Genel Başkan Namık Kemal Zeybek, Gaziantep İl Başkanlığı’nın düzenlediği İftar yemeğine katıldı: ( 17.08.2011 )

“AKP’deki oylarımızı geri alaca��ız”

“Rakibimiz AKP. Çünkü bizim oylarımız AKP’de. AKP’nin oylarının yüzde 40’dan fazlası bizim oylardır. AKP’nin kendi kökeninde yani Milli Görüş’ten getirdiği olsa olsa yüzde 5 oyları vardır. Onlar geri gelecek, biz onları geri alacağız.”

(DP Basın Merkezi - 16 Ağustos 2011) Ramazan ayı boyunca çeşitli illerde teşkilatla birlikte iftar programları düzenleyerek sohbetler yapan Genel Başkan Namık Kemal Zeybek, Gaziantep İl Başkanlığı’nın düzenlediği iftar yemeğinde yaptığı konuşmada, “AKP’deki oylarımızı geri alacağız” dedi. Zeybek, “Rakibimiz AKP. Çünkü bizim oylarımız AKP’de. AKP’nin oylarının yüzde 40’dan fazlası bizim oylardır. AKP’nin kendi kökeninde yani Milli Görüş’ten getirdiği olsa olsa yüzde 5 oyları vardır. Onlar geri gelecek, biz onları geri alacağız.” diye konuştu.

Genel Başkan Zeybek, iftardan sonra yaptığı konuşmada şunları söyledi:

Resimler


“Bismillah diyerek başlayalım, Ramazan’ınız mübarek olsun. Allah, oruç tutan ve tutmayan herkese Ramazan’ın bereketinden, manevi nimetlerinden yararlanmasını nasip eylesin diye dua edelim. İçimizde iyiler, Ramazan’ın değerini bilenler çoğaldıkça bundan bütün toplum yararlanır ve inşallah her birimiz yararlanırız.

Değerli arkadaşlar,

“Adımız Doğru Yol Partisi değil”

Ramazan boyunca iftar programlarıyla illeri dolaşıyoruz ve sohbetler yapıyoruz. Hiç olmazsa Ramazanı da böyle değerlendirelim dedik. Hepinizin bildiği gerçekleri de bu vesile ile tekrar etmek lazım. Çünkü bir söz eğer doğru ise onu çok çok tekrar etmek gerektiğine dair de bir söz vardır. Yani 180 defa da olsa doğru sözü tekrar etmek lazım.

Biz Demokrat Parti olarak Türkiye’nin en köklü partisiyiz bu gerçek ama bir başka gerçek daha var, hemen bunu da gördük. Ne gördük? Bizim arkadaşlarımız dahi Doğru Yol Partisi diyor. Sanmayın ki ben demiyorum. Bir mitingde Doğru Yol Partisi dedim, sonra hemen hatırladım, ‘Doğru Yol Partisi Anavatan Partisi birleştik Demokrat Parti olduk’ diye sözümü böyle tamamladım. Biz, Doğru Yol Partisi değil artık Demokrat Parti’yiz. Ama bu, yılların meydana getirdiği bir alışkanlık, bundan kurtulmak mümkün olmuyor. İşin bir başka yanı daha var. Biz kitlelere ne yazık ki, Demokrat Parti’nin varolduğunu ve bu partinin Doğru Yol Partisi’nin devamı ve Anavatan Partisi’nin de katılımıyla yeniden oluşmuş, dev gibi bir siyasi parti olduğunu daha anlatamadık. İkinci bir gerçeğimiz bu. İkinci gerçeği anlatmak için şöyle bir örnek vereyim;

Benim yakın dostum olan bir yazar var, çok meşhur bir yazar adını vermeyeceğim gazeteler yazar, duyar, alınır diye. Bundan 25 gün kadar önce kendisiyle evinin bahçesinde sohbet ediyoruz. Uzun aylardan beri de görüşmemiştik. Sohbetin bir yerinde derin derin dünya meselelerini konuşuyoruz, Türkiye’nin meselelerini konuşuyoruz hatta kainatın meselelerini konuşuyoruz. Sohbetin bir yerinde dedi ki; ‘mesela siz Demokrat Parti’ye girdiniz, gazetelerden takip ettim, dedim ki, bir bildiği vardır ama siz de bu genel başkanınızla bir yere gidilemeyeceğini biliyorsunuz.’ Bizim genel başkanımız kim? Diye sordum. ‘Hüsamettin Bey değil mi?’ dedi. Eyvah dedim, ben senin gibi bir aydına bile hala demokrat parti genel başkanı olduğumu anlatamamışım. Siz şimdi genel başkan mısınız? diye sordu...

Resimler


Bir başka örnek. Ankara’da bir şoförle yan yana yürüyoruz. Başımda kasket, gözümde gözlük Ben böyle sık sık halkın arasına girerim, beni tanımayan insanların arasına girerim, belki yan yana yürüdüğümüz için de tanımamış olabilir. Dedim, nereye oy verdin? CHP’ye oy verdim, dedi. Niye verdin CHP’ye? Bunlar gitsin diye dedi. Daha önce nereye verirdin sen, dedim. Biz Adalet Partiliyiz dedi, ilk oyun Özal’a nasip oldu ondan sonra Doğru Yol Partisi’ne verirdim, dedi. Sonra durdu, Ağabey sen nereye oy verdin, dedi. Dedim ki, ben Demokrat Parti’ye oy verdim. Onun Genel Başkanı Kemal Zeybek değil miydi? dedi. Onun bir de Namık’ı vardır, Namık Kemal Zeybek, dedim. Tamam tamam o adamın çok seveni vardı niye bağımsız aday olmadı da, gitti barajı aşamayacak partiden aday oldu? Sonra o adam niye hiç televizyonlara çıkmadı, dedi. Televizyonlara çıkmadı diyor bana. Ben de övünüyorum ki, benden çok televizyonlara çıkan yok. Doğrusu bu ama, şu seçim süreci içinde benden daha çok televizyonlara çıkan bir genel başkan yok. Televizyonlarda düşünce programlarına çıkıyoruz. Vatandaş haber programları seyrediyor. İşi var gücü var, taksi şoförü gidecek taksisini kullanacak, haber programlarını izleyecek. Yani genel başkan olduktan sonra iki aylık bir seçim kampanyası yürüttük ve yetmedi. Sonucu biliyordum ama bu kadarını da doğrusu düşünmüyordum. Ayrıca, bu kadar olduğuna da inanmıyorum. Niye? Elimde mikrofon Türkiye’nin şehirlerinde, içinden geçtiğimiz kasabaların caddelerinde dolaştığım zaman şunu gördüm. İnsanlar pencerelerden ellerini sallıyorlar, öpücük gönderiyorlar, çiçek atıyorlar. Bizim sesimizi duyar duymaz kapılar açılıyor, dışarı çıkılıyor, el sallanmaya başlanıyor. Bir arkadaş soru sordu..Dedim ki, öpücük gönderenler oy verirse barajı çoktan aştık, alkışlayanlar oy verirse birinci partiyiz, el sallayanlar da oy verirse yüzde 80’e ulaştık. Ama biliyorum ki, öpücük göndermek, alkışlamak başka bir şeydir oy başka bir şeydir.

Oy meselesinde şununla karşılaştık; ‘Ben sizi çok seviyorum Demokrat Parti’liyim ama partiniz barajı aşamayacak. Oy’um ziyan olmasın diye içim kan ağlayarak başka yere oy vereceğim’ diyen maalesef çok insana rastladık. İkincisi maalesef, bir de öz eleştiri yapalım benden önceki genel başkanlardan üçü en yakın genel başkanımız sayın Cindoruk, televizyonlara çıktı şunu söyledi. Demek ki, bazı insanlar O’nu hala genel başkan zannediyor, ‘Demokrat Parti barajı aşamayacak oyları CHP’ye verin, MHP’ye verin sonra hızını alamadı Çetin Doğan’a verin’ dedi. Şimdi oraya verin, buraya verin demesi önemli değil, ‘barajı aşamayacak’ lafı son derece tehlikeli ve önemli bir söz.

Bir başka arkadaşımız çıktı o da genel başkanımızdı, efendim merkez sağ partisi AKP’dir çok da güzel temsil ediyor, benim oyum onun dedi. Bir başka arkadaşımız o yolda konuşmalar yaptı. Bütün bunların tesir etmemesi mümkün mü? Elbette ki, bunlar tesir etti ama sadece bunlar değil, bizim zamanımız olmadı. Yani keşke dedim, bir yıl şu seçimler ertelense de Demokrat Parti’nin ne olduğunu bir anlatabilsek. Biliyorduk bu kadar kısa zaman içerisinde anlatmak imkanımız yok, çünkü o seçim kampanyalarının gürültüsü içinde bizim sesimiz kayboldu gitti. Bir gazeteci şöyle bir yazı yazdı; ‘Namık Kemal Zeybek çok önemli şeylerden bahsetti ama seçim sırasında dikkati çekmedi.’ Şimdi o çok önemli şeylerden bahsetmeye devam edeceğiz.

PKK bir kaçakçılık ve suç örgütüdür..

Bu iktidar, PKK'yı benim Kürt kardeşlerimin bir temsilcisi gibi görüyor. Onlarla pazarlık masasına oturarak meşrulaştırıyor. Dolaylı dolaysız, bazen gizli, bazen de açık şekilde örgüt yöneticileriyle görüşmeler yapıyor. PKK, bir kaçakçılık ve suç örgütüdür. Her gün askerlerimiz şehit ediliyor. Ama Başbakan ortaya çıkıp 'Biz size Ramazan ayında karışmayacağız' diyor. Ardından 'Bayram tatili var. Bayramda da karışmayacağız. Bu sürede istediğinizi yapmakta serbestsiniz' diyor. Böyle bir mantık olabilir mi.

Batı basınında her gün Türk askerinin Suriye'ye girmesi yönünde maksatlı haberler yapılıyor. Buradaki senaryo Türkiye'yi Suriye ile savaşın içerisine sokmak. Başbakan'a kalsa bir gün bile durmayacak ve savaşacak. Ama inanıyorum ki yanında bu işlerden anlayan tecrübeli isimler vardır. Türkiye'nin Suriye'ye müdahalesi yapılacak en büyük hata olur.

Eğer bugün gerek Gaziantep, gerekse Türkiye sanayileşmede bir başarı elde etmişse bunda en büyük pay bizim iktidarlarımız döneminde alınan kararlardır. DP'nin destekleri olmasaydı, temeli biz atmasaydık sanayici perişan olurdu. AK Parti hükümetinin ekonomik sistemi çökmeye mahkumdur.

“Rakibimiz AKP. Çünkü oylarımız AKP’de”

Değerli arkadaşlar,

Rakibimiz AKP. Çünkü bizim oylarımız AKP’de. CHP’nin kendi oyları var, MHP’nin de üç aşağı beş yukarı kendi oyları var, bu sefer biraz soldan da oy aldı. Ama AKP’nin oylarının yüzde 40’dan fazlası bizim oylardır. Yani AKP’nin olsa olsa yüzde 5 kendi kökeninden getirdiği, yani milli görüşten getirdiği oyları vardır, gerisi bizim oylarımızdır.

“Biz köküne kadar, sapına kadar demokratız.”

Onlar geri gelecek. O da bizim çalışmamıza bağlı, Türkiye’nin şartlarına da bağlı tabii. Onlar geri gelecek, biz onları geri alacağız. Bizim Yeni Türkiye Partisi’ne giden oylarımız oldu onları geri aldık. Sol’un oyları bir ara Ecevit’e gitti sonra Ecevit dibe çöktü. Ecevit’e gittiği zaman CHP barajın altında kaldı. Maalesef Hüsamettin Bey döneminde söylenmedi, dedim ki; ‘niye söylemiyorsunuz biz sağ partiyiz, herkes sağ partili, bizim kökenimiz bu, geçmişimiz bu, bunu da söylemek lazım’. ‘İçimizde solcu var’ filan denildi. İçimizde solcular var diyerek maalesef bir dönem partimizin sol söylem yani Demokrat Parti tarihinde hiç olmayan sol söylemi tercih etmesi de kitlelerle aramızın kopmasının sebeplerinden birisidir. Yani kalkıyor mesela Hüsamettin Bey’in yanında ‘ben ikinci adamım’ diye gezen arkadaşımız vardı, Ufuk Söylemez diye.. Televizyonlara çıkıyor, ‘yobazlar’ filan diye bağırıyor. Arkadaş, gericiler, yobazlar diye bağırma bizim geleneğimizde yok. Biz gericiler, yobazlar diye bağırmayız kimseye.. Onu solcular yapardı, onlar bile bıraktı sen mi şimdi devraldın. Bu tür yanlışların da tabii etkisi vardır.

Şimdi bütün bunlar oldu geldi, geçti ama bundan sonra artık mazeretimiz yok. 2,5 yıl sonra seçimler geliyor, 2,5 yıl sonra gelecek seçimler mahalli idareler seçimleridir ama çok önemlidir. Büyük ihtimalle genel seçim ile birleştirip iki seçimi birlikte yapacaklar. Türkiye’de bir erken genel seçim kaçınılmazdır. Biz köküne kadar sapına kadar demokratız. Bunlar mevsimlik partidir.. Biz çok çalışarak kendimizi en iyi şekilde ifade ederek bu seçime hazırlanmalıyız. 12 Haziran seçiminde yeni göreve gelmiş bir genel başkan olarak kendimizi yeterince halka anlatamadık. Bunu kabul ediyoruz. Benim genel başkan olduğumdan bile haberi olmayan vatandaşlar vardı. Bir yıl daha süremiz olsaydı bu seçimin sonucu daha farklı olurdu.”

Teşkilat Başkanı Ahmet Uyanık, GİK Üyeleri Tolga Batalı ve Yavuz Tekeli ile il ve ilçe başkanlarının katılığı iftar yemeği daha sonra partililerle sohbet şeklinde gece geç saatlere kadar devam etti.

Genel Başkan Zeybek, ertesi gün Kilis İl Başkanlığı’nı ziyaret ederek partililerle sohbet etti.
Sayfayı Paylaş: