür ediyorum, ayaklarınıza sağlık.

NAMIK KEMAL ZEYBEK: Ben teşekkür ediyorum.
Sayfayı Paylaş: