DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, SKY Türk TV’nin “Gündem Özel” Programında siyasi gelişmeleri değerlendirdi

 
DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk,
SKY Türk TV’nin
“Gündem Özel” Programında siyasi
gelişmeleri değerlendirdi
( 14.05.2010 ) 
 

 

Arkadaşıma gönder !

Yazıcıya Gönder!

 


“Erken Seçim Kendi Gelir, Başbakan’a Sormaz”

“Şartlar oluşunca erken seçimi kucağınızda bulursunuz”
“Açık ve kesin söylüyorum, bizim baraj kuşkumuz yok”
“Benim bir ihtirasım yok. Herkes beni çağırdı, ben de
geldim.Kırat’ı yeniden yerine yerleştirmeye başladım”

( DP Basın Merkezi – 14 Mayıs 2010) Demokrat Parti Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, SKY Türk TV’nin “Gündem Özel” programında, son siyasi gelişmeleri değerlendirdi.

Selvinaz Fettahoğlu’nun sorularını cevaplandıran DP Lideri, erken seçim konusunda “erken seçim kendisi gelir, Başbakan’a sormaz” dedi.

Cindoruk, bu konudaki sözlerini, “Şartlar oluşunca erken seçimi kucağınızda bulursunuz” diye tamamladı.

DP Genel Başkanı, bir soruya da “Açık ve kesin söylüyorum, bizim baraj korkumuz yok” cevabını verdi.

Demokrat Parti Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, başka bir soru üzerine “Benim bir ihtirasım yok, herkes beni çağırdı ben de geldim. Kırat’ı yeniden yerine yerleştirmeye başladım” hatırlatmasını yaptı.

Demokrat Parti Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk’a yöneltilen sorular ve verdiği cevaplar şöyle:

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Konuğumuz Demokrat Parti Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk, 12 Haziran’da yapacakları olağanüstü kongrenin kodlarını da soracağız kendisine, hoş geldiniz sayın Cindoruk.

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Hoş bulduk.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Önce ana muhalefet partisinde yaşananlarla başlayalım, herkes “CHP’de ne olacak?” sorusuna yanıt arıyor, bir yanda Baykal’ın geri dönmeye çalıştığı konuşuluyor, öte yanda, bugün Kılıçdaroğlu, Gürsel Tekin görüşmesinde gördük ki bir yeni isim arayışı da var. Siz, çok deneyimli bir isimsiniz, sizce CHP’de neler olacak bundan sonra?

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Bu kasetin tam kongre arifesinde çıkması, bir talihsizlik, arada zaman kalmamış ve çok ahlaklı bir iş yaptı Deniz Baykal. İstifa etti, istifa edince, Genel Başkan boşluğu doğdu, şimdi ikilem şöyle kaset var, Genel Başkanlık boşluğu var, sayın Baykal bu kasetle, partisi arasındaki ilişkiyi kesmeye çalışıyor. Sorumluluğu üstüne alıyor, istifa ediyor ve şahsi meselesi haline getiriyor. Partisine bir yük yüklememeye çalışıyor, çok doğru, ahlaklı ve akıllıca. Çok akıllıca bir karar, ama bundan sonrası, bu yeni teknolojileri bende çok iyi bilmiyorum, bu bir komplo mudur? Sayın Baykal’a güvenirim. Çünkü, beraber yüz günden fazla hapishanede yattık, o nedenle orada da bir yakınlığımız oldu, ben, üniversiteden de tanıyorum kendisini.

SELVİNAZ FETTAHOLU: Dolayısıyla ne adım atabileceğini çok iyi görebilirsiniz.

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Sakin, dikkatli bir arkadaştı, iyi bir siyasetçidir. Yaptığı iş, az önce dediğim gibi çıkacak herhangi bir mazarrat varsa, bu üstüne aldı, ailesiyle bunu göğüslüyor. Ama, arkasından boşluk çıktı istifa edince, partilerde Genel Başkanlık seçimleri veya ihtimalleri ortaya çıkınca kargaşa da başlar. Çünkü talipli olanlar vardır, ya da ümitli olanlar vardır, onlar da harekete geçerler. Kısa süreli de olsa, bir çatışma olur. Onu da idare etmeye çalışıyor, yani Başkanlık krizini aşmaya çalışıyor.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Yani geri dönmeye değil de, partiyi parçalamadan bir lider bulmaya çalışıyor.

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Geri dönmez, çünkü, söylemlerinden o çıkıyor, bu meseleyi çözeceğini ifade ediyor, sahte, düzmece gibi çeşitli tabirler kullanıyor, montaj diyor, bunları kullanıyor ve elindeki bilgileri de savcılara vermiyor. Anlaşılan şu ki, iyi bir hukukçudur, kendisi o meseleyi çözmek ve ailesini ve bir karşı taraf var, bir kadın tarafı var, o biraz ihmal ediliyor, orası da çok önemli.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Mağdur olan iki kadın var.

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Bir mağdur olan kadın var, bir de mağdure dediğimiz bir kadın daha var. Sayın Baykal tahmin ediyorum onları da bu yükten kurtarmak istiyor. Bir de aileler var, anneler, babalar, torunlar, profesör olmuş kızlarımız var. Deniz Baykal’ın işi çok zor, çünkü karşısında ondan çok daha güçlü bir devlet kudreti var, bir adalet kudreti var, bir de bu tertibi yapabilme gücü olan bir organize bir örgüt var. Kolayca yapılacak iş değil bu, Baykal, onun için az konuşarak, meselelerin içine girerek, ya da delil toplayarak bu işi aşmaya çalışıyor.

Kongrede ne olur? Bence, kim ne derse desin, Deniz Baykal’ın dediği olur. Çünkü parti, Genel Başkanına bir suikast düzenlediğinin farkındadır, suikast, her zaman silahla olmaz, bunlar da çok önemli silahlardır. Yani, vaktiyle kasetler vardı, onlar çıkardı, bazı gazeteciler veyahut ta taraflar, pek çok da bakan düşürdüler. O nedenle oradan da deneyimler var, bu silahlar siyasete girdi. Eskiden fotoğraf makinesi, filmle tespit edilmesi zor olan hadiseler, bugün elektronik aletlerle yapılıyor veya monte ediliyor, onun için o da bugün Türk siyasetinde önemli bir faktör ya da korkutucu bir faktör haline gelmiştir.

Ama, ben sayın Baykal’ın bunun üstesinden geleceğini sanıyorum, durduk yere “montajdır” demez. Teknolojinin bir takım imkanlarının kullanıldığı, yapıştırıldığı gibi bir takım ciddi iddialar var.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Diyor ama elindekileri şimdilik savcılarla paylaşmıyor, çünkü, korumak zorunda olduğu bir ailesi var, eşi var diyorsunuz.

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Orada tehlikeli bir soru soruyor ona savcı, mekanı soruyor, o mekan adresini verse biliyormuş, orada bir şey varmış gibi olacak, vermese tahmin ediyorum onlar tespit yapmışlardır, ona göre orada bir takım hareketlenmeler olacaktır.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Ama, yine de çözülmesi de zor olacaktır, savcıların işi de zor.

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Dese ki, tamam şu mekandır, o zaman diyecekler ki; tamam orada oldu bu iş ve bütün müdafaa silahlarını elinden alacaklar. Başka şeyler de söylüyor, beş sene evvel, yedi sene evvel olmuş hadiselerdir diyor. Ben, burada şunu söylemek istiyorum, bu bir hükümet izni olmadan açığa çıkmaz, bir hükümet tertibidir demiyorum, o kadar vahim bir iddiada bulunmak istemiyorum.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Haberleri vardı diyorsunuz?

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Haberleri olduğu o kadar ortaya çıkıyor ki, “Ben üç gün önce biliyordum” diyor. Başbakan, üç gün önce biliyorsa, bunu durdurması gerekiyordu. Hem ver, hem kaç yapıyor, böyle bir şeyin bile bile ortaya çıkarılmasına müsamaha ediyor, devlet polisini savcısını harekete geçirse, bunu daha teşebbüs halindeyken durdurabilirdi. Hem de üzüntülerini dile getiriyor. Ama, bugün daha ağır bir cümle söylüyor.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Evet, ahlaki bir zemine çekildi bugün tartışma.

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Siyasi ahlak çok daha önemli, eğer bu bir tertiple yapılıyorsa, bunu yapanlar, siyasi ahlaksızlık yapıyorlar. Bu, bence genel ahlaka aykırılıktan çok daha ağır ve önemli bir hadisedir, bekleyelim, görelim.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Bunu vurgulayalım, yakından tanıyan birisiniz Baykal’ı ve geri dönmeyecektir diyorsunuz. Partisini bir arada tutmaya çalışıyor diyorsunuz.

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Partiyle bu olayı ayırmak istiyor, bu benim şahsi olayımdır, partiye sirayet etmesin demeye getiriyor.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: CHP konusunu kapatmadan önce öne çıkan bir isim var, Kemal Kılıçdaroğlu, siz şanslı görüyor musunuz,Kılıçdaroğlu aday olarak, sizce çıkabilir mi, çıkarsa Türk siyasi hayatında bir şeyler değişir mi?

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Kemal Kılıçdaroğlu, iyi bir milletvekili, araştırmacı bir milletvekili, iyi de muhalefet yapıyor. Ama, bir partiyi yönetmek, bir arada tutmak hamle yaptırmak, oylarını artırmak için acaba bu yetenekler yeterli mi? Ona bakmak gerekiyor. Sanıyorum ki, Deniz Baykal’ın burada dikkat edeceği, tavsiyeden önce o. Yoksa popülerlik olması itibariyle Kemal bey, çok popüler ve halkın kabul edeceği bir isim. Her gün medyada, popüler olmasından gelen avantajları var, hepiniz çağırıyorsunuz, konuşturuyorsunuz.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Farklı şeyler söyleyen bir isim olduğu için, kuşkusuz bunu yaşıyor.

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Yolsuzluk dosyasını bir kez kemaliyle ortaya koyduğunuz zaman, her yerden dosya gelir. Yani, dosyanın kıymetini bildiğini gören vatandaşlarımız ve yahut da bürokratlar da diyebilirsiniz, Kemal beye dosya getirirler, o da bunları kullanıyor. Herhalde önce bir elekten geçiriyor, yani, bir müfettiş gibi, siyasi bir denetmen gibi, Kemal beyin önemli bir ağırlığı var. Ama, tabii Baykal, sadece ona bakmayacaktır, yerini bırakacağı arkadaşın siyasi tecrübesi yanında, particilik becerisini arayacaktır. Onun kendi kalite kontrolleri olmuştur, tespitleri vardır. Bir de orada Kemal beyin alevi olmasının doğal faydaları ve mahsurlarını da hesaba katacaktır. Son günlerde CHP bazı açılımlarıyla daha dinsel bazı verileri ortaya koydu. Dini duyguları ortaya koydu, Fethullah hocaya karşı olan beyanları vesairesiyle dini tabanda bir hamle yaptı, kendisinin dindar olduğu yolunda veriler kullandı. Çarşafları bağladı, örtülü olanlara rozet taktı, böyle bir açılım içindeyken, bir alevi güruhu önemli, tabiî hiç birimiz bu konulara girmek istemeyiz, ama mezhep veya etnik farklılıklara ama bir siyasi lider olarak, tam bu aşamada böyle bir sıkıntıya girer mi?

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Bir sıkıntıya yol açabileceğini söylüyorsunuz.

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Tabii, Türkiye’de Baykal’ın talip olduğu, onlara mesaj gönderdiği gruplar, etnisiteye de çok meraklıdırlar, dinsel, mezhep farklılıklarına da çok duyarlı olurlar. Yani, eldekini kaçırmayabilir, ama, elde olmayanları kaçırabilir, onu hesap edecektir.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Sayın Kılıçdaroğlu, Tunceli ile ilgili tartışmalar yaşandığında çok dikkatli konuşmalar yapmıştı, hatta eleştiriler almıştı. Ama, ona karşılık, böyle bir çekince söz konusu olabilir diyorsunuz.

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Evet, şimdi bu din faktörünü, iktidar partisi çok değişik ve ağırlıkta kullanıyor, çok Da yazık ediyor. Türkiye de yakınlaşma vardı, mezhepler arası kavga uzun süredir, eski sıkıntıları vermiyordu. Çünkü buralardan geçmiş, çok üzücü hadiselerimiz var, bir de her iki tarafta bu konuda çok dikkatliydi. Alevi açılımı yapılıyordu, şöyle böyle bir şeyler yapılıyordu, evet 1400 senelik bir ihtilaf, siyaset yoluyla nasıl çözülür? O, zor bir iş ama, dinlerin kardeşliği, mezheplerin kardeşliği gibi sloganlar çok uzun zamandır meseleyi yumuşatmıştı. Alevi çalıştayları birbirini takip ediyordu, hatta bir tanesine bende katıldım. Yumuşamıştı hava, benim açımdan sakınca olmaz, Kemal beyin oraya oturması, Başbakan olması, veyahut Cumhurbaşkanı olması. Ama Ana Muhalefet partisidir, bilinmez, birleştirici bir Genel Başkan arayışı içinde olabilir Baykal. Dediğim gibi, hem bu dinsel duygularla bazı toplum kurumlarına ya da şimdi bunlara cemaat diyorlar, yakınlaşma isteği varken, bu faktörü dikkate alır mı, onu da bilemem.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Bir alevinin CHP’nin başında olması, bu partiye seçmen bazımda sıkıntı getirir mi?

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Bence, getirmemesi lazım, ama tarikatlar var, cemaatler var, onlarla arayı düzeltmek istediği anlaşılıyor, ben, onların verilerinden ortaya çıktım. Yani, son siyasi taktiği sayın Baykal’ın dinsizlik ithamından kurtulmaktı gibi gözüküyor. Aşırı bir mezhep taraftarı olduğu iddiaları var, CHP’de böyle bir ağırlık olduğu söyleniyor, bir denge sağlamaya çalışıyordu.

Ben, çok iyi biliyorum ki, dikkate aldığı faktörlerden biri budur. Bir ikincisi de Kılıçdaroğlu’nun parti yönetim niteliklerine bakacaktır. Yoksa, bugün açık söyleyeyim, CHP’nin getireceği lider adayı, şüphesiz, rakipsiz Kılıçdaroğludur.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Anayasa Paketine girelim, bugün CHP 111 imza ile Anayasa Mahkemesine başvurdu, itiraz dilekçesini verdi, partinizin milletvekili Mesut Yılmaz’ın da imzası vardı. Anayasa değişikliklerini, Anayasa Mahkemesinin sadece şekli yönünden inceleyebileceğini biliyoruz ama, itiraz dilekçesinde esasa ilişkin de itirazlar var, sadece şekli ile ilgili itiraz yapılamaz mıydı?

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Benim başka bir kanaatim var, Anayasa’daki esasa yönelik inceleme yasağını ben kabul etmiyorum, doğru da bulmuyorum.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Ama var değil mi, böyle bir şey?

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Var tabii, ama gereğinde çok daha basit bir trafik cezasının affa veya affa girmemesi konularında bile, yasaları denetleme hakkı olan Anayasa Mahkemesi, devlet şeklini değiştiren veya devlet şeklini misilleyen bir Anayasa değişikliğini elbette esastan incelemelidir, bu yasağı içime sindiremiyorum, doğru da bulmuyorum. Ama, buna rağmen şekilci hukuk bakımından şuanda böyle bir yasak var ya da yol kapalı. Ama, Anayasa Mahkemesi, bence, benim dediğim düşünceyle, bazı kararlarında yorum yoluyla yetkisini genişletti, bu hakkı var mı? Var, 82 Anayasası, 61 Anayasası, Anayasa Mahkemesi kurulduktan sonra, yorumsal görevleri Anayasa Mahkemesi’ne vermiştir ve sınırını da çizmemiştir. Şimdi burada şekil bozukluğu olduğu kesin. Şekil bozukluğunu hukukçu olarak söylüyorum, tabii burada Yargı’nın yerine kendimi koyarak söylemiyorum, eski bir hukukçu olarak söylüyorum, şekil bozukluğu var.

Özellikle Mehmet Ali Şahin’in imzasıyla Anayasa Değişikliğinin verilmesi önemli bir bulgu. Birde başka bir şey var, bu Anayasa değişikliği, Başbakanlık da hazırlandı. Zaten o otorite kendisi için son engelleri, Yargı engellerini kaldırmak için bunu yaptı. İçine de birtakım süsler koydu. Onlar zaten esası göstermemek için, esasa bir perde koymak için yapılmıştır. O bakımdan bakarsanız, bu Anayasa, yapılış itibariyle Başbakanlık binasında teklif haline getirilmiştir. Halbuki, Anayasa yorumcularının da, Anayasa Mahkemesi kararlarının da ortak düşüncesi şu:

Anayasa değişikliklerini sadece milletvekilleri yapar. Nitekim teklifi milletvekilleri yaparsa, geçerli. Bir de ona çok önemli bir barikat koymuş, en az 184 milletvekilinin imzasını istiyor. Milletvekillerinin yapacağı bir Anayasa değişikliği, mantığı itibariyle de doğru. Hükümetlerin otorite kurmasını engelleyen Meclis’in milletvekillerini çeşitli partilerden birleşerek, bir Anayasa değişikliği yapmalarını öngören çok önemli bir barikat var. Bu barikatı tam aştılar. Sadece Anayasa Komisyonu’ndaki müzakerelerle bu işin ispatı yeterlidir.

Bir başka şey; bize de geldiler, benimle de konuştular. Gelenler Bakanlardı. Bakanlar Kurulu, daha doğrusu, Türkiye’de Başbakanlık rejimi olduğuna göre, Başbakan’ın direktifiyle tanzim edilen Anayasa değişikliği…

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Milletvekili kimliğimizle geldik dediler ama…

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Ama yanlarında da başka devlet memurları var. Üstelik Meclis müzakerelerinde de bu, tamamen ortaya çıktı. Hükümet tasarısı niteliğinde ortaya çıktı. Uzun müzakerede gaf yapanlar çoğalır, siyasi gaf yapmak da zor bir şey değildir. O bakımdan benim hissettiğim ve gördüğüm, Anayasa Mahkemesi, esasa bile girmeden tümüyle teklifin iptaline karar verebilir, büyük bir olasılıkla. Çünkü bu yol açılırsa, Parlamento’nun yasama yetkisi sınırlanmış olur. Bu Meclis, Anayasa değişikliği yapabilir, nitekim de yapmıştır.

Benim Meclis Başkanı olduğum dönemde, benim metodum başka oldu. Bütün partileri çağırarak, tam Anayasa’nın istediği gibi, Parlamento içinde meseleyi yoğurduk. Hükümeti bunun dışında tuttuk. O zamanki Başbakan Süleyman Demirel, Başbakan sıfatıyla değil, Isparta milletvekili sıfatıyla geldi. Bütün bu konuları titizlikle korudu ve güzel bir anlaşma, uzlaşmayla da önemli bir değişiklik paketini o zaman ortaya koyduk. O paket, sigara paketi değildi yani, o paket ciddi bir Anayasa paketiydi. Temelinde Anayasa Hukuku’nun ilkeleri var. Bir sene uğraştık, komisyonlarla, vesaireyle. Metnin yazılışında bir kelimeye dahi dikkat ettik. Sonra da Avrupa Birliği müktesebatından gelen pek çok değişiklik oldu. O değişikliklerde de kimse kimseyi Anayasa Mahkemesi’ne gitmekle tehdit etmedi. Çünkü metinler açıktı. O metinler geldiler, Anayasa Komisyonu’nda müzakere edildi, Türkçeleştirildi ve çıktı. Bizim Anayasa teamülü dediğimiz teamülün içinde hükümet yok.

Hükümetin Bakanlar Kurulu’nun kanun teklifi hakkı var ama Anayasa teklif hakları yok. İşte şimdi, dayatma iddiaları var. Dayatıyor, zorluyor ya da yargı organlarını da yürütmeye bağımlı hale getiriyor gibi bir izlenimle Anayasa değişikliği, Anayasa Mahkemesi’ne takılır. Kaldı ki, hedeflerden bir tanesi de Anayasa Mahkemesi’dir. Onların da nefsi müdafaa hakları var.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Diyorsunuz ki, “Anayasa Mahkemesi, bu itirazı kabul edecek. Peki, yürütmeyi durdurma kararı sizce çıkar mı, referandum ne olur?

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Yürürlüğü durdurma diyoruz biz buna, yürütmeyi değil. Yürürlüğü durdurma hadisesinde de vaktiyle itirazlarımız olmuştur, Anayasa Mahkemesinin böyle bir yetki kullanmasına, ne var ki böyle emrivakiler, şok değişiklikler geldiği zaman Anayasa Mahkemesine hak vermek gerekiyor, çünkü belli bir süreç geçtikten sonra vereceği kararın, eski tabirle kıymeti harbiyesi kalmıyor. Bana göre; Anayasa Mahkemesi kendisine böyle bir yol seçti, yürürlük durdurması diye, tahmin ediyorum ki, bu yürürlük durdurmayı bU sefer kemal ile yaparlar. Neden? Verecekleri karar geriye dönmesi mümkün olmayan bir karardır ve seçim hukukunu da ilgilendirir bir hale gelmiştir. Referandum gibi önemli bir mesele gündemdedir. Yüz trilyon olduğu tahmin ediliyor, referandum’un masrafı, eski parayla, o parayı sarf etmenin yöntemine göre, eğer geç kalırsa Anayasa Mahkemesi, belli bir miktarı tanzim etmiş olacaklar. Bütün bürokrasisi, Adalet Bakanlığı, YSK, bu işe odaklanacak ve siyaset itibariyle yanlış olan bu, iktisadi hayatı da sıkıntıya sokacak ve iktisadi hayatta dalgalanmalar olacak, gerginlik başlayacak. Referandum süreci başladığı zaman, birinci gününden son gününe kadar stresli bir iştir, ihtilaflı referandumlar, bir kavga ortamında geçer ve geçmişte öyle olmuştur. Hem şu günlerde ihtiyacımız olan huzuru değil, huzursuzluğu ortaya çıkarır. Anayasa Mahkemesi, bu görüşlerini tartışacaktır ve sanırım yürürlüğü durduracaktır.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Anayasa Mahkemesi ve itirazı konuşuyorduk. Siz dediniz ki, “Anayasa Mahkemesi büyük ihtimalle bu itirazı kabul edecek, referanduma gitmeyeceğiz” Ama görüyoruz ki, basında bazı yorumlar da yapılıyor. Bu kararın referandum sonrasına kalabileceği söyleniyor. Böyle bir ihtimal var mı? Böyle bir şey olursa, Anayasa Mahkemesi, referandum kararı üzerinde konuşmak ister mi sizce?

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Zannediyorum, hukukta acele işler dediğimiz bir alanı kapsıyor, bir aktüel hadise. Siyasi hayatımızı tanzim edecek bir hadise. Bu görevden kaçamaz Anayasa Mahkemesi. Zaten, iktidar partisiyle mücadele eden biz siyasi partiler değiliz artık, hukuk alanında, yargı organlarıyla iktidar partisi arasında önemli bir mücadele var. Yargıyı kendine bağlamak isteyen, yürütmeyi önemseten ve yürütme diktatörlüğü otokrasisini kurmak isteyen bir iktidar var. Yargı, bunun farkında.

Bugün başka bir önemli hadise oldu. Tabii Türk basını yarın bunu ne kadar verir bilmiyorum.

Yargıtay Ceza Dairesi, Cihaner hakkında çok önemli bir karar verdi, Cihaner ile ilgili davada Yargıtay üst kurulu, üst mahkeme. Üst mahkeme kendiyle ilgili kararlar verir, sanık olarak yargılanması gerekenler hakkında karar verir, ama bu sefer bir ağır ceza mahkemesinin üyelerini şikâyet etti. Ağır ceza mahkemesi üyelerinin görev ihmali, görevi kötüye kullanmasıyla karşı karşıya kaldılar. Çok önemli bir hadiseydi.

Bir başka önemli hadise, baştan bu yana söylediğimiz, bir başsavcının durduk yerde tutuklanıp, kaçma tehlikesi olmayan bir orgeneralin, durduk yerde tutuklanmadan yargılandıkları davalarda bir tavır ortaya koydu. Hukuk, rayına oturmaya başladı. Hukuka aykırılığı tespit etti. Dosyaları bir araya getirdi. Tahmin ediyorum birleştirecek, ondan sonra da karar verecek. Bu, hukukun normalleşmesidir. Siyasallaşmadan sonra, hukuksallaşmasıdır. Demek ki, üst mahkemeler, bizim hala demokratik haklarımızı, teminatlarımızı koruyor, güvencelerimizi koruyor. Üst mahkeme, kendi alt mahkemelerini denetim görevini layıkıyla yapıyor. Burada önemli olan, kesin hüküm eklemede, çok uzayacak kesin hüküm. Aldığı bu karar, çok dikkate değer. Bu, yarın Silivri hapishanesinde bekleyen yargılanma sürecini hala tamamlayamayan, iki senedir hâkim önüne çıkmadan tutuklu kalanlar açısından önemlidir.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Nasıl sonuçlar doğurabilir onlar için de?

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Onlar için de, mahkemeler açısından, o davalara bakan hâkimler açısından, Yargıtay’ın düşüncesi önemlidir. Mesela, Yargıtay’ın şikâyet ettiği bu hâkimlerin terfi etmeleri, Yargıtay üyeleri olmaları, çok zorlaşmıştır. Çünkü, bölgelere göre hâkim tayinlerinde onlar esas alınır. O hâkimler hakkında Yargıtay’ın düşüncesi, bugün çok ağır. Bu ağır düşünce tarzıyla normalleşme dediğimiz, daha doğrusu, yargının yargıya dönüşü diye bir hadise var, o, ortaya çıkmıştır. Bizim ne kadar haklı olduğumuz da tespit görmüştür.

Şimdi, siz önemli bir başsavcıyı, askeri hapishaneden sivil hapishaneye, sivil olanları askeri hapishaneye ve sanki bir suçlu nakleder gibi uçakla, hapishane aracıyla nakletmenin getirdiği yargıyı, otoriteyi sarsan nitelikler var bu hadisede. Benim için hakimler hakkında hem bir ümit ışığı, yargı için ümit ışığı, hem de Yargıtay’ın inisiyatif kullanmada sabırsız ama zamanlama itibariyle çok doğru karar verdiğini gösteriyor. Bütün hâkimlere de örnek. Yani Yargıtay’ın ne düşündüğü ortaya çıkıyor. Yargıtay’ın kendisini yargılayacağı bir sanığın elinden kaçırılmasına kırgınlığını, kızgınlığını, yanlışlığını ara kararla ortaya koymuştur. Sanırım, o dosyalar birleştiği zaman, yine yüksek mahkeme en doğru kararı verecektir. Türkiye’yi tekrar hukuk açısından demokrasiye dönüşe döndürecektir. Biliyorsunuz, bütün dünya bu mahkemeleri inceliyor. İstediğiniz kadar Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi deyin, istediğiniz kadar şu kapağı açalım, bu kapağı açalım, ama açacağınız tek kapak var; Türk Yargısı’nın önündeki taraftar ve tarafgir olduğu yönündeki izlenimi silmektir. Bir yargı için çok önemli bir hadise bu, dönüm noktasıdır. Baskıcı siyasetin yargıya etkisini azaltır.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Biz de Yargıtay’ın bu kararını ilerleyen günlerde de tartışacağız. Sonuçlarına bakacağız. Bu arada diyorsunuz ki, “Gerçekten muhalefeti yargı kurumları gerçekleştiriyorlar iktidara karşı çünkü, bizzat kendilerine yönelik de tehditler söz konusu, hukuk devletine yönelik”

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Çoğunluk yok çünkü. Parlamentolarda temsilde adalet de yok, oranlar itibariyle, barajlar vesaire. Devletin hukuk düzenini ve devleti savunacak partiler, Meclis dışı.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: O kararlardan birisi de, mâlum, Anayasa paketiyle ilişkin gelecek. Bu konuyu kapatmadan önce kısaca, iptal kararı olursa, siz hep söylüyorsunuz, “hükümet erken seçimi kucağında bulacak” diyorsunuz. İptal kararının ardından, bugün Başbakan, bir kez daha yalanladı ama, erken seçim ihtimali ya da baskın seçim ihtimali var mı?

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Erken seçim, kendi gelir. Başbakan’a da sormaz. Şartlar oluşunca, mecbur kalırsınız, kucağınızda bulursunuz erken seçimi, bir çözüm gibi ortaya atarsınız. Onun için de çoğu zaman erken seçim isteyenler, o seçim sırasında büyük kayıplara uğrarlar. Eğer, gerçekten erken seçimin şartları varsa, o şartlar oluştuğu vakit, zaten “erken seçimden vazgeçtim, kaçıyorum” da diyemez. O şartlar, onu başka tehlikelerden koruyan bir erken seçime götürür.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Tam da bu erken seçime giderken, bir yandan da CHP kurultayını yaşayacağız haftaya, hep birlikte. Demokrat Parti’de de bir olağanüstü kurultay kararı alındı. Biliyoruz ki, Demokrat Parti’yle Anavatan Partisi’nin birleşmesine ilişkin, Yargıtay’ın bazı itirazları vardı. Siz de bir hukuk insanı olarak, bu itirazların bir an evvel ortadan kaldırılmasını istiyordunuz ve Kasım ayında sanıyorum, bir kurultay hazırlığı vardı. Ama bu, öne çekildi. Olağanüstü bir kurultay kararı alındı. Üstelik bu kez bir genel başkanlık seçimi de yapılacak. Oysa, Yargıtay’ın bu konuda bir itirazı yoktu. Nasıl bu noktaya geldi, nasıl böyle bir karar alındı?

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Yargıtay Başsavcılığının söylediği önemli şeyler var. Bir hukukçu olarak bakıyorum. Biraz da inceledik, vakit kazandık. Diyor ki, “Birleşme tamam. Burada bir sıkıntınız yok.” Malvarlıklarının birbirine eklenmesi tamam. Bazı şeyler tamam. Başkan seçimi tamam.

Üç noktada ciddi 3 itirazı var. Bir partinin üyeleri, diğer bir partiye katılmakla, kendiliğinden, o partinin üyesi olmazlar, diyor. Bir irade beyanıdır. Herkes, kendi açısından, üyelik beyannamesi dolduracak ve bu kabule bağlı olan üyeliği kazanacak. O, çok doğru. Ona yapabileceğiniz bir şey yok. Herkesin daha dikkatli, daha hevesli bir biçimde misafir partiye, yani, katılımcı partiye üyeliğini yenilemelerini teklif edebiliyorsunuz.

Buna mukabil, karar kurullarımızın, seçimlerini meşru saymayan bir bölüm var. Bir tek Başkan seçimini meşru görüyor. Diğerlerini, kıyasi metotlar çerçevesinde seçilmemiş sayıyor. Organsız kalıyor. Buna çok katılmıyorum, ama bir otoritenin verdiği karardır.

Bugüne kadar Türkiye’de iki partinin birleşmesi olmamıştır. Bizim bu koşulları tayin etmemiz gerekir. O nedenle, karar organıyla Haysiyet Divanı’nı yeniden seçmemiz gerekiyor. Olağanüstü kongre yasağını da kaldırıyor. İstediğiniz zaman olağanüstü kongre yapabilirsiniz diyor. O zaman, hiç kaçacak yerimiz yok. Yargıtay’ın dediği, bu iki organı yeniden seçeceksiniz ve bunu yapacak olağanüstü kongreyi de toplayabilirsiniz. Kaçmanın şu yanlışı var; yarın Yüksek Seçim Kurulu, bizim vereceğimiz aday listelerinin kabulünde tereddüde düşebilir veya reddedebilir. O bakımdan ben ve arkadaşlarım, bir olağanüstü kongreyle bunu yapalım dedik. Genel Başkan için bir itiraz olmamasına rağmen, benim kendi talebimle Genel Başkan seçimini de koyalım…

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: O talep sizden mi geldi? Kulislerde farklı şeyler de konuşuldu.

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Talep benden geldi. Tabii talep edenler var. Bazı Anavatan Partililer talep ettiler. Ona da saygı duydum. Bir Genel İdare Kurulu’nun seçimi olacaksa, kongrenin vereceği karara saygılı oluruz. Kongre, aşağı yukarı bin 300, bin 400 kişiyle toplanacak ve önemli bir organ, son organ. Hepimiz o karara saygılı olalım. İmtihana, teste bir gireyim dedim. İsteyen arkadaşımız aday olabilir. Hiçbir sakınca, hiçbir engel yok. O gün, bu üç seçimi de beraberce yapacağız. Yani, Yüksek Haysiyet Divanı, Genel İdare Kurulu ve Başkan seçimini de yapacağız.

Belki de, bu birleşmeden doğan sıkıntılar var, tabanda var, tavanda bir sıkıntımız yok. Arkadaşlarımız, eşit oranda Genel İdare Kurulu’nda ve Başkanlık Divanı’nda temsil ediliyor. Tabanda bazı itirazlar var, eskiden bu yana gelen itirazlı bölgeler var. Birbirleriyle vaktiyle karşı karşıya gelmiş insanlar var. İnsani duygular var, siyasi duyguların önüne geçiyor. Beklentiler var. Tabii, o projeye ideolojik nedenlerle katılanlar var ya da bir şeyler kazanmak, mevkiler elde etmek isteyen insanlar da olabilir. Ben, bunu çok doğal karşılarım. Yani “Biz ne olacağız, Türkiye ne olacak?” diyenler de olabilir, “Ben ne olacağım?” diyenler de olabilir. Bunun çözümü; bu kongredir. Bu kongrenin kararına hepimiz saygılı olacağız. Bu kongre, sanıyorum temelde bizi birleştirecek. Aradaki düşünce farklılıklarını veya kendisine haksızlık yapıldığı iddialarını ortadan kaldıracak.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Bu kongrede başka adayların da ortaya çıkabileceği söyleniyor. Henüz ortaya atılmış isimler yok ama…

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Bekliyorum, çıksınlar istiyorum. Çıksınlar, fikirlerini söylesinler. Bu partinin, bu ideolojik projesine karşı olanlar, iktidar partisiyle daha iyi geçinmemiz gerektiğini söyleyenler de olabilir. Bir başka partiyle daha birleşmemiz gerektiğini söyleyenler de olabilir. Biz “merkez partisiyiz” diyoruz, “Hayır, merkez partisi değiliz, sağ partiyiz” diyenler de olabilir. Bu ayrımlar da ortadan çıksın. Büyük kongre ne karar verecekse, tüzüğü ve programı onaylayarak, bence son söz ortaya çıkacak. Herkesin de bundan sonra ihtilafı kalmayacak ya da partiyle ilişkileri konusunda son kararını verecek. Büyük kongre, demokratik yapıda en önemli unsurdur.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Siz de “Çıkacak her adaya saygılıyım” diyorsunuz. Mesela, kulislerde duyuyoruz; Tansu Hanım’ın isminin geçtiğini, Mesut Bey’in isminin geçtiğini veya dışarıdan Süheyl Batum’un ismi hep duyuluyor.

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Kim gelirse, ben partinin tabanını ve tavanını elimden geldiğince yapılaştırdım. Ana fikirleri ortada. Çok güzel parti programı ortaya çıkardık. Dış politikada, iç politikada AR-GE çalışmalarımız çok iyi gidiyor. Biz, son sözümüzü söyledik. Bu, bizim sözümüz. Ama bu birleşmeden beklediği mutluluğu elde edemeyenler olabilir. Bütün insanları mutlu etmek mümkün değil. Partinin bugün bir milyonun üzerinde üyesi var. Bu bir milyon üyeyi temsil eden organlar gelecekler tartışacaklar. Orada programı da müzakereye açacağız. Partinin yerini de müzakereye açacağım. Tasvip isteyeceğim. Eğer bizim söylediklerimiz tasvip görüyorsa, bizim yaptıklarımız tasvip görüyorsa, parti o zaman yerine oturur. Partileri, kongreler yerine oturtur.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Yani “Evet, biz birleştik ama bütünleşme önünde bazı engeller vardı. Onu da bu kongreyle aşacağız” diyorsunuz. Benim siyasi liderliğimi tartışanlar varsa, onlara da bir ölçüde meydan okudum, gelin bakalım, delege karar versin mi diyorsunuz?

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Benim burada bir ihtirasım yok. Herkes, beni çağırdı, ben de geldim. Bu çağrıda yanıldığını düşünenler varsa, gelsinler, bu yanılgıyı düzeltsinler.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Hem Sayın Baykal’ın istifası, hem de sizde olağanüstü kongre kararı alınınca, birtakım siyaset mühendislerinin, Türkiye’de siyasi taşları yeniden inşa ettiği yolunda da yorumlar yapıldı, hatta “Demokrat Parti de acaba bu inşa sürecinin içinde mi?” denildi. Bu kapsamda değerlendirmelere ne dersiniz?

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Belki de Deniz Baykal da gelir, bizden aday olur, bilmiyorum. O kadar açığım yani.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Bir partinin Genel Başkanısınız. Sık sık meydanlara da iniyorsunuz. Halkın nabzını nasıl görüyorsunuz? Yani, DYP ve ANAP ayrı ayrı seçimlere girdiklerinde, yüzde 10’un altında kalmışlardı. Nasıl bir hedefiniz var?

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Ben, rakam telaffuz etmeyi sevmem siyasette. Zor iştir o, tahmin. Dikkat ederseniz, bizim, anketlerde oylarımız değişik çıkıyor. Kiminde yüzde 6-7’ye çıkıyor, kiminde 4,5’e. Anketörlerin gidecekleri yerler var. Ama, ben dolaşıyorum, benden çok da partide dolaşan yok. Açık ve kesin söylüyorum; barajı aşacağız. Hiçbir tehlike, şüphe, kuşku yok. Bence, barajı aşmaya istidatlı iki parti var. Biz varız, bir de Saadet Partisi var. Onun dışındaki partilerin böyle bir şansı yok.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Başka merkez sağdaki partilerle birleşme söz konusu olabilir mi, seçimler öncesi?

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Onlardan da isteyenler gelebilirler, açığız. Genel Başkan adayı da olabilirler ama tabanda o partiler kurulmadığı için, veya olgunlaşamadığı için, o mahalli yöneticilerin çoğu gelip, partiye katılıyorlar. Oralarda da kongre aşamasına geldik, çeşitli kongreleri yapıyoruz. O kongrelerde de onlara zaman zaman görevler veriyoruz. Sadece Anavatan Partisi ile birleşmek bize yetmiyor. İki partinin oy oranları, çok aşağılara düşmüş. Oradan baraj aşılmaz, ama çok değerli arkadaşlarımızın kurduğu partiler, kurmak istedikleri partiler var. Onlar, eski arkadaşlarımız, şimdi oraya geliyor. Bizim en son seçimde aldığımız oy, 1 milyon 800 bin, Doğru Yol Partisi. Anavatan partisi o zaman seçimlere katılmamış. 2 milyona yakın zaten taban oyumuz var. Bu oyu biraz daha artıracaksak mesele bitecektir. 3,5-4 milyon oyla barajı aşmak gayet rahat mümkün olur. Diyelim ki, 4 milyon, 1 milyon 200 bin oya ihtiyaç var.

Propaganda yapmış olmak için söylemiyorum ama Demokrat Parti’nin çok köklü bir parti olduğunu görüyorum. Gittiğim yerlerde biri geliyor, “ben filancanın oğluyum”, biri geliyor “falancanın torunuyum” bakıyorum, o eski arkadaş. Onlar, bugüne kadar tedirgin olmuşlar ya da parti onlara ulaşamamış, biz ulaşıyoruz.

İnanıyor ve görüyorum ki, köklü iki parti var bugün Türkiye’de; Demokrat Parti ve Cumhuriyet Halk Partisi. “Kırat” var, “altı ok” var. Nitekim, onu söylüyor Deniz Baykal, “Bana ihtiyacınız yok” diyor. Ben de söylüyorum. Kırat’ı yeniden yerine yerleştirip, koşuya başladım, bana ihtiyacınız kalmadı. Benim görevim buydu, ama isterseniz, biraz daha şemsiye görevini yaparım, sonra içinizden çıkacak olan bir arkadaşımıza Kasım’da yapacağımız kongreyle görevi bırakırım. Ben buraya seçilmek için gelmedim, seçmek için geldim.

SELVİNAZ FETTAHOĞLU: Çok teşekkür ederim Sayın Cindoruk. Siz diyorsunuz ki, gerçekten hükümet bir erken seçimi kucağında bulabilir ve belki de bu nedenle siz de olağanüstü kurultayınızı öne aldınız. Bir hazırlık içerisindesiniz. Başarılar diliyorum. Çok teşekkür ediyorum programımıza katıldığınız için.

HÜSAMETTİN CİNDORUK: Ben de teşekkür ederim. İnşallah Türkiye, demokrasiye kavuşur.

 

| Biyografisi | Konuşmaları | Fotoğrafları | Ulaşmak için form | e-mail |

 

 

 
  | Ana Sayfa | Geçmişten Günümüze | Amblemimiz | Linkler |

                DEMOKRAT PARTİ
Adres: Akay Caddesi No:16 Kızılay/Ankara
Tel: 0 312 444 1946-0 312 416 86 00 Faks: 0 312 416 86 83
                  e-mail: dp@dp.org.tr

Copyright ©
DP Bilgi İşlem Merkezi