“İsrail İle Siyasi Münasebetlerimiz Asgariye İndirilmelidir”
“Onların anlayacağı dilde
konuşmakta fayda var”
“İskenderun’daki terör
olayının iç yüzü, devlet tarafından belirlenmelidir”
(DP Basın Merkezi – 31 Mayıs 2010)
DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk,
Flash TV’nin “Gece Hattı” programında Gökhan Taşkın’ın, İsrail’in yardım
gemilerine saldırısı ile PKK’nın İskenderun’da deniz birliğine yaptığı saldırıya
ilişkin sorularını cevaplandırdı.
İsrail ile siyasi
münasebetlerin asgariye indirilmesini isteyen Cindoruk, “Onların anlayacağı
dilde konuşmakta fayda var” dedi.
DP Genel Başkanı,
İskenderun’daki PKK saldırısı ile ilgili olarak da, “Bu olayın iç yüzü devlet
tarafından belirlenmelidir” diye konuştu.
Demokrat Parti Genel Başkanı
Hüsamettin Cindoruk’un, kendisine yöneltilen sorulara verdiği cevaplar şöyle:
GÖKHAN TAŞKIN:
Ankara stüdyomuzda bir siyaset duayeni, Demokrat Parti Genel Başkanı
Sayın Hüsamettin Cindoruk bizimle. Bu kara günün fotoğrafını çekerken,
bizlere kılavuzluk etmenizi rica edeceğim sizden. Ne yaşadığımızı
algılamak güç. Bir taraftan İsrail’e en yakın coğrafyada, İskenderun’da
şehit veriyoruz, diğer taraftan İsrail inanılmaz bir cüretkârlıkla Türk
bayrağı olan gemiye saldırıp, kan döküyor ve hala ortada bilanço falan
yok.
Sayın Cindoruk, hoş geldiniz efendim.
Sizin fotoğrafı çekmenizi rica edecek olursam, sizce ne olacak? Yılların
siyaset duayenisiniz. İsrail’in Türkiye üzerindeki etkilerini, sanıyorum
bizlerden daha iyi bilirsiniz. Nereye varacağız, ne olacak?
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Önce, hem Marmara gemisinde şehit edilenleri, hem de İskenderun’da şehit olan
askerlerimizi rahmetle anıyorum. Ailelerine baş sağlığı diliyorum.
Gerçekten, bugün iki karanlık hadiseyle karşı
karşıya kaldık. Allah, milletimize sabır versin. Burada İsrail’in yaptığı işlemi
kabul etmek, hukuken de mümkün değil, insan olarak da mümkün değil. İsrail,
kasten bu gemimize saldırdı, çünkü bu gemilerin sahile yanaşacakları, insani
yardım getirdikleri konusundaki bilgiler sadece İsrail’e has değil, milletler
arası bilgiler de. Bu gemilerin bir gün, bir saatte, belli bir günde İsrail’in
Gazze şehrine ambargo koyduğu sahillere yaklaşacağı biliniyordu. Takip de
ediliyordu. Denizcilik alanında çeşitli araç ve gereçlerle bunu tespit
ediyorlardı.
Sabah 04.00’de yapılan bu saldırı, bilerek,
kasten, hedef gösterilerek yapılmıştır. Devletlerarası hukuka tamamen aykırıdır.
Denizlerin paylaşımı ve kullanımıyla ilgili çeşitli anlaşmalara tamamen
aykırıdır.
GÖKHAN TAŞKIN:
Peki, ne yapmak istedi İsrail? Bu, “one minute”a bir cevap mı?
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Gözdağı vermek istediler.
GÖKHAN TAŞKIN:
Neye karşı? Mesela, İran ile Türkiye yakınlaşması var, Amerika’yı da
rahatsız ediyor. Bu kapsamda değerlendirilebilir mi? PKK saldırısı aynı
şekilde. Nasıl bir gözdağı bu, ne yapılmak isteniyor burada?
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Çok senaryo kullanarak çözmek yerine, Gazze’ye tatbik ettiği gayri insani
ambargoyu delmek isteyenlere karşı verilen bir gözdağı. Açıkçası halkımızın
büyük bir insani duygu içerisinde ortaya koyduğu yardımı önlemek için yapılmış
bir gözdağı. Gazze topraklarında egemen olan siyasi gücün, ya da onların
tabiriyle anarşiyi temsil eden gücün, kuvvetini ve kudretini azaltmak için
yapılmış bir hadise.
O kadar genişletilerek, İran’daki meselelerle
bağlantılı olduğunu sanmıyorum. Orada yapılan hadisenin bugüne şümulü, kadar
İsrail’in Gazze’ye tatbik ettiği insanlık dışı ambargoların, sınırlamaların
ortadan kaldırılması için, gemilerle yapılan bir girişimi bertaraf etmek,
arkasının gelişini durdurmak ve siyasetten de açık ve kesin görünüyor ki,
Gazze’deki Hamas hâkimiyetini yıkmak için yapılmış bir hareket.
İsrail’in sistematik hareketleri var. Onlardan
biri.
GÖKHAN TAŞKIN:
Türkiye’yi karşılarına almaları, bizi karşılarına almaları ki işte,
Başbakan Erdoğan’ın bu konudaki tavırları bilinirken, Türkiye’de
hepimizin hassasiyeti bilinirken, İsrail’in Türkiye’yi karşısına
almasının maksadı ne? Bu cesarete nereden kapıldılar?
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Amerika’nın himayesinde olan bir devlet, belki de daha popüler bir deyişle,
Amerika’nın mandası niteliğinde bir devlet, kimilerine göre de Amerika’yı idare
eden bir devlet. İsrail, Amerika’nın fevkalade önemli stratejik ortağı, hatta
toprak yakınlığı olan önemli bir dostu ve yaşatmak istediği bir devlet. Üstelik,
başka bir tarafı var. Bugün İsrail asıllıların idare ettiği bir Amerika’nın dış
siyaseti de var. Onu da vurgulamak gerekiyor. Amerika dış siyasetinde İsrail’in
damgası var, daha doğrusu, Musevilerin damgası var. Bu, önemli bir hadise.
Amerika’dan aldığı cesaretle bunları yapıyor.
Ama sadece bunları yapmıyor. Bugün, Arap denizinde bir İsrail varlığı varsa, bu
sadece İsrail’in gücünden doğmuyor. Amerika’nın üstün gücünden doğuyor. Onun
devamı olan bir hadise bu. Hatta, devamı tabirini de fazla kullanmak yanlış.
Onun belirgin hale gelmiş mutat davranışlarından biri. Geçmişte de İsrail’in
buna benzer insanlık dışı hadiselerini yaşadık.
GÖKHAN TAŞKIN:
Sayın Cindoruk, sizce bir zafiyet var mıydı, yoksa, bu İsrail’in
hırçınlığından mı kaynaklandı?
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Silahsız bir deniz aracımıza gerçekten planlı bir
saldırı bu. İsrail’in her zaman gördüğümüz saldırılarından biri. Bu, ayrıca
devletler hukukuna göre sınır aşımı. Orası bizim toprağımız sayılır, o gemi. O
toprağa bir saldırı yapan İsrail, hem insanlarımızı öldürmüş, hem gemiye zarar
vermiş, hem de yaralamıştır. Bu saldırı bence, Türk hukuku açısından da,
milletler arası hukuk açısından da cezalandırılması gereken bir hadise. Ama biz,
sadece bununla yetinemeyiz.
İsrail’in bu çeşit hadiseleri devam ettirdiği,
yaptığı biliniyor. Türkiye ile İsrail arasında geçmişte de buna benzer olaylar
oldu. Biz, Büyükelçimizi geri çağırdık. Maslahatgüzar düzeyine düşürdük.
Geçmişte başımıza gelmiş hadiseleri dikkatle incelerseniz, bugünkü hadiseden
daha vahim değil hiçbiri.
Bence yapılacak şey, bu zaafı önlemek için
Büyükelçimizi geri çekmek ve ilişkileri Maslahatgüzar seviyesine indirmektir.
Bu, Dışişleri Bakanı’nın konuşmalarından daha önemli, pratik, vurgulayıcı,
akılda kalıcı sonuçları olan bir tedbirdir.
Bir talihsizlik daha var. Başbakan,
Cumhurbaşkanı, Dışişleri Bakanı ve Genelkurmay Başkanı’nın Türkiye sınırları
dışında olmasıdır. Bir kriz masası lafıdır Türkiye’de senelerdir sürüyor. Kriz
masası diyeceğimiz yerde, bütün krizleri önleyecek gücümüz olmadığı, yönetmek
imkânımız bulunmadığı için, bence kendi Bakanlıklarımızı krizlere karşı daha
mukabil tedbir alır halde, mobil tutmakta fayda var. Burada bir eksik de o
oluyor. Saatlerce hiçbir haber alamadık. Saatlerce irtibatlar kesildi.
İletişimin bu kadar çeşitlendiği bir Türkiye’de hem askeri, hem sivil iletişim
organları olduğu bir dünyada bu kadar habersiz kalmamızı da ben yadırgadım. Şu
anda bile oradaki zayiatımızı bilemiyoruz, gemideki hasarı bilemiyoruz ve ölü
sayısını bilemiyoruz, yaralı sayısını bilemiyoruz. Yaralılarımızın nerede
olduğunu kesin bilemiyoruz. Bizim hiçbir elemanımız, devletimizin memuru onlara
ulaşamıyor. Bu, bence devlet zaafıdır. Orada size katılıyorum.
Yapılacak iş, bu hadisede evvela siyasi
münasebetlerimizi asgariye indirmektir. İsrail ile başa çıkmak kolay değil.
İsrail korsan devlettir. İsrail’in hukuka çok saygılı olmadığını bu hadise de
ortaya koyuyor. İsrail’e karşı alınacak tedbirlerin dikkatlice tanzim ve tespiti
gerekiyor. Onların anlayacakları dilde konuşmakta fayda var.
GÖKHAN TAŞKIN:
Bu terör olaylarının azmasıyla bugün yaşanan İsrail olayı arasında bir
bağlantı var mı, yok mu? Sayın Cindoruk, acaba bu son dönemde yaşanan
gelişmelerin bir diyetini mi ödüyoruz millet olarak? İşte 6 şehit var.
Kaç kişi öldürdü İsrailliler onu bile bilmiyoruz, ama sonuçta İsrail
askerinin eline Türk kanı bulaştı, kan döktüler. Ak Parti hükümetinin
yaptığı kimi çalışmaların, ya da yürüttüğü politikaların bir sonucu
olarak mı bunları yaşıyoruz? Sizin yorumunuz ne acaba?
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Ben, önce bu son terör olaylarının Hatay’da olmasına dikkati çekiyorum. Hatay,
Türkiye Cumhuriyeti’nin en duyarlı bölgesi. Daha önce Gâvur Dağları’nda küçük
bir birlik veya herhangi bir terör örgütü unsurlarına rastlanmıştır. Ama bunlar,
o cephede kalmış, bize doğru inmemiştir. İlk defa terör, Hatay toprağında,
İskenderun’a denize iniyor.
Benim burada sorgulamak istediğim, son
zamanlarda Suriye ile vize münasebetlerimiz çok ilginç bir noktaya geldi.
Vizeleri kaldırdık. Halbuki, Suriye’nin Hatay topraklarımız üzerindeki iddiası
devam ediyor ve bu bir devlet politikasıdır. Bu devlet politikasında da
vazgeçmiş görünmüyorlar. Bence, emniyet birimlerinin ve hükümetimizin bu terör
örgütünün son hadisesinin vizelerin kalkmasıyla ilgili olup olmadığını, terör
örgütü mensuplarının Hatay kadastrosunda daha serbestçe hareketlerine imkân
tanıyan bir başıbozukluk olup olmadığını iyice araştırmalarını tavsiye ediyorum.
Bu, çok önemli bir hadisedir. Biliyorsunuz, Hatay plebisitinde İskenderun
sancağı devre dışıydı. Çok dikkatli olmamız gereken bir bölgedir. Çok büyük bir
hassasiyetle bu olayın tahkik edilmesini ve bu olayın içyüzünün devlet
tarafından tespit ve tayin edilmesini istiyorum. Gerekirse, bu vize konusunda
yeni tedbirler, yeni kısıtlamalar getirilebilir. Bu, devam edecekse, öncelikle
şunu söyleyeyim, Hatay topraklarında yaşayan çeşitli ırklara mensup unsurlar
arasında da sıkıntıları yaratmaya başlayabilirler. Fevkalade devlet dikkati
içinde bu hadiseyi incelemelerini ve bunu ayrı bir bölümde mütalaa etmelerini
tavsiye ederim.
GÖKHAN TAŞKIN:
Bir özelliği daha var İskenderun’un. İskenderun, İsrail topraklarına en
yakın noktamız bizim. Bugün İsrail’in kanlı baskını, terör saldırısı
böyle aynı anda gelince, korkunç bir tesadüf.
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Benim söylediğim daha mantıklı, daha hadiseye yakın ve Türkiye’nin Hatay’la
ilgili hassasiyetlerini talep ediyorum. İsrail’in bugüne kadar Türk
topraklarında bu çeşit terörist davranışlar gösterdiği görülmüş değil. Üstelik
bu, onların da işine gelmez. Taşeron kullanmışlar mıdır? Onu, devletimizin
istihbarat örgütleri bilebilirler. Buna mukabil, az evvel söylediğim konu çok
dikkatle izlenmeli. Gavur Dağları’ndan İskenderun’a kadar uzun bir yol var. O
yoldan gelen teröristlerin bu uzun namlulu silahları getirmeleri, biraz olası
görünmüyor ama çok sınır kapımız var, Suriye ile Türkiye arasında. Oralardan
geçitler, hatta lojistik destekler de sağlanabilir. Bunu vaktiyle de ifade ettim
ben, Sayın Dışişleri Bakanı’na. O konuda devlet, gerekli hassasiyeti göstermedi.
Ben, bu hadisenin devam etmesinden endişeliyim. Hatay topraklarında
gezdirilmesinden ve Hatay topraklarında da terör faaliyetlerinin çoğalmasından
endişe duyuyorum. Bunu, İsrail olayından ayırmak gerekiyor. İsrail olayı çok
başka bir olay.
Orada da bir şey tavsiye ediyorum hükümete.
Vaktiyle Mahmut Esat Bozkurt’un bir Bozkurt davası vardır, Lahey Adalet
Divanı’nda açtığı ve kazandığımız bir davadır. Milletler arası mahkemelere
Marmara gemisinin zararlarını, gemideki ölümleri en azından bir mahkûmiyet,
milletler arası hukuk mahkemesine götürmek mümkündür. Milletler arası hukuku
bilen, çok değerli hukukçularımız vardır. Onlardan faydalanarak, Dışişleri
Bakanlığımızın takip etmesini tavsiye ediyorum.
GÖKHAN TAŞKIN:
Çok teşekkür ediyorum size, konuğumuz oldunuz. Saygılar sunuyorum.
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Ben de teşekkür ediyorum.
|