Demokrat Parti Genel Başkanı Namık Kemal Zeybek, Refahyol’un iktidarda olduğu 1997 yılında, Türk Silahlı Kuvvetleri içinde "darbeci" ve "müdahaleci" olarak isimlendirdiği iki grup arasında büyük bir çekişmenin yaşandığını söyledi. Zeybek, darbe yapmak isteyen grubun liderliğini dönemin Kara Kuvvetleri Kurmay Başkanı Orgeneral Doğu Aktulga'nın, "müdahaleci" grubun liderliğini ise dönemin Genelkurmay İkinci Başkanı Orgeneral Çevik Bir'in yaptığını belirtti.
Demirel'in rolü Zeybek, Milliyet'e yaptığı değerlendirmede, 28 Şubat sürecinde TSK içinde ciddi bir çekişmenin yaşandığını anlattı. Necmettin Erbakan'ın başbakan, Tansu Çiller'in başbakan yardımcısı olduğu Refahyol hükümetine karşı ordunun komuta kademesi içinde iki ayrı tepki olduğunu dile getiren Zeybek, dönemin' Cumhurbaşkanı Süleyman Demirel’in de bir darbe tehlikesini ortadan kaldırmada etkili rol oynadığını dile getirdi. Zeybek, şunları söyledi: "28 Şubat döneminde ordunun içinde iki ayrı grup vardı. Birinci grup darbe yapmak isteyen bir cuntaydı.
Bu grubun başında Doğu Aktulga vardı. Aktulga'nın bilinen niteliği din düşmanı olarak tanınmış olmasıydı. Kadro oluşturan, örgütçü, lider vasıflara da sahipti. Bu kadronun gücü azdı. Ancak o dönemde başlatılan irtica kampanyası ile bu kadronun haklı olduğu izlenimi oluştu. Kendilerini güçlü hissetmeye başladılar. Bunlar 12 Eylül benzeri bir darbe peşinde değillerdi. Talat Aydemir tarzı bir darbe yapıp kalıcı olmak istiyorlardı. O dönemde toplantılar yaptıklarını hazırlıklar yaptığını biliyorduk. Ancak bunlar teşebbüse geçemediler. Çünkü Çevik Bir'in başında olduğu müdahaleci grup, bu darbeci cuntadan çok rahatsızdı. Bu iki grup birbirine rakipti.
Bahane kalmadı Biz DYP olarak Refahyol'un yeniden Çiller'in başbakanlığında kurulmasını istiyorduk. Ancak Demirel, Tansu Hanım'a görev vermedi.
İktidar değişince o günlerin siyasi psikolojik havası içinde bu darbeci grubun suni gerekçeleri de ortadan kalktı. Cunta bu bahaneden yoksun kalınca bir teşebbüste bulunamadı. Polis istihbaratında bunların belgeleri belki vardır. Bu isimler arasında şu anda yargılananlar da var. Bunun üzerine niye gidilmiyor? Bunlar niye yargılanmıyor?