Genel Başkan Namık Kemal Zeybek, Füze Kalkanı konusunda Halk Oylaması yapılmasını istedi ( 07.09.2011 )
“Radar konusunda kararı halk versin.”
“Bu tür kararlar, ancak halk tarafından verilecek bir karardır. Halk Oylaması’na götürülen konuların tümünden, bu konuyu daha önemli buluyorum. Ve böyle bir kararın mutlaka Halk Oylaması’ndan geçirilmesi konusunda herkesi uyarıyorum”
“Taşeron-Yapay Lider”
“Elbette Somali’ye yardım yapılmalıdır. Mutlaka Başbakan’ın mı gitmesi gerekiyor? Ben Başbakanı Somali’ye değil, Kandil’e gitmeye davet ediyorum. Son bir ayda 40’dan fazla insanımız öldü. Başbakan Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanıdır, bunu unutmamalıdır. İslam dünyasında başkaları için taşeron liderliğe dayalı tuzaklara iktidarımız düşmemelidir.”
“Başkalarının hesapları için, İslam dünyasında bir yapay liderlik peşinde yapılan bu tür işleri, gösterişleri, çok sağlıklı bir devlet adamlığı ciddiyetiyle bağdaşır bulmadığımı da ifade etmek isterim.”
(DP Basın Merkezi- 7 Eylül 2011)- Genel Başkan Namık Kemal Zeybek, Türkiye’ye konuşlandırılması düşünülen Füze Kalkanı konusunda Halk Oylaması yapılmasını istedi. Zeybek “Bu tür kararlar, ancak halk tarafından verilecek bir karardır. Halk Oylaması’na götürülen konuların tümünden, bu konuyu daha önemli buluyorum. Ve böyle bir kararın mutlaka Halk Oylaması’ndan geçirilmesi konusunda herkesi uyarıyorum” diye konuştu.
Zeybek yaptığı yazılı açıklamada şunları söyledi:
“İsrail’le gerginlik uzun sürmeyecek.”
''Dış siyasette, ülkenin dünya üzerindeki durumunu, jeopolitik gerçeklere dayalı bilgi birikiminden kaynaklanan doğru kararlar alınmazsa, gerçekçi söylemler yapılmazsa, ülkelerin nereye gittiğinin en gerçekçi örneğini şimdi yaşıyoruz.
İktidarımız, ‘komşularımızla sıfır sorun siyaseti’ demişti. Libya, Suriye ve Mısır başkanlarıyla adeta kardeşmiş gibi, üç defa öpüşerek, güzel resimler vererek, vizeler kaldırarak, ‘sıfır sorun’ siyaseti ortaya konulmuş idi..
Ne oldu? Libya lideri şu anda kaçacak delik arar hale geldi. Libya, batılı emperyalist güçlerin çıkarları doğrultusunda, kaynaklarına el konularak daha uygun pazar haline getirilmek üzere teslim alındı. Buna Türkiye de yardımcı oldu. Bu komşularla sıfır sorun mu?
Suriye en yakın komşumuzdu. Sınırlarımızı açtık, neredeyse birleşecektik. Ama bugün Suriye’deki rejimi devirmek, tam teslimiyetçi bir rejim oluşturmak isteyenlerin oyunlarına gelen, destek veren, başkalarının sözcülüğünü yapan bir yönetim, bir diploması uygulamasıyla karşı karşıyayız. Mısır’da neler olup bittiğini ve buna benzer sorunların yaşandığını da görüyoruz
Libya, emperyalist güçlerin çıkarları doğrultusunda kaynaklarına el konulmak ve daha uygun pazar haline getirilmek üzere teslim alındı.
Sonunda gelip dayandığımız yer İsrail. İsrail’le ilişkilerimiz, ‘sıfır sorun’ değil, önüne ‘çok sıfır konulmuş sorun’ haline gelmiş durumda.
Ben İsrail’le olan meselenin öyle yada böyle, geçmişte olduğu gibi gelecekte de belli bir yerde duracağını düşünüyorum. İsrail’le uzun süreli bir gerginlik yaşanacağını tahmin etmiyorum.
“Türkiye hedef ülke haline getirildi”
İsrail’le ilgili çok önemliymiş gibi gösterilen konuların gündeme getirildiği ve basınımıza servis edildiği gün, çok daha önemli bir gelişme yaşandı. Türkiye’nin başını belaya sokacak, bir ‘ön cephe ülkesi’ haline getirecek, bir ‘savaş ülkesi’ haline getirecek bir iş yapıldı.
NATO’nun ‘Caydırıcı Güvenlik Sistemi’ denilen radarların ve füzelerin Türkiye’de konuşlandırılması kararı alındı. Sıcak bir çatışmada Türkiye’yi, ‘hedef ülke’ haline getirecek büyük bir yanlış yapılıyor. İktidarı daha dikkatli davranmaya davet ediyorum.
Dünyanın geldiği böyle bir ortamda, komşularımızla çok iyi ilişkiler kurma zorunda olduğumuz bir dönemde radarların konulması çok büyük yanlıştır.
Amerika’nın istekleri doğrultusunda radarların Türkiye’ye konuşlandırılması olayı, Türkiye’nin en yakın komşusu İran’ı, Rusya’yı, en uzak komşusu Çin’i ilgilendiriyor. Çünkü Çin, Kırgızistan ve Kazakistan’ın sınırdaşı olduğu için o da uzak komşudur. Olası bir sıcak savaşta Türkiye’ye bakışları değişik olur.
NATO’nun yada NATO arkasındaki güçlerin, yani Amerika’nın istekleri, planları, satranç oyunu doğrultusunda radarların Türkiye’ye konuşlanmasının yanlış olduğunu, bu işler gündeme gelmeden önce de söyledik.
Dikkatler başka tarafa çekilerek, radarların Türkiye’ye konuşlandırılmasının üzeri örtülmek istendi. İsrail’le olan mesele kasten çok önemli bir gelişme gibi takdim edildi ve gürültülü bir şekilde gündeme getirildi.
“Radar konusunda Halk Oylaması yapılsın”
Bu tür kararlar, ancak halk tarafından verilecek bir karardır. Halk Oylaması’na götürülen konuların tümünden, bu konuyu daha önemli buluyorum. Ve böyle bir kararın mutlaka Halk Oylaması’ndan geçirilmesi konusunda herkesi uyarıyorum.
“Taşeron Lider!”
Öte yandan topraklarının bir bölümünde neredeyse özerklikten, bağımsızlığa geçiş sürecinde bulunan bir terör örgütünün konuşlandığı ve en yakın sınırımızda terör örgütünün merkezinin bulunduğu bir ülkeyiz.
Bütün bunların sorumlusu olan iktidarın, tüm bunlara karşı her gün, her an yoğun bir şekilde bu konuda önlem alması gerekirken, elbette Somali’ye yardım yapılabilir ama Gazze ve Somali’ye gitmek gibi propaganda değerinden başka çok fazla değeri olmayan konularla meşgul olmasını ben, devlet adamı ciddiyetiyle bağdaştıramıyorum.
Somali’ye yardım yapılacaksa yapılır. Mutlaka Başbakan’ın mı gitmesi gerekiyor? Ben Başbakanı Somali’ye değil, Kandil’e gitmeye davet ediyorum. Son bir ayda 40’dan fazla insanımız öldü. Başbakan Türkiye Cumhuriyeti’nin Başbakanıdır, bunu unutmamalıdır.
Bu sorumluluk içinde gereğini yapmalıdır. Ama şova, gösteriye, propagandaya, başkalarının planları doğrultusunda, İslam dünyasında başkaları için taşeron liderliğe dayalı tuzaklara iktidarımız düşmemelidir.
“İslam dünyasında bir yapay liderlik”
Bu konularda daha derinlikli, Türkiye adına ve Türk tarihinden gelen bir ışıkla araştırılan, stratejik derinliği olan bir derinlik olması lazım. Başkalarının hesapları için, İslam dünyasında bir yapay liderlik peşinde yapılan bu tür işleri, gösterişleri, çok sağlıklı bir devlet adamlığı ciddiyetiyle bağdaşır bulmadığımı da ifade etmek isterim.”