Genel Başkan Zeybek, Genel Merkez’de düzenlenen iftar yemeğinde yaptığı konuşmada, Afrika’ya yardım çağrısı yaptı: ( 10.08.2011 )
“Yardım Kampanyasına Bütün Müslümanlar Katılmalıdır”
“Afrika'ya başlatılan kampanyayı benimsiyoruz ve gönülden destekliyoruz. Biz arkadaşlarımızı da bu kampanyaya katılmaya ve destek vermeye çağırıyoruz.”
(DP Basın Merkezi- 09 Ağustos 2011) Genel Başkan Namık Kemal Zeybek, Ankara İl Başkanlığı’nın Genel Merkez binasında düzenlediği iftar yemeğinde yaptığı konuşmada, Afrika'ya yardım için başlatılan kampanyaya bütün Demokrat Partililerin ve tüm Müslümanların katılması gerektiğini söyledi.

Ankara İl Başkanlığı’nın Balgat’taki DP Genel Merkezi’nde düzenlediği iftar yemeğinden sonra bir konuşma yapan Genel Başkan Zeybek, şunları söyledi:
“Müslüman olmasalar da insanlara yardımcı olmak lazım”
“Dünya Müslümanlarından şu anda Afrika’da yaşayan bir grup Müslüman yiyecek bulamadıkları için açlıktan telef oluyorlar, kırılıyorlar, ölüyorlar.
Yiyecek bulamamak kavramını aç kalmayan bilmez. Vaktiyle Fransa’da ihtilal olduğu zaman Mari Antuanet şöyle diyor: ‘Bu halk niye bağırıyor? Efendim, ‘ekmek’ diye bağırıyorlar. Niye ekmek yok mu? diye soruyor. Yok efendim cevabını alınca Kraliçe, ‘ekmek bulamıyorlarsa pasta yesinler’ diyor..
Allah’a şükürler olsun ülkemiz çok farklı bir yerde. Bize bu nimetleri veren Allah’a şükürler olsun. Ama vaktiyle, ülkemizde de kıtlık yaşanmıştır. Mütareke günlerinde, seferberlik günlerinde buğday yerine süpürge tohumu öğüterek açlıklarını gideriyorlardı.
Diyanet İşleri Başkanı bir kampanya başlatmıştır. İnsanlardan bir isteği var. Yardım edin de bu yardımları Afrika’daki aç insanlara gönderelim diyor. Müslüman olmasalar da insanlara yardımcı olmak lazım.
Bizim partimizin biliyorsunuz 4 kurucusu vardır. Celal Bayar, Adnan Menderes, Refik Koraltan ve Fuat Köprülü. Fuat Köprülü 4 kurucumuzdan biridir. Sonra Dışişleri Bakanlığı yaptı. Rahmetli Adnan Menderes seçim kazanınca Celal Bayar’a ziyarete gidiyor. Amacı Başbakanlığın Fuat Köprülü’ye verilmesi. Celal Bayar, ‘Adnan bey hayır başbakan sensin’ diyor. Başkası için gitmişken kendisi Başbakan oluyor.
Fuat Köprülü dünya çapında bir bilim adamıdır. Ama onun en önemli eseri Türk Edebiyatı’nda yarısında Hoca Ahmet Yesevi’yi, yarısında Yunus Emre’yi anlattığı kitaptır. O kitapta şöyle söylüyor: ‘Şu Hoca Ahmet Yesevi olmasa bizim milliyetimiz olmazdı’. Yani milliyetimizi borçlu olduğumuz insandır Hoca Ahmet Yesevi. Türk İslam tasavvufunun kurucusudur. Şimdi tasavvuf düşmanı bir akım maalesef adına vehavilik denilen bir akım bu Müslümanlar üzerinde despotluk yapıyor ve insanların onlara ulaştırmak istediği gıda maddelerinin ulaşmasına engel oluyor. Ve bunlar İslamcı geçiniyorlar, yani Müslümanlık yetmez mümin olmak lazım.

“İktidarda olalım, muhalefette olalım bizim işimiz halka hizmettir”
Dönelim biz konumuza, hoca Ahmet Yesevi’nin, ‘Divanı Hikmet’ diye bir kitabı var. O kitabın ilk yedi hikmetinde şunu söylüyor. Allah’a ulaşmanın yolu insana ulaşmaktan geçer. Allah’ın elçisi bir gün garip yetimlerin hatırını sordu, sen de Allah’a ulaşmak istiyorsan il il garip yetimleri ara, onların başını okşa, gönüllerini al, çünkü Allah’a ulaşmanın yolu insana ulaşmaktan geçer. Bir hadis-i kutside, Allah dedi ki; ‘ey kulum bir filan kulum açtı, eğer onu doyursaydın beni doyurmuş olacaktın. Hastaydı, ziyaret etseydin, beni ziyaret etmiş olacaktın. Giydirseydin, beni giydirmiş olacaktın.’
Yani insana hizmet son derece önemli dolayısıyla ben arkadaşlarımızı Diyanet’in açtığı bu çalışmaya davet ediyorum. Biz bugün muhalefetteyiz, iktidarın tayin ettiği bir Diyanet İşleri Başkanı var. Biz ona niçin yardımcı olalım diye düşünmüyoruz. Bizim işimiz, iktidarda olalım, muhalefette olalım halka hizmettir. Biz halkımız için varız. Bizim tarihimizde 4 kutsal vardır. Dini devlet mülkü millet. Biz din devlet, mülk millet anlayışındayız. Bizim için devlet halk din mülk vatan önemlidir. Bizim vazgeçilmez temelimiz Dini devlet, mülkü millettir. Halka hizmeti hakka hizmet sayarız, hayırlı olan işe biz neden destek vermeyelim ki, biz bu çalışmaya katılırız.
“Parti içinde eğitim çalışması başlattık.”
Değerli arkadaşlar bir eğitim çalışması başlattık. Eğitim çok önemlidir, biz her an birbirimizi eğitmeliyiz. Eğitim olmadan hayatı yakalamak mümkün değildir. Dünya öyle bir çağa geldi ki, eğitimden bilgiden daha önemli bir şey yok. Ben Kültür Bakanlığı dönemimde Semerkant’ta üç üniversitenin birleşiminden kurulan bir meydanda, Uluğbey Üniversitesinin alnında şöyle yazıyor: ‘Bilim öğrenmek, bilgiyi geliştirmek, kadın ve erkek her Müslüman’a farzdır.’ Kadın ve erkek, her Müslüman beşikten mezara kadar bilim öğrenmek zorundadır. Biz sürekli eğitim yapacağız. Bu ve diğer salonlarımızı kullanıp sürekli eğitim yapacağız. Bir seçim dönemi geçirdik. Seçim döneminde ne yazık ki, seçimden birkaç yıl önce milli manevi köklerinden koptuğu için bizi terk etti. Biz bu kısacık 2 ay içersinde kendimizi anlatmak imkânı bulamadık. Seçimden sonra bir taksiye bindim. Şoför, başımda şapka, gözümde gözlük beni tanımadı. Oy’unu kime verdin? Dedim. CHP’ye dedi. Neden CHP dedim. Bunlar gelmesin diye CHP’ye verdik dedi. Daha önce kime veriyordun dedim. Abi biz Adalet Partili’yiz. İlk oyum Özal’a nasip oldu, ondan sonra Doğru Yol Partisi’ne verdim. Ama bu seçim barajı aşamayacağı için DP’ye oy vermedim. Abi sen nereye verdin dedi. Ben de Demokrat Parti’ye verdim dedim. Abi onun Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek’in çok seveni vardı, neden bağımsız koymadı da gidip barajı aşamayacak bir partiden koydu dedi. Ya Genel Başkan hiç Bağımsız koyar mı, demek ki derdi sadece milletvekili olmak demek değilmiş dedim. ‘O adam niye hiç TV’lere çıkmadı? Dedi. Ben de, benden daha çok TV ye çıkan bir genel başkan yok diye seviniyordum. Ama halk sadece haberlere bakıyor. Haberlerde biz yoktuk, haberlerde 4 parti vardı. Benim yakın bir dostum, çok tanınmış bir yazar, onunla evinin bahçesinde bundan 20 gün önce sohbet ediyoruz. ‘Sizin DP’ye girdiğinizi duyduk ama bu genel başkanla bir yere gitmeniz mümkün değil’ dedi. Bizim Genel Başkanımız kim? Dedim. Hüsamettin Cindoruk değil mi dedi. Ben de; ‘sen benim Genel Başkan olduğumu bilmiyor musun’ dedim. ‘Aaa, siz şimdi genel başkan mısınız’ dedi.
Ne yazık ki DP gibi partinin, Genel Başkanı’nın Namık Kemal Zeybek olduğunu anlatamadık, çünkü zaman çok azdı. Sadece birileri yazdı çizdi, bu Namık Kemal Zeybek çok ciddi konulardan bahsediyor diye, ama o kargaşada anlaşılmadı, yeterince sesimizi duyuramadık. Ben eminim ki bizim o konularımız birer birer gündeme girecek.
Şehitlerimiz terfi etsinler diye bir yasa teklifi hazırladık. TBMM Başkanı Cemil Çiçek’e gittik. Arkadaşlarımızla kendisini ikna ettik ve yasa teklifini hazırladık kendisine vereceğiz.
“Zorunlu askerlik kalkmalı”
Zorunlu askerlik artık kalkmalı, askerlik profesyonel bir iştir, meslekten insanlar askerlik yapar. Zorunlu askerlik bizim tarihi gerçeğimiz değildir. Avrupa’da hiçbir ülkede zorunlu askerlik yok. Lüzum da yok böyle bir şeye. Profesyonel savaşçılar olacak. Bugünlerde iktidar, yetiştirilmiş polisleri devreye sokacak Günaydın… Bizim dönemimizde terör bitmişti. Tansu Çiller dönemine keşke dönülse, o zaman terör bitmişti. Genelkurmay Başkan Vekili yanında değil de öte yanında oturdu diye kahraman oldu. O dönemki Genelkurmay Başkanı ne demişti? Başbakan, ‘Tak’ diye emir veriyor, biz ‘Şak’ diye yerine getiriyoruz. Demedi mi? Sonra Doğan Güreş Paşa emekli oldu, milletvekili seçildi, geldi yanıma oturdu.
“Başbakanın dediği olmadı ama kahraman oldu”
Genelkurmay Başkanı yargılanmakta olan general ve subayların terfileri bir yıl ertelensin dedi. Başbakan da ‘hayır ertelenmeyecek, emekliye sevk edilecek’ dedi. Genelkurmay Başkanı da ‘ben emekliliğimi istiyorum’ dedi. Başbakan’ın dediği olmadı. O generallerin ve amirallerin terfileri bir yıl ertelendi. Ama yine Başbakan kahraman oldu.
“Devlet tahrip ediliyor”
Devlet tahrip ediliyor, devletin bütün organları tahrip ediliyor. Tam da bu sırada kurbağa ile öküz hikayesi aklıma geliyor. Kurbağa, ‘öküz ne kadar da büyük, ben de onun gibi olayım’ diye şişmiş te şişmiş. Ama Tavşan kadar olunca patlamış. Sonunda olacağı budur..
Şimdi arkadaşlar bırakalım onları, yolumuza devam edelim. Biz Cumartesi günü Bursa’da bir iftar yaptık ve Bursa basınında çıkan bir yazı, ‘Demokrat Parti Dimdik Ayakta.’ Tabii dimdik ayakta olacak ne olacaktı yani.
“İttifak yapmak yanlıştı”
Bu arada bir yanlış yaptık. İttifak yapmamız benim yanlışımdı. Bizim ortaklarımızın teşkilatlanma yapıları ve dünya görüşleri bize uygun değildi. Bunu anladığımızda çok geçti. Bana, ‘teşkilatları görevden alın’ dediler. Kendi görüşlerini olduğu gibi bizim kabul etmemizi istediler. Ama asla kötülemiyorum,. Senin yolun sana, benim yolum bana. Herkes kendi yolunda gitsin. Ama dönüp baktığımızda ciddi bir yanlış yaptığımızı fark ettik. Artık ittifak sözlerini kimse ağzına almasın.
Birileri beni eleştiriyor. Efendim neden Hüsamettin beyin resimlerini asmıyorlar. Hüsamettin bey partinin eski genel başkanı olarak televizyon televizyon dolaşıp, ‘Demokrat Parti barajı aşamıyor, oyunuzu CHP’ye verin’ dedi. Kendisi de Çetin Doğan’a oy vereceğini söyledi. Bizim arkadaşlar MHP ye verecek dedi. Sonra da bana diyorlar ki, ‘Hüsamettin beyin resmini as’ Böyle bir şey olur mu? Hüsamettin Bey şerefiyle bir kenara çekilip sussaydı biz onun resmini yine asardık. Ama parti aleyhine çalışan bir eski genel başkanın çıkıpta barajı aşamayacak diyerek partinin aleyhine çalışması kabul edilir değildir. Kendini partiden ihraç etmediğimize dua etsin. Partinin genel başkanı laikçilik söylemi yapıyor, partinin ikinci adamı, gericiler yobazlar diyor, bu söylemi CHP işçi partisi bile terk etti. Büyük kongreden önce Ankara il kurultayında Hüsamettin Bey laiklik vurgusu yapıyor. Arkadaşlar laiklik vurgusu çok yapıldığı zaman laisizim olur. Biz dinci değiliz. Şunu çok açık söyledim. Sabah namazında camiden gelende bizimdir, meyhaneden o saatte gelende bizimdir. Bize suni de alevi de oy verir. Bizim alevi, suni, Musevi, Hıristiyan partililerimiz yöneticilerimiz vardır.
“Kültür Bakanı olarak 1 yıl bilgi çağı kavramını anlattım”
Değerli arkadaşlar bu yeni dönemde, en çok üzerinde duracağımız şey eğitim. Bütün çağdaş partilerde yapılan ve Türkiye’de de başarılı olmuş partilerin eğitim çalışmasına çok büyük önem vereceğiz. Ve ‘G’ gününe kadar kendimizi taşıyacağız. 2.5 yıl sonra yapılacak olan mahalli seçimler ve çok büyük ihtimalle onunla birlikte yapılacak olan genel seçimlere kadar dimdik ayakta durarak, biz varız ve çözüm biziz diyeceğiz.
Çağ yeni bir çağ, zaman yeni bir zaman, dünya değişti ve gelişti. Rahmetli Özal’la birlikte 24 Ocak kararlarıyla Türkiye, o gün çağı yakalamak üzere adımını attı ve çağı yakalamak için harekete geçti. Kültür Bakanı olduğum dönemde 1 yılımı, bilgi çağı kavramını topluma anlatmak için harcadım, geçirdim. Hepiniz cep telefonu kullanıyorsunuz, dünyada cep telefonu kullanımında 2. sıradayız. Bilişim sektörüne giren insanlara diyeceğiz ki, getirin projenizi, % 40’ını devlet kesesinden vereceğiz ve 10 yıl vergi istisnası tanıyacağız. Biz bunu geçmişte yaptık, sanayide yaptık, ucuz krediler verdik, alt yapısı bitmiş arsalar verdik. Her şeyi Demokrat Parti’nin siyasetine borçludurlar. Bir örnek;
Türkiye’de 1994 yılında 65 bin turistik yatağımız vardı. Rahmetli Bakanımız Barlas Küntay’ın Güney Antalya turistik projesi vardı. O dönem sadece üç tane otel vardı. Koçların, Almanların ve Fransızların. Sonunda arsa parsellendi ve müteşebbislerin beğenisine sunuldu. Birkaç sene içerisinde 25 bin yatak, sonra 50 bin yatak. Şimdi 1 milyon yatağa çıktı. Biz dünyaya çağın imkânlarından yararlanarak kendimizi anlatacağız. Tabandan başlatacağız her şeyi. Türkiye’nin kaynaklarını dış güçlere servis edenlere hesap soracağız. Bizim kadrolarımızın çok büyük tecrübeleri var. Saklı gücümüzü de devreye sokacağız. Gençliğe el atıyoruz, üniversitelere, liselere gireceğiz. Allah’ın izniyle mutlaka hedefe ulaşacağız ve bunu hep birlikte yapacağız. İnşallah zafer bizim olacak arkadaşlar, Ramazanınız hayırlı olsun, Allah kabul etsin….
Kampanyayı gönülden destekliyoruz
Müslümanların başına bela olmuş, kendilerine ‘İslamcı’ diyen bir grup var. Bunlar maalesef bildiğiniz maneviyat düşmanı bir vahabi akımdır. Yardımların halka ulaşmasına engel oluyorlar. Halkın maneviyatına engel oldukları gibi halkın karnının doymasının da karşısında oluyorlar.
Afrika'ya başlatılan kampanyayı benimsiyoruz ve gönülden destekliyoruz. Biz arkadaşlarımızı da bu kampanyaya katılmaya ve destek vermeye çağırıyoruz. Bizim dünya görüşümüzde Ahmet Yesevi hazretlerinin büyük önemi var. Hoca Ahmet Yesevi'nin hikmetlerine baktığımız zaman onu şöyle görüyoruz; Allah'a ulaşmanın yolu, en iyi Müslümanlığın nihai hedefi Allah'a ulaşmak ise bunun yolu garip, fakir ve yetimlere yardımcı olmaktır. İhtiyacı olan insana yardımcı olmaktır. Bu aynı zamanda bir fırsattır, öyle düşünüyorum. Bu fırsat değerlendirilmeli. Allah'ın emri doğrultusunda bu kampanyaya bütün Müslümanlar katılmalıdır ve ben bütün Müslümanlara Kuran-ı Kerim'in ayetinde yer alan 'müminler kardeştir' hükmünün de her an hatırlanması gerektiğini ifade etmek istiyorum.''
Genel Merkezde ilk iftar
Bu salonda ilk iftarımızı yaptık. Bundan sonra bu salonu düzenleyeceğiz ve çok amaçlı kullanacağız. Toplantılar, hatta konserler olacak. 400–500 kişilik bir toplantı salonu haline getireceğiz. Bu salonda Anavatan Partisi’nin kuruluş yıldönümü kokteyli yapılmıştı. Yıl 1991 Cevdet Akçalı, ANAP kongresine yakın, koluma girdi ve beni bir köşeye çekti. ABD’den gelmiş bir heyet bir aday üzerinde konuşuyorlar. Cevdet bey, ‘neden Namık Kemal Zeybek’i düşünmüyorsunuz’ dediğinde, heyet başkanı, ‘Namık Kemal Zeybek Ayasofya’da Kur’an okutmuş’ demişler. Neredeydik nerelere geldik. 1980 öncesinde Ayasofya’da Kur’an okutmak suç görülüyordu. O zaman Başbakan olan Sayın Süleyman Demirel, Ayasofya’nın arka mahallesindeki Hünkâr mabedini onartıp, mescit olarak ibadete açmıştı. Topkapı kutsal emanetler dairesinde 24 saat Kur’an-ı Kerim okutmayı başlatmıştı. Sonra 12 Eylül’ün darbecileri bu ikisini de yasakladılar, Cami’yi kapattılar, laikliğe aykırı diye Kur’an okumayı da kaldırdılar. Sonra ben Kültür Bakanı olunca tekrar açtım. Kim ne derse desin, biz Elhamdülillah Müslüman’ız, dinimizin gereğini yaparız, kimsenin dinine de karışmayız. Mübarek Ramazan ayında aramızda oruç tutanlar çoğunlukta. Ama mazereti olup tutamayanlar da var. Esas olan niyettir. Onlar da, ‘keşke tutabilseydim’ diyerek niyet etmekte oruç tutmak gibidir.”
İl Başkanı’nın sözleri..
İftardan sonra kısa bir konuşma yapan İl Başkanı Ahmet Fişenk de 13 Haziran seçimlerinden sonra yeniden toparlanarak iktidar olmak için çalışmalara başladıklarını söyledi.
Demokrat Parti Genel Merkezi’ndeki ilk iftar yemeğine genel başkan yardımcıları ile Ankara il ve ilçe teşkilatı katıldı.