“Değerli dinleyenler, özürlü
kardeşlerim, sevgili çocuklarım,
Böyle bir toplantıyı bir siyasi
parti mekânında tertipleyen başta Sinem kardeşimiz olmak üzere bütün organize
edenlere teşekkür ve tebriklerimi sunuyorum.
Gerçekten, son yıllarda çeşitli
kanatların engelli kardeşlerimize ilgi göstermeye başladığını gördüm bunu
sevinçle karşılıyoruz. Devletimiz, çeşitli tedbirler aldı ama henüz yeterli bir
noktaya gelemedik. Birincisi, olmak istediğimiz Avrupa Birliği ülkelerindeki hiç
olmazsa alt seviyelere ulaşmamız gerekiyor. Biz Demokrat Parti olarak bu konuda
çok ciddi hazırlıklar yapıyoruz. Onların bir bölümü de burada huzurunuzda.
Evvela o güzel dansı sunan çocuklarımı da kutluyorum, harikaydılar, tebrik
ediyorum, teşekkür ediyorum.
Bizim program kitabımızdan bir
paragraf okuyacağım ve arkasından da siyasetçi düşüncelerle değil, insancıl
düşüncelerle bu konuda ne yapmak istiyoruzu açıklayacağım. Bakınız, ne diyoruz
programımızda, “Engellilerimize sahip çıkacağız, Demokrat Parti, engellilerimize
ve ailelerimizin eksik kalan hak ve özgürlüklerini yerine getirmek için her
türlü tedbir ve önlemleri alıp bugüne kadar yapılan sağlık, eğitim, istihdam ve
çevre hizmeti ile ilgili çıkan tüm yönetmelikleri yeniden yapılandıracağız ve
engelli vatandaşlarımıza pozitif ayrımcılık yapacağız” Bu kelimeye dikkatinizi
çekiyorum.
Demokrat Parti olarak
hedefimiz, engelsiz bir Türkiye için fırsatların eşit dağıtıldığı bir düzen
kurmak olacaktır. Bunu diyoruz ve biraz daha güncelleştiriyoruz. Şimdi, özel bir
program tanzim etmek için arkadaşlarımız uğraşıyorlar. Ar-Ge teşkilatımız
uğraşıyor. Değerli Aileden Sorumlu Genel Başkan Yardımcımız Dr. Selma Acuner
başkanlığındaki bir heyet, bu iş için emek veriyor. Az önce takdimci arkadaşımın
söylediği gibi “Engelli olmak, yaşamaya engel değildir” az önceki dans gösterisi
bunun en çarpıcı örneğidir.
Biliyorsunuz, dünyada
engellilerle ilgili çok yeni sözleşmeler var, ortak bildirgeler var. O bakımdan
biz resmi gazetede yayınlanan bazı sözleşmelerin hayata geçirilmesini istiyoruz.
Bu pozitif ayrımcılık kelimesinin altında da bu var. Bu, bir mali kaynak ister.
O mali kaynak, bizim için vardır, işsizlik fonunda bugüne kadar birikmiş olan
çok yüksek rakamlardan bir bölümü, bu faaliyetlerin mali kaynağını teşkil
edebilir.
Burada başka bir şey var,
engelli vatandaşlarımızın eğitim düzeyi. Bir istatistik var elimizde, Türkiye İş
Kurumu’na başvuran, iş isteyen engelli vatandaşlarımızın yüzde 80’i ya okur
yazar değil, ya da sadece yazardır, ya da okurdur. Yani, öyle bir hadise ki,
eğitim düzeyinin ne kadar altta kaldığını ifade ediyor. Demek ki, engelli
kardeşlerimize, yurttaşlarımıza, çocuklarımıza eğitim fırsatı vermemişiz, bu
fırsatı vereceğiz. Kaynağımı da söylüyorum.
Bir başka şey var, engellilerin
yüzde 70’i çalışabilir durumda. Onları devre dışı bırakmamak, toplum hayatının
dışında tutmamak, iyi bir düzen içerisinde çalışır hale getirmek, sosyal
devletin vazgeçilmezidir. Bizim programımızda da açıkça vurgulanıyor.
Şimdi, bir başka şey var, acaba
engelli vatandaşlarımız, devletin kadrolarında görev alabilir mi? Çünkü, daha
güvenceli, daha da uygar bir ortamda çalışmak mümkündür. Onu da hesapladık, şu
anda 13 bin kadro boş engelliler için. Bunlara, bu engelli yurttaşlarımızın
çalışabilir olanlarından derhal tayin yapılması küçük de olsa bir ferahlık
sağlayacaktır. Çünkü, biliyorsunuz engelli sayımız tam tespit edilmese bile
milyonları buluyor.
Özellikle 16 yaştan sonraki
engelli yurttaşlarımızın okuma olanakları çok az. Bunlara da bu imkanları
vermek, bu imkanları çoğaltmak istiyoruz. Eğitim, istihdam, sağlık ve yaşam
hakları dedik ve oy haklarının engel oldukları bir takım yönetmelikler, kanunlar
olduğunun da farkındayız. Bunların hepsi değiştirilebilir, kolayca yürürlüğe
sokulabilir. Anayasa’da gerekli kaynak var, hukuk bilgisi olan herkes, açıp
okuduğu zaman bunu görür. Ama, şunu ifade edeyim ki, bugüne kadar bizim
bıraktığımız dönemden sonra hükümetler, engelli problemine ciddi biçimde
eğilmediler. Bu elde mevcut hukuksal dökümanlar, atıf yapılabilecek belgelere
hayat vermeliler, hayata geçirmeliler. Bunların hepsini yapmayı taahhüt
ediyoruz. Bunları DP adına taahhüt ediyorum. Programında baki olan bu önemli
çözüm meselelerini detayıyla anlatmak için vakit yok.
Şunu biliniz ki, programına
bunu koyan ve bu programın ayrıntıları ile uğraş veren tek siyasi partiyiz. Bu
partinin memleketimiz için, milletimiz için hayırlı hizmetler yapmasını
diliyoruz. Ama, benim içimde ukde, Türkiye Cumhuriyeti’nde bu kadar engelli
arkadaşlarımız, yurttaşlarımız varken, devletin, hükümetin sessiz kalmasıdır.
Daha dikkat istiyor bu iş. Özenle bunu yapmamız gerekiyor. Bizim Demokrat
Parti’nin başlangıç dönemlerinde bu konuda çok önemli mesafeler atılmıştır.
Hatta 1991’den sonra bu konudaki çalışmalarımız bazı olumlu sonuçlar vermiştir.
Duraksamaya üzülüyorum, duraksanacak gün değildir. Çalışırsak, gayret
gösterirsek bu işin içinden çıkarız.
Az önce devlet ve hükümet
görevlerini söyledim ama sizin, bir sosyal faaliyetlere, sosyal gönüllülük
hadiselerine yurttaşlarımızın girmiş olmasından da sevinç duyuyorum. Çünkü,
engelli ve özürlü yurttaşlarımızın kendi inisiyatifleri ile yapacakları iş,
biraz azdır, ama eğer onlar sağlıklı yurttaşlarımız tarafından çalışmaya,
gelişmeye, eğitime doğru yol alırlarsa bu çok önem taşır.
Ben, 6. Körler Eğitim Vakfı
vardır, onun kurucusuyum. Hem de 1960’dan önce. Oradaki çalışmalarımız, bugün
sonuç vermiştir. O vakıf, bugün görmeyen yurttaşlarımız açısından en değerli, en
yaygın bir dernektir. Onu yaşadığım için söylüyorum, eğer, sizler engelli ve
engelli olmayanlar bu engeli aşmak isterse, bunu aşarız. Çünkü, artık gelişmiş
sistemler var, bilgisayar olanakları var ve bu olanaklardan faydalanması çok
kolay yurttaşlarımız var. Sizin sosyal projelerinizin hepsine biz Demokrat Parti
olarak katkıda bulunacağız. Bu katkılarımızın en biçimsel tarafı sizlerin
katkılarıyla birleşirse ortaya çıkar. Allah, bize iktidarı tekrar nasip ederse,
o zaman devlet imkânları ile birlikte hazır olan programlarımızı hemen hayata
geçiririz.
Ben, burada hep şunu
söylemişimdir, senelerdir bu işin, derneklerin içinde olan bir insanım. Ne olur
engelli çocuklarımız, kardeşlerimiz, büyüklerimiz morallerini bozmasınlar,
hayatla bağlılıklarını sürdürsünler. Hayalin tükenmediği tıp alanları var,
oradan da sonuçlar gelebilir. Hepimiz, hayata bağlılığımızı sürdürürsek, bize
yardım etmek isteyenlere en büyük katkıyı sağlarsınız. Ben, burada bu olguyu
gördüğüm için çok mutluyum. Sanırım, daha hazırlıklı başka bir toplantıda
engelli kardeşlerimiz başka maharetlerini de bize gösterecektir. Hepimiz, insan
olarak hayata tutunma isteğini içimizde taşımalıyız. Engelli olun, engelsiz
olun, ama hayata tutunma duygunuz giderek güçlenecekse, bu devletin de size
verdiği umutlar varsa, toplumda yardımlaşma duygusu size bu imkânları sunuyorsa,
olmayacak şey değildir. Batı dünyasında, Avrupa Birliği’nde neler olmuştur
görüyorsunuz, biz de onları kat be kat fazlasıyla yaparız.”