Cem
TV Ana Haber Bülteni’nde Murat Ongun’un sorularını cevaplandıran Demokrat Parti
Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, “Hükümet, parlamentodan geçirdiği yeni
anayasa ile monarşi idaresi kurmak istiyor” dedi.
DP Genel Başkanı Cindoruk’un,
Murat Ongun tarafından kendisine yöneltilen sorulara verdiği cevaplar şöyle:
MURAT ONGUN:
Türkiye’nin siyaset gündemi son
derece sıcak, yoğun. Demokrat Parti Genel Başkanı Sayın Hüsamettin
Cindoruk, stüdyomuzda. Hüsamettin Bey hoşgeldiniz.
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Hoşbulduk.
MURAT ONGUN:
Gündem bu aralar CHP ve Sayın Deniz
Baykal’ın başına gelenler. Sayın Baykal ile ilgili değerlendirmenizi
alayım önce?
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Sayın Baykal, saygıdeğer bir adam, Türk
siyasetinde emeği geçmiş, başarılı, mücadeleci, çabuk pes etmeyen bir portresi
vardır. 4 ay kendisiyle Zincirbozan’da hapis arkadaşlığı yaptık, orada da
tanıdım. İnançları olan, duruşu Cumhuriyetçi, laik bir Türk siyasetçisi. O
tarafı ile saygıdeğer ve varlığıyla Türk siyasetine değer katan bir
politikacımız. Tabii başına çok önemli bir hadise geldi. Bunun içinden nasıl
çıkacak bilemiyorum, işi çok zor. Çünkü, karşısında iktidar partisi var. İktidar
partisinin olanakları var ve iktidar partisine bağlı büyük bir medya var. Bu
medya gücünü, iktidar partisi acımasız kullanacaktır. Referandum aşamasında,
seçim aşamasında çok önemli ölçüde bu olay kullanılacak. Eğer Sayın Deniz
Baykal, bu olayın komplo olduğunu ispat ederse kazanır. Kuvvet kazanır, o
kuvvetle döner. Ama, bunu ispat etmenin zorlukları olduğu anlaşılıyor. Çünkü
Başbakan, gayet kritik cümleler sarf ediyor, “Bu, sizin yatak odanız da olsa, ben
bunun üzerine gitmem” diyor. Demek ki, bir başka yer ve bir başka yer olduğunu
bilen bir Başbakan. Ve Bu Başbakan’ın bunu siyasete kullanma arzusu, niyeti,
kastı hatta faaliyeti var. Böyle bir olayın kullanılmasında Sayın Baykal, çok
doğru bir atak yaptı ve partisinin Genel Başkanlığından ayrıldı. Bununla şunu
yapmak istemiş olabilir, parti ile bu olayın arasına bir mesafe koydu. Yani, bu
benim şahsi olayımdır bunu partimin aleyhine kullanmayın demek istedi. O açıdan
gerçekten önemli bir manevraydı. Ama Başbakan acımasızca bu olayı hem Deniz
Baykal’a karşı, hem de açıkçası CHP’ye karşı kullanma niyetinde.
Siyasette zor bir taraf var.
Sadece karşı partilerinizi değil, her seçmeni ikna etmeniz gerekiyor. Bir
siyasetçinin bir karşıtı değil, milyonlarca karşıtı vardır. Onların hepsi
tedbirli biçimde, dikkatli biçimde, en sevdikleri kişi dahi olsa, böyle olayları
irdelerler, yargılarlar, teraziye koyarlar. Sayın Deniz Baykal için de hem kendi
seçmenleri açısından, hem son zamanlarda muhatap aldığı başka seçmenler
açısından da bir imtihanda, bir sınavda. Bu sınavı başarıyla geçmesini umuyorum.
MURAT ONGUN:
Dönme girişiminde bulunursa?
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Çok yanlış olur. Anlattığım Deniz Baykal
imajına zarar verir. Şunu düşünmüş olabilir, bir parti gücünü arkasında tutmak
duygusu. Hem ailesiyle, hem kendisiyle karşıt düşünceleri temsil edenlerle bir
mücadeleye giriyor, hem de bu mücadelede sadece ailesinin gücü, yahut kendisinin
gerçekleri anlatma ikna kabiliyeti yetmeyebilir. Bir siyasal partinin,
anamuhalefet partisinin de gücünü arkasında tutmak için bunu deneyebilir. Bana
sorarsanız Deniz Baykal’ın şu anda partisinin Başkanlığından gelen bir güce
ihtiyacı yok. Aksine, onu bırakmakta bir güç elde edebilir, ahlaki açıdan,
siyaset etiği açısından doğrusunu yapmış olabilir. O muhafaza etmek istediği
CHP’ye de faydalı olur. CHP dışında Baykal’ı destekleyecek, gerçekleri
araştıracak hem kıymetli yazarlarımız var, hem sizler varsınız, hem de sağduyu
sahibi bir kamuoyu var. Baykal’ın elinde ne varsa, hangi delil varsa, hangi
kuşkuları varsa bunları dikkatli biçimde hukukçu kimliği ile savunması ona
yeter. CHP ile kendi arasına mesafe koyması doğrudur.
MURAT ONGUN:
Kemal Kılıçdaroğlu’nun hakikaten
önemli bir rüzgarı var. İstanbul’daki sınavda da gördük ki, fevkalade
başarılı sonuçlar alıyor. Şöyle geliyor halka,Deniz Beyden daha
sempatik, daha yakın, üzerinde konsensüsün daha rahat kurulabileceği bir
isim gibi Sayın Kılıçdaroğlu, zaten 97 milletvekilinin 80’i evet demiş
durumda. Bizim ankette de Kemal Bey’e yüzde 60 gibi bir istek var, her
yerde yapılan ankette yüzde 60 ile 70 gibi öne çıktı, bu da büyük bir
fark demek. Kemal Bey’in adaylığını değerlendirmenizi rica ediyorum.
Sizin de doğal olarak rakiplerinizden biri oluyor.
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Kılıçdaroğlu,siyasette yeni bir figür. Bu yeni
figür derken şunu söylüyorum kendisine Gandi diyorlar. Yani, Gandi’nin
fedakârlığı; siyasette çeşitli araçların yanında bir oruç tutmayı da silah diye
kullanabilen bir adam. Düşünürseniz, Gandi bir siyasetçi değil, bir düşünür. O
sıfatı ben yanlış buluyorum. Belki, fizik gücü kapasitesi ile. Türkiye’nin bir
Nehru’ya ihtiyacı var. Gandi’nin açtığı yoldan giderek büyük hizmetler yapan bir
Nehru var. Hem Hindistan’a yaptığı önemli siyasi katılımlar var, hem de dünya
siyasetine var. Bir Nehru olabilir mi Kemal Bey? Kemal Bey’in birikimleri
bilhassa mali ekonomik sahalarda murakabe sahasında var. Ama, devleti yönetme
aşamasından tabii yeni bir ekip kurması, o ekibinde Türkiye’nin önemli
meselelerini dünya meselelerini göğüslemesi gerekiyor. Çünkü, Ana Muhalefet
Partisi demek, iktidara namzet parti demek. Bu günlerde gözüküyor ki, iktidar
partisi yokuş aşağı gidiyor, rey kaybediyor. Hukuka aykırı fiillerin odağı
haline gelmiş, hakkında hüküm tesis edilmiş bir parti. Hepimiz için CHP dahil
muhalefet partileri için daha yumuşak bir iktidarla karşı karşıya geleceğiz,
önümüzdeki seçimde.
Kemal Kılıçdaroğlu’nun bugünkü
performansı şu, halkta çok itibarı var. Yani CHP’nin mutat oylarının dışında
uzanabileceği oy kapasiteleri var, oy havuzları var, oralardan oy alabilir. CHP,
oyunu artırabilir, ne var ki, evvela CHP içinde otoriteyi sağlamak, milli
muhafaza etmek hatta artırmak gerekiyor. Bunun kimyası bir Genel Başkan olarak
olabilir, bir kimya ama, biraz daha statik olmaktan çıkıp daha dinamik olması
gerekiyor. Benim tahminim iyi bir ekiple, iyi bir kadroyla CHP Genel
Başkanlığını yapabilir.
MURAT ONGUN: Herhalde
Kurultayda alır.
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Kesinlikle. Sizin anketlerinizde de görünce bu
kadar önemli bir iç destek sağladığına göre CHP’de bir sıkıntısı olmaz, ama az
önce söylediğim gibi milyonlarca seçmeni tek tek ikna etmekte becerisi nedir
bilemiyorum, bir de zor iştir.
MURAT ONGUN:
Kısaca bir referandum
değerlendirmenizi alayım.
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Referandumda halkla referandumla sunulan konu
arasında bir irtibat kurmak lazım. Halk referandumdan bir şey bekler. Referandum
dediğiniz bir soru soruyorsunuz halka. O anayasa paketi bir sorudur. Bu soru ile
diyor ki, bugün hükümet kurdu çünkü, bu soruyu bu anayasa değişikliğini kabul
ediyor musunuz ve ne için? Hükümetin seçmeni ikna etmesi lazım. Sadece kendi
seçmenini değil vatandaşların tümünü. Bu referanduma sunduğumuz Anayasa
değişikliği size şunları getiriyor, onları açık koymak lazım. Bugün Türk
halkının problemleri belli işsizlikten başlıyorsunuz. İktisadi meselelerde gelir
azalması var. Her türlü konuda yolsuzluklar, vesaire, hükümet hakkında ağır
ithamlar var. Dokunulmazlıklarla ilgili vatandaşın sıkıntısı var, kızgınlığı
var. En az 20-25 meselesi var vatandaşın. Tarımda infilak etmek üzere olan bir
sabır dayanışması var. Tarımla hükümetin arası çok kötü. Toprak ana ile hükümet
dargın. Bütün problemler duruyor, TEKEL işçilerinin problemleri duruyor,
İstanbul itfaiyecilerinin problemleri duruyor. Ben Anadolu’yu geziyorum
fındıkçının, üzümcünün, pamukçunun, herkesin devletle bir problemi var. Memur
maaşları az, bir ankette bir memur günde ancak 3 gr et yiyebiliyor, orta halli
bir memur. Yani 3 gr etle bir insan beklediği gıda takviyesini alabilir mi?
Alamaz. Bunu misal diye söylüyorum. Bu sene 1500 dolar Türk ekonomisine her
birimiz değer kaybettik milli hasıladan. Kısacası 15-20 tane problem arka arkaya
hemen sıralanıyor. Bu referandumla bunların alakası var mı? Tabii biz de kalkıp
anlatacağız. Hayır, bu referandum hiçbir ekonomik, siyasi düşüncenizi yahut
ihtiyacınızı karşılamıyor.
Bu hükümetin bir istibdat
idaresi, daha doğrusu monarşi, mutlakiyet kurması için ortaya attığı yeni bir
formül. Bununla bugüne kadar Türkiye’de hiç kimsenin, hiçbir iktidarın yapmadığı
bir şey yapılıyor. Yargı organları, yargıçları seçenler, hükümetle tamamen
irtibatlı oluyor. Başbakan’a bağlı hale geliyor. Zaten bu anayasa değişikliğini
halkımızın temsilcileri hazırlamadı, o Başbakanlık’ta hazırlandı. Bana da gelen
heyette iki bakan vardı İçişleri Bakanı, Adalet Bakanı yani bakanların getirdiği
bir taslak. Halbuki, Türk hukukunda olan bir şey var, hepimizin Anayasalardan
bildiğimiz Bakanlar Kurulu, ancak yasa taslakları hazırlar, gönderir tasarısı.
Anayasa taslağını, tasarısını halk değil, madem halk yok şu anda, Kurucu Meclis
yok onun temsilciliğini Meclis yapar. Meclis’te pişirilmiş bir şey değil bu.
Dikkat ederseniz Cumhurbaşkanı
ve Başbakan ikilisine yargı organlarını düzenleme yetkisi veren bir anayasa
değişikliği. Bu değişikliğin Meclis’e kadar gelen aşamasında hep Başbakan’ın
desteği, beyanları, bakanların desteği beyanları ortaya çıktı. Hatta tasarı o
kadar yanlış gönderildi ki, içinde Meclis Başkanı’nın da imzası vardı.Halkımız
bu referandumda bu teklifi benimsemez. Yani halk referandumda sorulan sorunun
kendisi ile içselleşmesini ister. Ona o noktada bakacaktır, muhalefet partileri
altını çizecektir, dikkatini çekecektir. Mukabil propaganda yapacaktır. Benim
tahminim Anayasa Mahkemesi bunu referanduma götürmeden çözer.
MURAT ONGUN:
O konuda danışalım hemen size.
Referandumdan sonra bakar önce bakar kısmında siz, önce bakar
diyorsunuz.
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Resmi gazetede yayınlandığı günden sonra
bakar, inceler, hatta yürürlüğü durdurma kararı verebilir.
MURAT ONGUN:
Sizce Anayasa’ya aykırılık var mı?
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Kesinlikle. Teklif aşamasından başlayan
usulsüzlük var. Yani burada tamamen usulü yönden de bir büyük hadise var. Teklif
kirliliği var burada. O kadar da açık ki, sadece Anayasa Komisyonu ile
Meclis’teki zabıtları incelese, bu kanaate varır ve incelemekte de çok zorluk
yok, çünkü, hepsi yazılı belgelerdir. Resmi belgelerdir.
MURAT ONGUN:
Referanduma kalmaz bu iş, Anayasa
Mahkemesi iptali verir diyorsunuz? Dönelim Demokrat Partiye bakıyoruz,
Demokrat Parti’de Yargıtay’dan gelen bir şey var birleşme ile ilgili. Bu
arada her şeyi en yetkili ağızdan alalım. Bütünleşmenin ardından şu anda
Demokrat Parti çatısı altında olan Anavatan kökenlilerin size alternatif
bir yeni aday çıkaracağından bahsediliyor. Biraz sıkıntılı bir süreç mi
var?
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Birleşme aşamalarını zorlukla aşmak, her zaman
siyasetin tabiatıdır. İki ayrı partiyi vaktiyle bir birleri ile rakip olmuş,
muhalefet ve iktidar kavgası vermiş, iki partiyi birleştirmek kolay değil. Ama,
üst kurullarda bunu gerçekleştirdik. Ve üst kurullarda bir itiraz ortaya
çıkmadı.
MURAT ONGUN:
Yargıtay ne diyor?
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Yargıtay, haklı olarak şöyle bir şey söylüyor;
iki partinin birleşmesinde bugüne kadar hiç yok, tek örnek bu. O bakımdan
Yargıtay, bazı endişelerle, bizi yeni kararlar almaya zorluyor.
MURAT ONGUN:
Neden, SHP ile CHP bütünleşmemiş
miydi?
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Hayır, onlar daha evvel yapılmış olan katılma
kararlarıyla olmuştur. Yani, iki parti birleşmesi, Cumhuriyet Başsavcılığı’na
göre ilk defa oluyor, örneği yok. Daha evvel katılımlar oluyor, ama burada bir
parti kendini fesh ediyor, bir partiye katılıyor. İki yüz elli bin üyesi var
Anavatan Partisinin, biz bunların tümünün başkaca bir merasime gerek kalmadan,
Demokrat Parti üyesi olmasını iç tüzüğümüze koymuşuz, Yargıtay’ın dediği şu,
“Hayır olmaz, tek tek irade beyanıyla olur, vatandaşın irade beyanıyla olur,
vatandaşın bir siyasi hakkıdır” diyor. Bu iki yüz elli bin üyenin Demokrat
Partiye katılımını durduruyor veya yok sayıyor, onu yok sayınca o kongrede
seçilmiş olan, Anavatanlı arkadaşlarımızın Genel İdare Kuruluna, Haysiyet
Divanına seçilmeleri de geçersiz sayıyor. Yani, iki organı geçersiz kılan bir
talebi var, ikazı var.
MURAT ONGUN:
Ne yapacaksınız?
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Onu tüzük değişikliği ile düzelteceğiz, Genel
İdare Kurulu ve Haysiyet Divanını tekrar seçeceğiz. Bu arada Anavatan Partisinin
eski Genel Başkanı Mesut Yılmaz, Başkanlık seçiminin de yapılmasını istedi,
ısrar etti. Ben bu Olağanüstü kongreye çağırmıştım, o zaman onu da kattım.
MURAT ONGUN:
Mesut Bey aday mı?
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Hayır, Mesut Bey aday değil. Ama, bir aday
çıkarabilir, onu da çok demokratik buldum, çok yadırgamadım. Böyle bir kongrede
başka organlar seçilirken, Genel Başkanlığında tekrar seçime konmasını
yadırgamadığım için, benim çağrımla toplanıyor tekrar kongre. Çünkü, olağanüstü
kongre yapma yasağını da kaldırdı Cumhuriyet Başsavcılığı, yetki ile kongreyi,
zannediyorum 12 Haziran gibi, salonda bir sıkıntı olursa bir hafta sonraya
toplayacağız, bütün delegeler gelecekler. Çok demokratik bir kongre yapacağız,
yeni Genel İdare Kurulu üyesi seçimleri olacak. Çünkü, tüzük değişikliği ile
50’ye indiriyoruz, şimdi 100 kişi, o arttırılabilir, kongre kendi kararını
verir.
MURAT ONGUN:
Anavatanlıların bu bütünleşmesini
Yargıtay yok saydığına göre, Demokrat Parti kökenli isimler kurullara
seçilecek herhalde.
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Bundan sonrası için, tüzük değişikliği
yaparsanız ona bir şey demiyor, tüzük değişikliği ile, tüzükte olağanüstü
kongrelerde veya diğer kongrelerde 50’ye iniyor, 50 üyeli Genel İdare Kurulu,
bugüne kadar Türk siyasetinde hep böyle oldu, 100 kişilik hiç yoktu, bu
birleşmenin gerekleriydi. 50 kişilik bir Genel İdare Kurulu, 21 kişilik bir
Yüksek Haysiyet Divanı ve yedekleri tüzüğe koymuş arkadaşlar, ona dönüyoruz,
normalleşiyor iş. Hiçbir engel yok, hatta, kongre iç tüzüğü değiştirirken, bunu
60 yada 70’e çıkarabilir, mesela, MHP’nin 75, belki de ona yaklaştıracak.
Herkesi içine sığdıracak birleşmenin mantığına ve ahlakına saygılı bir kongre
yapılacak.
Tabii burada itirazlar var, her
iki taraftan, bir tarafta bir parti var, Genel İdare Kurulu’nun dışında, çeşitli
kongrelerle ortaya çıkmış bir Demokrat Parti Kongresi var. Ona yansıyacak olan
Anavatanlı arkadaşların örgütlere girmesi, Merkez Karar Kurullarına girmesi,
orada tabiatıyla bize görev düşüyor, arkadaşlarımızı ikna edeceğiz,
yadırgayanlarda olacaktır ama, benim gördüğüm kongre kararları, büyük bir
çoğunlukla bu birleşmenin tekrar sağlamlaştırılması istikametinde olacaktır.
MURAT ONGUN:
Yani bir çatırdama, ayrışma
beklemiyorsunuz.
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Hayır, bu çatışma ve ayrışmanın kimseye
sağlayacağı bir fayda yok, ama, bu çatının altında bu arkadaşların tekrar bir
araya gelmesi, bazılarının bu görevlerden bir müddet uzak kalması çok önemli
değil. Herkes biliyor ki, bu parti, baraja en yakın parti, bütün anketlerde.
MURAT ONGUN:
Kaç yani size gelenlerde?
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
6 buçuk – 7 buçuk arası çıkıyor, 4 bucuk
civarıydı arttı, bu kongreden sonra bu barajı aşar bir rakama gelecektir.
Bekliyorum onları, konuşuyorum da.
Bu fırsattan istifade o
arkadaşlarımızı da değerlendireceğiz.
MURAT ONGUN:
Açıklayabileceğiniz isimler var mı?
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Onların iznini almadan söyleyemem, ama benim
görevim bir ağabey olarak, bu partinin birleşmesi çabasında sonuna kadar yer
almak. Bu da yetmez, bu iki partinin birleşmesi de yetmez, dışarıda kalan bir
takım siyasi partiler var, uğraştılar, çabaladılar ama örgütlenemediler. Onların
içinde hem değerli Başkanları var, hem değerli üyeleri var, onları da katacağız,
gelecekler. Daha başka Anap’lı arkadaşlarımız olabilir, bizim bu birleşmemizin
etrafında olmayan arkadaşlarımız var onlarda katılacaklar. Aşama aşama bu
birleşme ruhu devam edecek, bu bir projedir, Sayın Demirel ile beraber
düşündüğümüz bir projedir, bu proje Meclis’e dördüncü parti olarak Demokrat
Parti’yi sokma eylemidir.
Türkiye’yi normalleştirecektir
ve önemli ölçüde bir merkez partisi niteliğini devam ettirmektedir, merkez
partisi olmak, merkezde birlik, onun tabiri şu; “Cumhuriyet için birlik,
demokrasi için birlik” böyle bir siyasi parti organize olur. Çok önemli ölçüde
oy alırsa, Parlamento’ya milletvekilleriyle girerse, üçlü parti dengesi,
Türkiye’ye fayda getirmedi, işte bugünkü kavgaların temelinde o var, hep grup
toplantılarıyla yürütülen bir siyasi propaganda. Biz tekliflerle geliyoruz, genç
isimlerle geliyoruz, çok güzel bir program hazırladık, o programımız çok
kapsamlı, dış politika ile, iç politika ile ilgili görüşlerimiz var.
Çok genç bir kadromuz var,
profesörlerden, basında çalışan arkadaşlarımıza kadar, kadınlarımız,
gençlerimiz. Yeni parti kurmanın kolaylıkları var, organları tekrar
kuruyorsunuz, fikirleri tekrar ortaya atıyorsunuz, bu bir birleşme projesi, bir
demokratikleşme projesi, laik Türkiye projesidir. “Herkes kendi siyasi partisini
gözden geçirmeli, Demokrat Partiye katılmalıdır” diyen bir propaganda usulümüz
var. herkese açığız, kimseyle kavgamız yok, demokratik rejim içerisinde, terbiye
hudutlarında, dil birliği sağlamış ve ahlaki değerlere saygılı, Türkiye’nin
önündeki tehlikeleri gören bir hareket ortaya çıkarıyoruz.
Az önce söylediğim gibi bunun,
halka anlatılması, ikna edilmesi zaman alabilir, ama İngiltere’de liberal parti,
kaç yıl sonra iktidar oldu, sabırla beklediler. Bizim o kadar beklemeye de
ihtiyacımız yok.
MURAT ONGUN:
Efendim çok teşekkür ediyorum,
geldiğiniz için, sağ olun.
HÜSAMETTİN CİNDORUK:
Ben teşekkür ederim.