“Siyasi İktidar, Çalışan Gazeteciler Günü’nde Başını Önüne
Eğip, Susmalı”
(DP Basın Merkezi – 10 Ocak
2010) -
Demokrat Parti Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk,
“Çalışan Gazeteciler Günü” münasebetiyle yayınladığı mesajda, gazetecilerin 49
yıl önce meslekî özgürlüklerini gerçekleştirme yönünde bazı sosyal haklar elde
ettiklerini, ama bugün basın özgürlüğünün çok büyük bir siyasal baskı altında
bulunduğunu ifade ederek, “Siyasi iktidarın, bu yıldönümünde, başını öne eğip,
sadece susma hakkını kullanabileceğini düşünüyoruz.” dedi.
DP lideri Cindoruk’un Çalışan
Gazeteciler Günü münasebetiyle yayınladığı mesajı şöyle:
“Çağdaş demokrasinin temel
dayanaklarından biri de ‘basın özgürlüğü’dür. Öyle ki, özgür basın, ‘Dördüncü
Kuvvet’ olarak anılır. Böylece ‘özgür basın’ın çağdaş demokratik devletin
vazgeçilmez erklerinden birisi olduğu, açıkça vurgulanır.
Tüm özgürlükler gibi basın
özgürlüğünün de lâfta ve kâğıt üstünde kalmaması, yaşanan bir gerçek olabilmesi
için, onun özüne sahip çıkılması, saygı gösterilmesi gerekir.
Nedir ‘basın özgürlüğü’nün özü?
Basın özgürlüğünün özü,
‘basın’a hayat veren gazetecinin, çalışan gazetecinin, mesleğini icra ederken,
yani kamunun tarafsız, objektif ve doğru haber alma hakkını kullanabilmesi için
çalışıp hizmet üretirken, tam bir özgürlük ortamında bulunmasıdır. Gazetecinin
bu özgürlüğü, ancak ve ancak yasal, sosyal ve ekonomik güvencelerle
sağlanabilir.
Bugün, 10 Ocak 1961 günü
yürürlüğe giren ve çalışan gazetecilere söz konusu mesleki özgürlüğü
gerçekleştirme yönünde bazı sosyal haklar tanıyan 212 Sayılı Yasa’nın 49.
Yıldönümü’dür.
Her yıl, 10 Ocak Çalışan
Gazeteciler Günü olarak kutlanması gelenek haline gelen bu mutlu günü, ne yazık
ki, 49. yılında da bir ‘bayram’ havasında yaşayamıyoruz. Basın ve çalışan
gazeteciler, gerçek bir özgürlük ortamında değiller. Tam tersine, korkutan,
kaygı uyandıran, yılgınlık yaratan çok yönlü ve sinsice bir baskı ortamında
bulunuyorlar.
Pek çok basın emekçisi, kamu
vicdanını sızlatan, hukukiliği kanıtlanamayan gerekçelerle tutuklu bulunuyor.
Üstelik aylara değil yıllara uzayan sürelerle, bu tutukluluk durumları cezaya ve
zulme dönüşüyor.
Biz demokrasiyi ve hukukun
üstünlüğünü savunanlar, gerçek basın özgürlüğünden yana olanlar, bu kavramlara
ve demokrasiye inancımızı yitirmeden bu ağır koşullarda bile Çalışan Gazeteciler
Günü’nü kutlama hakkını kendimizde görüyoruz. Ancak, antidemokratik ve hukuk
dışı uygulamalara kol kanat geren, bu tür uygulamaların yolunu açan, özgür
basını teslim alıp yandaş basın haline getirme çabalarını her yolla ve her
araçla fütursuzca sürdüren siyasi iktidarın, bu yıldönümünde, başını öne eğip,
sadece susma hakkını kullanabileceğini düşünüyoruz.”