DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk’un Eskişehir 1. Bölgesel Divan Toplantısı’nda yaptığı konuşma

 
DP Genel Başkanı Hüsamettin Cindoruk’un Eskişehir 1. Bölgesel Divan Toplantısı’nda yaptığı konuşma
( 24.01.2010 ) 
 

 

Arkadaşıma gönder !

Yazıcıya Gönder!

 

( DP Basın Merkezi – 24 Ocak 2010 )

Sevgili Eskişehirliler! Sizlerle bu salonlarda, bu meydanlarda konuşmalar yapıyoruz. Söylediklerimizin hiçbiri yanlış çıkmadı. Hep doğruları söyledik. Eskişehir halkına da, Türk halkına da bir yanlışımız olmamıştır. Doğruları söylemenin ilk şartı; gerçekleri görmek, onları abartmamak ve onların çarelerini ifade etmektir.

Türkiye’nin içinde bulunduğu sıkıntıyı atmak için biz, Demokrat Parti olarak ortaya çıktık. Demokrat Parti, bugün buraya katılan arkadaşlarımızdan da gördüğümüz gibi büyük bir köktür, büyük bir birikimdir, büyük bir varlıktır.

Demokrat Parti’nin temelinde her şey vardır, her şey olmuştur ama memlekete ihanet, vatan bölücülüğü, millet ayrımcılığı olmamıştır. Az önce arkadaşımın da işaret ettiği gibi “Türkiye tek yürek” sloganı altında hepinizi kucaklıyorum. Demokrat Parti, bölücü olamaz; birleştirici olur, bütünleştirici olur, barışçı olur.

Türk siyasi hayatında şunu görüyorsunuz: Bir ağız savaşı, bir kavga, birbirini eleştiren insanların gayet ağır üslupları ve bu üsluplar içerisinde fikir yok, argo var. Bu üslubun içerisinde sizin önünüzü açacak mesele yok, size çare getirecek bir kural yok.

Bütün bunlar içerisinde, Demokrat Parti dimdik ayakta, bir şey söylüyor; “barışalım artık” Bizim sloganımız, iç barış. Bu kadar kavgaya ne gerek var? Her gün gazetelerin sayfalarını açtığınız zaman bir senaryo, bir kriz, sizi korkutacak birtakım evraklar, 5 bin sayfalık dosyalar ve bütün bunların üstünde de çaresiz, seyreden bir halk var.

İnsanları perakendeci gibi değil, toptancı gibi tutukluyorsunuz. Sonra perakende perakende tahliye ediyorsunuz. Bekir Ağa bölüğü gibi bir toplama kampı ortaya çıkarıyorsunuz, içine bir mahkeme koyuyorsunuz. Orada ıstıraplar ortaya çıkıyor. Türkiye’nin en tanınmış hekimi, büyük bir hekim, babasının cenazesine gidemiyor, sebebini bilemediği bir tutuklamayla, o Bekir Ağa bölüğü gibi.

Bunlar, Türkiye’nin çarpıcı yanlışlarıdır. Öte yandan gidiyorsunuz, Ankara sokaklarında ıstırap içinde, açlık grevine girmiş işçiler var. “O işçilerin hakları var mı, yok mu”yu araştıracak; hükümettir. Hükümet, sendikayla konuşacaktır. Hükümet, sendikalı işçilerin sokağa düşmesini önleyecektir.

Sendika, işçi kardeşlerimizle işveren, ister kamu olsun, ister özel sektör olsun, arasındaki sigortadır. İşverenlerimiz sendikanın kıymetini bilmelidir, devlet de bilmelidir. Sendika, müzakere edilecek, toplu görüşme yapılacak, iş yerini sağlayacak önemli bir icattır, sermayenin, emeğin teminatıdır.

Hükümet, İşçileri Sokaktan Almalıdır

Emeğin teminatı nasıl ki sermayeyse, sermayenin teminatı da emektir. Bunu bilmeyenler bugün gerçekten, TEKEL işçilerini karda, yağmurda Ankara sokaklarında ıslatmaktadırlar. Hani “beraber ıslandık bu yollarda” diyorlardı? Kendileri ıslanmıyor ama işçiler ıslanıyor. Böyle şey olur mu?

Hepinizin yüreği benim ve arkadaşlarım gibi o işçilerle beraber ve o işçilerin ıstırabını bilmesini istiyoruz. Buradan hükümete şunu söylüyorum: O işçileri sokaktan sökünüz, alınız. İstekleri aşırı olabilir ama siz verebileceğinizi verin. Eğer işçi hareketi sokağa dökülürse, sınıf sendikalcılığı ortaya çıkar. Türkiye, bunun zararlarını geçmişte gördü. Bugün Türkiye’de hak arayan işçi sendikaları var. Onlarla devletin barışık olmasını, eski bir siyasetçi olarak tavsiye ediyorum, geçmişte bu sıkıntıları yaşamış bir siyasetçi olarak tavsiye ediyorum. Beni ağabey olarak dinlesinler ve işçi kardeşlerimizi sokakta, yağmurun altında durmaktan kurtarsınlar.

Bakınız, iki ıstırap konusunu arka arkaya söyledim. Bir devlet idaresinde niye böylesine karmaşaları anlatmak için, bir yerde çift hukuk var, bir yerde adaleti temsil eden kurumlar, savcılar, yargıçlar arasında ikilem var. Hakimler, savcılar birbirleriyle tartışır hale geldi. Bu, sadece devletin sıkıntısı değil, hepimizin sıkıntısıdır. Hepimizin Adliye’de bir davası var veya olabilir, boşanmadan, toprak davasına kadar, alacak verecek davasına kadar. Hepimizin işi, Adliye’ye, yargıya düşüyor. Onun için yargının tarafsız, bağımsız, güçlü ve tek yargı olarak durması gerekiyor. Bunu bozan bir iktidarın “siyasette ben varım” demesi ve sadece milli iradeden bahsetmesini çok ayıplıyorum, yanlış buluyorum.

Devlet, Devleti Arar mı?

Kimseye faşist demiyorum, kimseye diktatör demiyorum, hiç de demedim ama bu eğilimleri taşımak dahi bir demokraside bir iktidarın, bir başbakanın sakınması gereken bir hadisedir. Böylesine giderseniz, her şeyden kuşku duyarsanız, her deliği aramaya kalkışırsanız ortaya çıkacak manzara işte budur. Birbirine güven duygusunu kaybetmiş basın, güven duygusunu kaybetmiş yargı organları, güven duygusunu kaybetmiş, devletin en önemli organıyla ihtilafta bir Silahlı Kuvvetler ihtilafı çıkaran bir iktidar olamaz.

Neyi arıyorsunuz siz devletin kasalarında? Devlet, devleti arar mı? Bugün Türkiye’de devlet, devleti arıyor. Devlet dediğin kim; yargı, devlet dediğin kim; Silahlı Kuvvetler. Silahlı Kuvvetlere bir yazı yazarsınız, istediğiniz bilgileri alırsınız. Silahlı Kuvvetler Karargâhı’nda arama yaparsanız, onu küçük düşürmeye kalkışırsanız, bu milleti endişeye sevk edersiniz. Ankara’da birbiriyle barışmayan bir devlet, vatandaşından barışmayı nasıl ister, terörü nasıl durdurur, teröristi nasıl durdurur? Devletin terörle mücadelesini net olarak yapan orduyu nasıl yanında bulundurabilir? Polisle asker arasında sıkıntı yaratacak ayrımlar yaparsanız, onları bir arada nasıl teröre karşı kavga eder, savaşır halde tutabilirsiniz. Bunların yaşanmasından ötürü çektiğimiz sıkıntıları biliyorsunuz.

Her gün gazeteleri açıyorsunuz; bir olumsuzluk, bir plan, bir senaryo, bir proje ve sizin hangi meseleniz konuşuluyor? Ben Eskişehir için bir örnek vereyim: Buralar her şeyi yetiştiren Eskişehir toprakları. Köylünün meselesiyle kim uğraşıyor? Bir litre mazotun yüzde 67’sini devlet vergi diye alıyor. Mazot mu ucuzluyor bu kavgalarla, yoksa attığımız gübre mi ucuzluyor? Gübre sıkıntılarını, çiftçilerimizin yaşadığını görüyorum. Sulama ücretleri mi düşüyor, tohum ücretleri mi düşüyor, ne oluyor? Biraz sonra Ufuk arkadaşım size daha detaylı anlatacak.

Hangi meseleniz bugün gündemde? Bağ-Kur meseleniz mi gündemde? Kuruşla zam yapıyorsunuz, lirayla o zammı geri alıyorsunuz. 12 lira zamdan iftiharla bahseden bir başbakan olur mu? 12 liranın kıymeti kalmış mı? Devlet, eşitlik ilkesini uygulayabiliyor mu? Devlet vergide, istihdamda, ücrette adil mi? Bütün bunları tartışmadan, boyuna, her gün onları örtmek için, sıkıntılarınızı unutturmak için senaryolar ortaya atmak hem ayıptır, hem de devlet kurumlarını küçük düşürür.

Yine bunları çözmek için bir iş yapalım. Bir siyasi oluşum ortaya koyalım. Bu işlerin içerisinden dernekle çıkamazsınız. Bu işlerin içerisinden üzülerek çıkamazsınız, ağlayarak da çıkamazsınız.

Bu iktidar metal yorgunluğu içerisinde, süresi dolmuştur. Bu iktidar, devleti kırıp tahrip etmiştir. Bu iktidarı değiştirecek organ, bir siyasi partidir.

Bu iktidarı değiştiren organ bir siyasi partidir. Eskiden olduğu gibi, kimdir bu? Demokrat parti, az önce burada arka arkaya saygı duruşu yaptığımız kişileri düşününüz, devletimiz onların dönemlerinde böyle sıkıntılar içerisin de miydi? Halkımız, çiftçimiz, işçimiz, esnafımız düşünülüyor muydu?

Yeniden Demokrat Parti’de Buluşalım

Değerli arkadaşlar, çare ne? Çare siyasi parti dedik. İşte şimdi, siyasi parti burada. Demokrat parti çıktı geldi, üzerinde toprak vardı, üzerinde bir akâbet vardı, hepsini aşarak geldi. Anavatan Partisi ve Doğru Yol Partisi gibi siyasi hayatımızda iz bırakan iki partiyi birleştirdik. Bu kolay bir iş değildi, arkadaşlar. 26 yıldır yapılmayan bir işi yaptık. Burada Anavatan’lı arkadaşlarımızla beraber oturuyorum, burada Demokrat Partili arkadaşlarımda var. Biz, şimdi artık neyiz? Biz, anlı şanlı Demokrat Parti’yiz. Bizim çizgimizde kırık yok, karnemizde de kırık yok. Biz siyasi hayatımızın 1950’den bu yana başarıyla imtihanını vermiş çalışkan öğrencileriyiz. Biz, Türk halkıyla beraber siyaset yapmanın zevkini ve vazife şuurunu bilen insanlarız. Gene geldiniz, Demokrat Parti etrafında birleştiniz, Demokrat Parti merkez bir siyaset ortaya koydu. Merkez demek, hepimizi kucaklayan, oluşturan bir önemli liberal siyaset, bağımsızlık, hür düşünce siyasetidir.

Gelin, yeniden Demokrat Partide buluşalım ve seçimle bu iktidarı değiştirelim. Bizim silahla işimiz yok. Geçmişe şöyle bir bakınız, elinde silah bir Demokrat Parti’li hatırlıyor musunuz? Bizim gençlerimizden cezaevlerine silahlı eylemden ötürü giren var mı? Bizim anarşist sözlerimiz var mı? Biz barışın yanına, kalkınmayı koyduk, bizim işimiz barış, kalkınma ve refahtır. Refah payından vatandaşlarımıza adil dağıtımdır. Bizim işimizde demokrasi içinde, sonuç almak vardır.

Taksit Taksit Siyasi Parti Kurulmaz

Biz sandıktan başka hiçbir çare bilmeyiz. Şimdide sandığı istiyoruz, gelsin sandık, ey efsunkâr demokrasi aracı, gel bu iktidarın sonunu ortaya koy. Ben bu iktidarın gitmesinden sonra ortaya çıkacak yapının, demokratik bir yapı olacağına inanıyorum. Orada onlara da yer var, ama iktidarda değil muhalefette olmaları koşuluyla. Şimdi burada, siyasi parti tarifinde bir esneklik getirmek istiyorum, belki de bir daralma.

Siyasi parti vardır, onun otlar sarmış tarlasında, nadasa bırakılmış bahçesinde gereken düzenlemeler yapılabilir. Siyasi partiyi taksit taksit kurarsanız, o taksitlerden biri aksar ve Türk halkına çok zarar verirsiniz. Sonra, siyasi parti, bir nakliye aracı değildir, nakliye şirketi de değildir. Vatandaşları Bursa’dan İzmir’e, İstanbul’a taşıyarak, siyaset yapmaya kalkışırsanız hem kendiniz yanılırsınız, hem halkımız yanıltırsınız, hem de Türkiye’nin yeni bir başarısızlık ve yalnızlık dönemine kömür atmış olursunuz.

Parti varsa vardır, işte bu parti vardır, bu partinin köklerinde yıllardır, her şeye rağmen, işte bu önemli sizlerin katılımıyla sağlanan zeminler ortaya çıkmaktadır.

Sen Ben Kavgasına Yer Yok

Bizim işimiz vatandaşımızın işidir, bizim öylesine karmaşık işlerle hiç ilgimiz olmaz. Biz yanlışlıkların hiçbir zaman ne faturasını ödedik, ne de ödettik. Bakın şimdi ne yapacağız, işimizi kolaya götürmekte fayda var değil mi? Değerli arkadaşlarımız Yunus’un memleketinde, arkadaşlarımız Yunus’tan güzel şeyler yazmışlar. O büyük velinin ruhu şad olsun bizi korusun. Hep beraber yunus gibi bizde bu ince uzun yolda hep beraber oturarak bir şeye karar verelim. Bu işi nasıl yapacağız, bu işi örgütlenerek yapacağız, partimizin örgütlerindeki üye sayılarını artırarak yapacağız, partimize katılımları artıracağız. Sen ben kavgasına yer yok. Ana fikri vatanseverlik olan, ana fikri yurdun bütünlüğü olan herkese bu partinin kapılarını açacağız, birleşeceğiz, buluşacağız, bütünleşeceğiz.

Değerli arkadaşlar, sözlerimi bitirirken size anlatmak istediğim bir şey var, bizim bir de Kırat’ımız var, Kırat’ın da değerini biliriz. Şimdi Kırat, dinlenmiş halde, tekrar önünüze geliyor. Bakınız, bayrakla birlikte, Demokrat Parti ve Kırat koşuyor, kıratı koşturan sizsiniz. Kırat siyasi hayatımızda daima olumlu izler bırakmıştır. Ben şimdi bir şey söylüyorum, yedi tane Kırat. Yedi tane Kırat’ın bir tanesinde, Demokrat Anayasa yazacaktır, birisinde insan hakları yazacaktır, birisinde bağımsız yargı yazacak, birisinde hür basın yazacak, birinde laik cumhuriyet yazacak, birinde güçlü sendika yazacak, birinde refah içinde tek yürek Türkiye yazacak.

Yedi Kıratlı Demokrat Parti, tek yürek Türkiye’nin, bu yedi kıratlı partisi, siyasi hayatımızın çözümlerinin hepsini içeriyor. Hür basın dedim, bir cümleyle açmak istiyorum. Eğer bu ülkede hür basın varsa, vergi dairesini silah gibi kullanan bir hükümet ortada olmamalıdır. Vergi dairesini, bir basın kuruluşunu batırmak için kullanıyorsanız, orada hür basın yoktur. İstediğiniz kadar övünün, istediğiniz kadar kendinizin demokrat olduğunuzu söyleyiniz ama vergi dairesi eğer elini, hür basına sokmuşsa, orada hür basın yoktur. Burada altına imzamızı hep birlikte atalım, Demokrat parti iktidarında, vergi dairesi silah olmaktan çıkacak, adaletli işler yapan bir devlet kurumu haline getirilecektir.

Az önce refah dedim, gerçekten rakamlar çok kötü, Türkiye Cumhuriyeti refah dağıtabilir halden çıktı, küçülüyor. Türkiye Cumhuriyetinin milli hâsılasında, son yıl aşağı yukarı yüzde 15 civarında küçülme var. O ne demek? Sizin rızkınız azalıyor, size verilecek refah payı azalıyor ve sizin elinize geçecek milli hâsıladan düşen pay azalıyor. On milyonlardan, sekiz milyonlara düşüyor, bu düşüş devam ederse, bugün elimizde hissettiğimiz yalnızlık, yoksulluk yokluk daha çok diken gibi sıvanacaktır.

Başbakanlık Rejimine Biz Son Vereceğiz

Burada bir tabirin daha içini boşaltmak istiyorum, yolsuzluk tabiri. Bir ülkede, hem insan haklarına saygısızlık, hem devletin temel kurumlarına baskı varsa, bir ülkede zenginleşme sadece siyasi parti yakınlarına doğru yönelmişse size düşen refah payı da azalacaktır. Gelin bunları düzenli biçimde devletin denetimine alacak bir anayasa yapalım. Buradan şunu söylüyorum, bugünkü rejime kimileri faşist diyor. Ben demiyorum, ama bir şey söylüyorum Başbakanlık rejimi ortaya çıkmıştır. Bugün Başbakan tek başına cumhurbaşkanı, tek başına meclis başkanı tayin edebiliyor. Kendi tabiri ile istediği bakanı kapıya koyuyor, kendi tabiriyle 130 milletvekilini devre dışı bırakabiliyor. Bu Başbakan dilediğini ve dilemediğini gerçekleştirir hale geldi. Bir tek kadını erkek yapamıyor, erkeği kadın yapamıyor, bütün yetkiler Başbakan’da böyle başbakan mı olur.

Bu Başbakanlık rejimine biz son vereceğiz. Yarı başkanlık sistemini tavsiye ediyoruz. Senato tavsiye ediyoruz, denetim tavsiye ediyoruz, denge tavsiye ediyoruz. Yeni bir anayasa istiyoruz. Bu anayasa için bizden yardım isterlerse tam metin bir anayasayı milletin huzuruna ve onların bilgisine sunmaya hazırız. Çalışıyoruz, çalışırken yaratıcı olmaya çalışıyoruz. Bir de neye bakıyoruz geçmiş tecrübelerimize. Bize yakışan o. Biz, duygusal değiliz ama biz akılcı yolda devletimize hatta bugünkü siyasi iktidara yardımcı olmaya hazırız. Bu böyle gitmez, her zaman söylediğimi söylüyorum, devletin çivisi çıkmıştır, devletin çivisini yerine yerleştirecek, bir seçim ve Demokrat Parti’dir. Biz bu devletin çivisini ustalığımızla, tecrübemizle, soğukkanlılığımızla, sağduyumuzla, millet sevgimizle yerine yerleştiririz.

İhmallerden Terör Tekrar Canlandı

Bizim dönemimizdeki devlet idaresine benzer akılcı, soğuk kanlı bir devlet idaresi ortaya koyacağız. Aksi takdirde bakınız neler oluyor, bugüne kadar hiç tartışılmayan ırk meselesi tartışılıyor. Hiç tartışılmayan din meselesi ,insanların sübjektif bakış açıları tartışılıyor. Alevilik, Sunnilik, Ermenilik tartışılıyor. Açılım adı altında akla gelmedik tedbirleri ortaya koyan bir iktidarın yanlışları tartışılıyor. Bıktık bu tartışmalardan. Yeter artık her şeyin bir doğru var. Bu konuların hepsini cumhuriyet 90 senede başarıyla çözmüştü. Bu iktidarın 7 senelik döneminde, Türkiye bu meselelerle tekrar boğuşmaya başladı.

2001 senesinde askerimiz terörü güneydoğu’da bitirmişti ama ihmallerden ötürü tekrar canlandı. Bugün açıkça söylüyorum, bazı yerlerde belediyeler devletin yerine kararlar veriyor. Belediye otoriteleri devletin yerine geçmiş. Buna karşı devlet hukuka pek uygun olmayan tedbirler almak zorunda kalmış. Öyle hale geldi ki, Türkiye İmralı’daki bir mahkûmun sinekliğini konuşuyor. Sineklik konuşulur mu, onu oradaki gardiyan halledecek görüşmeye ne gerek var.

O zaman Türkiye’nin kafasını karıştıran meselelere bir bakınız, bu söylediklerim doğru mu? Bugünkü gazeteyi bile açsanız, kaç tane meselenin nafile olduğunu göreceksiniz. Sizin aranızda konuşulmayan kahvede, iş yerinde tartışma konusu olmayan meseleler, cem evinde, camide bile konuşulmayan meseleleri başbakan konuşuyor, halkın önüne atıyor ve halkı birbirine katıyor. Bunun önüne geçmek için, geliniz siyasi partilerle görüşün. Açıkçası siyaset kurumunun dışında bu kargaşayı durduracak hiçbir şey yoktur. Bugüne kadar da bunu gördük.

Bu iktidar siyaset de değiştirir, siyasi parti de değiştirir, biz buna talibiz. Meclis’te bir dördüncü parti olsaydı bu iktidarın kahrını çekmezdiniz. Şimdi gelin bu meselelerin hepsini çözelim. Yerel yönetimlerin meselelerini çözelim, genel meseleleri çözelim. Eski devlet değil, bu devlet. Bizim bıraktığımız dönemden bu yana, dünyanın her yerinde olduğu gibi, pek çok düşünceler değişti. Türkiye artık para bulabilir, ama parayı ehline vereceksin. IMF ile müzakere ediyorlar 3 senedir bitirebildiler mi? Gelsinler biz bu müzakereyi, bizim iktidarımızda 1 saatte bitirelim. Mesele oturulacak, konuşulacak bir mesele ama siz meseleyi çoluk çocuğa bırakırsanız, siz meselesi siyaset konusu yaparsanız, bu mesele de çözülmez.

Demokrat Parti Sizden Yetki Bekliyor

Türkiye’nin her yerinde yapılacak işler var. Türkiye Cumhuriyeti’nin bugün ihtiyaçları bellidir. Ortaya çıkmış birikimlerimiz var, o birikimlerden sonuç alma şansına sahibiz. Bunların hepsini yapmak için, açık ve kesin olarak Demokrat Parti sizden yetki bekliyor. Siz bunu köyünüze, kasabanıza anlatınız. Dediğim gibi 7 tane Kırat var. 7 Kıratlı bir Demokrat Parti. Bu Demokrat Parti, Türkiye’nin bütün meselelerini çözer barışı da sağlar. Zaten burada da barışın sağlandığını görüyorsunuz. Bir yanımda sevgili Celal arkadaşımla bir yanımda sevgili Namık Kemal arkadaşımla. Arkadaşlarımız var, partililerimiz var işte birleşmiş Demokrat Parti bu. Ben Celal Doğan arkadaşımla beraber Sayın Demirel ile birlikte Zincirbozan’da 4 ay kaldım. Onun milli duygusu ve siyaset yapmadaki ustalığı geldi Demokrat Parti’de bizimle buluştu. Namık Kemal Zeybek arkadaşımı biliyorsunuz, milli duygularını biliyorsunuz, onunla birlik, beraberlik düşüncesi geldi burada bizimle buluştu. Demokrat Parti bugün bu ve bunu artırarak devam ettireceğiz. Kapı açık, kapı değil, pencere de açık. İsteyen kapıdan, isteyen pencereden gelsin buyurun Demokrat Parti’ye.

9. Cumhurbaşkanı Demirel Bizimle Beraber

Çok değerli arkadaşlarım, dünyada itibarı olan bir siyasi parti var, birbirimizden tecrübeli arkadaşlarımızla buradayız. 9. Cumhurbaşkanımız Sayın Süleyman Demirel de bizimle beraber. Sayın Mesut Yılmaz da bizimle beraber. Devlet tecrübesi görmüş bütün arkadaşlarımızın katkılarını arıyoruz. En az 400 milletvekili tecrübeli arkadaşımız Demokrat Parti saflarında. 60 taneden fazla bakanımız var, valiler var, müthiş bir kadro ile geliyoruz, Türkiye’nin temel meselelerini çözeceğiz. Bana şu salonda bana başbakan diyorsunuz, bir hükümet çıkarayım, bu hükümeti tavlada mars eder. Bu yaşımda yalan söyleyecek değilim, bu yaşımda sizleri yanlış istikamete sürüklemek gibi bir duygu da takınmıyorum. Size gerçeği ifade ediyorum, bu gerçeğin etrafında buluşursanız kazasız, dertsiz, entrikasız bu iktidar el değiştirir. Bu iktidardan bugün kurtulmak onun de lehine. O da nasıl kurtulacağına bakıyor. Öyle bir karambolde ki, öyle bir kargaşada ki, ona bir kurtarıcı lazım. Bu iktidardan kurtarma görevi bizimdir. Bu görevi hem ahlaki, hem hukuki, hem siyaseten gelin, hem Türkiye’yi hem bu iktidarı hem Sayın Erdoğan’ı bu dertten kurtaralım.

Hepinize sevgiler, saygılar sunuyorum.

 

| Biyografisi | Konuşmaları | Fotoğrafları | Ulaşmak için form | e-mail |

 

 

 
  | Ana Sayfa | Geçmişten Günümüze | Amblemimiz | Linkler |

                DEMOKRAT PARTİ
Adres: Akay Caddesi No:16 Kızılay/Ankara
Tel: 0 312 444 1946-0 312 416 86 00 Faks: 0 312 416 86 83
                  e-mail: dp@dp.org.tr

Copyright ©
DP Bilgi İşlem Merkezi