“27 Mayıs Darbesini Yapanlar, Menderes’in İdamını Referandumla
Halka Onaylattı”
“1982 Anayasası için
yapılan referandum sırasında da, 1980 darbesinin lideri Kenan Evren,
halkın yüzde 92 oyu ile Cumhurbaşkanlığına seçtirildi. O bakımdan
referandum çok tehlikeli bir enstrümandır. Bu, halkı yorar, kızdırır ve
şaşırtır. O nedenle ben, bu referandumu bir külfet ve gerçekten de bu
hükümetin, iktidar partisinin bir yanlışı olarak görüyorum.”
(DP Basın
Merkezi. 14 Temmuz 2010)
Demokrat Parti Genel Başkanı
Hüsamettin Cindoruk, 12 Eylül’de yapılacak olan Anayasa referandumu konusunda
bir değerlendirmede bulundu ve“Türkiye’de 1961’den bu yana yapılan
referandumlar, halkı yormuş, kızdırmış ve şaşırtmıştır.” dedi.
Referandumun, halkın sırtında
bir yük ve külfet olduğunu da ifade eden Cindoruk, açıklamasında şunları
belirtti:
“Anayasa değişiklikleri, halkı
yorar, halkı kızdırır, halkı şaşırtır. O nedenle ben, bu referandumu bir külfet
ve gerçekten de bu hükümetin, iktidar partisinin bir yanlışı olarak görüyorum.
Halk, durduk yerde işini gücünü
bırakacak. Sandık başına gidecek. Bir şeye oy verecek ama, o şey ne? Halka bunu
anlatmak çok zor. Referandumun, çok tehlikeli bir enstrüman olduğunu söylüyorum.
Yazıktır bu halka, bu partilere, bu trafiğe, gidişlere, gelişlere,
Parlamento’nun sarf ettiği fevkalade ağır emeğe.
Birbirlerinin boğazına
sarıldılar, pantolonu düşen milletvekili oldu, bütün bunları yaşadık.
Türkiye’de, çok tehlikeli bir oyun oynanıyor. Arkasından bir seçim de gelirse...
Türkiye, ana meseleleri konuşamayan, kavga eden bir atmosfer yaşayacak. Bu
referandumu yapmayın. Seçim tarihini belli edin, gidelim. İktidar Partisi,
Referandumdan sonra ya mağdurları oynayarak seçime gidecek, ya da muzafferleri
oynayarak seçime gidecek. Seçime gitmek için bir ön hazırlık yapıyor. Bence
menünün birinci yemeği gibi onu kullanıyor. Bunun sonuçlarına da katlanacaktır”
Terörle kim uğraşacak?
DP Genel Başkanı Hüsamettin
Cindoruk, terörle mücadele edildiği sıkıntılı bir dönemde halkın önüne teröre
fırsat verecek bir referandum konulmasının sırası olmadığını da belirterek
açıklamasını şöyle sürdürdü:
“Bu sürecin, propaganda dönemi
var, mitingi var, korunması gereken insanlar var… Devlet bürokrasisi, polisi,
güvenliği, milli istihbaratı bunlarla uğraşacak.Terörle kim uğraşacak? Devletin
aklı olması lazım. Devletin aklı, yaptığı işten belli olur. Yoksa, röntgenle
tespit edilmez.Ama benim söylediğim çığlığı dinlemesini istiyorum.Terör, anarşi,
bu hükümetin gücüyle durmaz. Bu hükümetin terörü durdurma gücü kalmamıştır,
hükümetin gücü eksilmiştir.”
Referandum kampanyasında telif
hakkı Demokrat Parti’ye ait olan “Hayırda, hayır vardır” sloganını
kullanacaklarını söyleyen Hüsamettin Cindoruk, “Hayırda hayır vardır sözü, güzel
bir söz. Onunda telif hakkı Demokrat Parti’nin. Telif hakkımızı kimseye
kaptırmayız. Ama bunu kullanmak isteyenlere de müsamaha ve müsaade göstereceğiz.
‘Hayırda, hayır vardır’ bu iş için, referandum için. Ama esas hayır, siyasetten,
askeri kesime kadar herkesin bir araya gelmesidir. Türkiye Devleti’nin varlığını
koruması için bir araya gelmesidir.” dedi.
Referandum, Tehlikeli Bir Enstrüman
1961 yılından bu yana yapılan
referandumlarda oy kullanan ve referandum sürecini siyasetçi olarak yaşayan DP
Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, referandumların “çok tehlikeli bir enstrüman”
olduğuna da dikkati çekerek, açıklamasını şöyle tamamladı:
“Referandumlar, meşruiyet
arayacak bir takım ihtilal ve darbeler için faydalı olabilir.Onlar, bir
meşruiyet bulmak isterlerken, halkın kararlarını yanlarına alırlar.
1961 yılında yapılan
referandumda, iktidar partisi yoktu. Sadece ihtilali yapan bir komite vardı.
Milli Birlik Komitesi.. Kurucu Meclis, ‘Hayır’ propagandası yapılmasını
yasakladı. ‘Evet’ propagandası mümkün, ‘Hayır’ propagandası yasaktı. Bunun
üzerine Tahsin Demiray isimli bir yayıncı‘Hayırda, hayır vardır’diye bir slogan
attı ortaya.. Birincisi Hâyır, ikincisi Hayır..Güzel, üslubu güzel, lezzetli,
konuşması, söylenmesi de güzel. Bu slogan dilden dile, elden ele, kulaktan
kulağa yayıldı. Ve o baskı rejimi içinde, referandumdan, yüzde 40’a yakın
‘Hayır’ oyu çıktı. Ancak Türk halkı oyuna geldi..Meğer, Yassıada kararlarının
gerekçesi açıklandığında gördük ki, ‘Halk bu bizim kararımızı tasvip etmiştir’
diye bir paragraf var. Halk, Adnan beyin (Adnan Menderes) ve arkadaşlarının
idamlarını, diğerlerinin müebbet hapis cezalarını tasvip etmiş duruma getirildi.
Referandum, böyle tehlikeli, her tarafa çekilebilen bir araç.Demokratik olduğu
doğruda, demokrasi içinde kullanılırsa, yada iyi niyetle ortaya atılırsa..
İkinci Referandum,
1980ihtilalinden sonra, 1982 senesinde bir referandum ortaya atıldı. Referandum
öncesinde, ‘Tedbirler Kanunu’ çıktı. Bizim ‘Hayır’ propagandası yapmamızı
engellediler. Nitekim bir arkadaşımız da, ‘hayır’ propagandası yapıyor diye
Çatalca’da göz altına alındı. O sıkıntıda da referandumdan yüzde92 oy çıktı. Hem
Evren Cumhurbaşkanı oldu, hem de herkesin yasağı onanmış oldu. O da tehlikeli
bir araçtı, antidemokratik kullanıldı.
Daha sonraki yıllarda, 1987’de
siyasi yasakların kalkması için yine bir referandum yaptık. Yasakların kalkması
bir hakkın verilmesidir. Aslında bir hakkın verilmesi için referandum olmaz. Ama
Kenan Evren o zaman Cumhurbaşkanı idi, ısrar etti, o referandumu yaptık. O
referandumda şunu gördüm ben.. Yüzde yüz haklı olduğunuz bir konuda dahi halka
bunu anlatmakta zorluk oluyor. Referandum, seçim propagandasına benzemiyor.
Referandum çok sanal bir şeyi anlatmaktır.”