“Bataklık kurutulmazsa, gider PKK, gelir bir başka KK..”
“Bu suç örgütüne vereceğiniz hiçbir ödün, yapacağınız hiçbir açılımla, terörü önlemek mümkün değildir. Ne verirseniz daha çoğunu isteyecektir, kullanacaklardır. Özerk veya bağımsız bölge verseniz bile bölgelerinin sınırını genişletmek için daha başka yerleri istemeyi bahane ederek, yine terör eylemi yapacaklardır.”
“Terör örgütü ile ilişkisi olan siyasetçilere ve yazarlara, yasaları yok sayarak gösterilen müsamahaya da artık son verilmelidir. Ortamı örgütün psikolojik üstünlüğüne terk etmenin bedeli çok ağır olmaktadır.”
(DP Basın Merkezi- 29 Ağustos 2011) Genel Başkan Namık Kemal Zeybek, Ramazan Bayramı dolayısıyla yayınladığı bayram mesajında, son günlerde artan terör olaylarına dikkati çekti ve “Terör örgütü ile ilişkisi olan siyasetçilere ve yazarlara, yasaları yok sayarak gösterilen müsamahaya da artık son verilmelidir. Ortamı örgütün psikolojik üstünlüğüne terk etmenin bedeli çok ağır olmaktadır” dedi.
Genel Başkan Namık Kemal Zeybek, bayram mesajında şu görüşlere yer verdi:
“Sevgili Yurttaşlarım,
Bir Bayram’a daha maalesef, terör saldırıları ve şehit cenazeleri nedeni ile üzgün giriyoruz. Ramazan ayı boyunca hain saldırılarına ara vermeden devam eden terör örgütü PKK, 40’ın üzerinde güvenlik görevlimizi şehit etti.
Artık anlaşılmadır ki;
Terör meselesi, bölücülük tehlikesi, güneydoğu defteri ve demokratik haklar birbirinden bağımsız düşünülmedikçe doğru anlaşılamaz ve çözüme ulaşılamaz.
PKK’nın, demokratik hakları bahane eden, bölücülük söylemini kullanan ve ülkemizi yönlendirmek isteyenlerin kullanımına açık, bir suç örgütü olduğu artık anlaşılmış olmalıdır.
Bu suç örgütüne vereceğiniz hiçbir ödün, yapacağınız hiçbir açılımla, terörü önlemek mümkün değildir. Ne verirseniz daha çoğunu isteyecektir, kullanacaklardır. Özerk veya bağımsız bölge verseniz bile bölgelerinin sınırını genişletmek için daha başka yerleri istemeyi bahane ederek, yine terör eylemi yapacaklardır.
Diyoruz ki; ‘Terörü önlemek için ilk yapılacak iş, destekçi dış güçlere karşı etkili girişimlerde bulunmaktır. ‘Saddam’ın koskoca ordusunu yok ederek Irak’ı işgal eden ABD’nin desteği ve himayesi olmasa, PKK Irak içinde nasıl barınabilir?’ sorusuna verilecek cevap nedir?
Dış himayelerden yoksun kalmış örgütün bütün karargâhlarını yok etmek, elebaşlarını ve kandırılmış militanlarını etkisiz hale getirmek, Türkiye Cumhuriyeti’nin güvenlik güçleri için hiç de çetin değildir. İyi yetiştirilmiş meslekten savaşçıların, iyi sonuçlar aldığı geçmişteki örneklerden de bellidir.
Terör örgütünün bir başka varlık sebebi ve beslenme kaynağı olan kaçakçılıkla yapılacak ciddi ve etkin mücadele konusu da gözden kaçırılmamalıdır.
Asıl yapılması gereken iş ise, örgütün en önemli beslenme kaynaklarından olan, bölgedeki işsizliği ve yoksulluğu yok edecek önlemlerdir. Tarımı, ticareti ve sanayileşmeyi diriltecek bir iktisat siyaseti, kim ne derse desin kamu ve kamu özel sektör ortaklığıyla kurulacak fabrikalarla işsizlik ve yoksulluk yok edilmelidir. Unutulmamalıdır ki, bataklık kurutulmazsa, gider PKK, gelir bir başka KK.. Bölücülük olmasa da bu hizmetler, yurttaşlarımıza karşı yönetenlerin borcu olduğu da, gerçeğin bir başka yönüdür.
Bölücülüğe gelince… İnsanlarımızın etnik köken farklılığını sürekli vurgulayan bu iktidarın bizatihi bölücülüğe hizmet ettiği bir gerçektir. Osmanlı’dan başlayarak Cumhuriyet’le pekişen ortak anlaşma dilimiz İstanbul Türkçesi iken, TRT-6’yı kurarak bir kısım yurttaşlarımızı ayrı bir dilaltında ve ayrı bir bilinç alanında birleştirmeye çalışmak bölücülüğün ta kendisidir.
Yapılması gereken TRT-ŞEŞ’de haberlerin ve programların İstanbul Türkçesi’nden ayrı bir dilde verilmesi değil; TRT’nin musiki programlarının içinde mahalli dillere de uygun bir oranda yer vermekti. Böylece diğer yurttaşlar da bu güzelliklerden yararlanır ve ‘çokluk içinde dirlik bilinci’ gelişirdi. Yine de yapılması gereken budur.
PKK’nın yöntemlerini yanlış bulan kimi bölücülerin, TRT-6’yı ve iktidarı övmelerinin sebebi de budur.
Devlet imkânlarıyla halkımızın bir kısmını diğerlerinden ayrı bir bilinç alanına itmek büyük bir yanlıştır.
Terör örgütü ile ilişkisi olan siyasetçilere ve yazarlara, yasaları yok sayarak gösterilen müsamahaya da artık son verilmelidir. Ortamı örgütün psikolojik üstünlüğüne terk etmenin bedeli çok ağır olmaktadır.
Biz insanlarımızın, yurttaş olarak her türlü demokratik hak ve özgürlüklerden yararlanmasını ve bu konuda adımlar atılmasını istiyoruz.
Biz alt kültürlerin ve onların en önemlisi olan etnik dillerin de yaşamasını ve ortak kimliğimize ve ortak kültürümüze zenginleştirici katkılar sağlamasını istiyoruz.
Ancak bin yılı aşkın bir süreç içinde oluşmuş Türkiye halkının, birliği ve birlikteliğini bozacak her türlü yanlıştan kaçınmak gerekir.
Binlerce yıllık Türk Tarihinin katmanlarından, yüzlerce yıllık Osmanlı’nın çekilmesiyle Balkanlar’dan, Kafkaslar’dan, Kırım’dan Ortadoğu’dan gelenler, vatanımızın tarih ve kültür derinliklerinden katılanlar ile ortaya çıkan görkemli milliyetimiz, bu ülkede yaşayan ve ülkemizden taşan herkesin ortak kimliği ve övünç kaynağıdır.
Bilen bilir, benimseyen benimser, benimsemezse de müsamaha ile bakılır. Yeter ki kanunlar içinde kalınsın.
Daha güzel bayramlara ulaşmak dileğiyle bayramınız kutlu olsun.”