Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Kütahya’da düzenlenen “Birlik ve beraberlik pikniği”nde bir konuşma yaptı
False
Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Kütahya’da düzenlenen “Birlik ve beraberlik pikniği”nde bir konuşma yaptı
15 Ağustos 2017 Salı

“Milletimizi, devletimizi hak ettiği başarılı noktaya getirebilecek bir siyasi akla ihtiyacımız var. İşte bu siyasi aklın adı da kimliği de sıfatı da demokratlık olacaktır,  demokratlar olacaktır”

Dün müzakere süreçleriyle beraber devletle neredeyse eşit bir paydada buluşturduğunuz terör örgütlerine, bugün uluslararası kamuoyunda bunlar terör örgütü deseniz de bir karşılığının olmadığı bir sürecin içerisindeyiz”

 

 

(DP Basın Merkezi- 14 Ağustos 2017) Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Kütahya’da düzenlenen “Birlik ve beraberlik pikniği”nde bir konuşma yaptı. Uysal yaptığı konuşmada, Kütahya’daki kamu kaynaklarının yağmalanırcasına mülkiyet yapısının değiştirildiğini kaydetti.

 

Genel Başkanımız Gültekin Uysal’dan önce konuşan İl Başkanımız Halil Gün, pikniği Demokrat Partililerin birlik ve beraberliği için düzenledikleri belirterek, Genel Başkanımız Gültekin Uysal ve pikniğe katılan Demokrat Partililere katılımlarından dolayı teşekkür etti.

 

Kütahya İl Teşkilatımız tarafından İnli Köyü piknik alanında düzenlenen pikniğe İl Başkanımız Halil Gün, MKYK Üyemiz Hasan Hüseyin Kaya, MKYK Üyemiz Mehmet Topaler, eski GİK Üyemiz İlhami Özatağ, eski İl Başkanımız Atilla Palangalı, Bursa İl Başkanımız Ali Biliz, Afyonkarahisar İl Başkanımız Gürcan Şensoy, Simav eski Belediye Başkanımız Kasım Karahan, il yönetimi ile ilçe başkan ve yönetim kurulu üyeleri, Kadın Kolları ile çok sayıda partilimiz katıldı.

 

Genel Başkanımız Gültekin Uysal, Demokrat Parti Birlik ve Beraberlik Pikniği”nde yaptığı konuşmada şunları dile getirdi:

 

“Bugün çok şükür bir aradayız”

 

“Bir büyük geleneğin güzelliğini burada bir kez daha görüyoruz. Hiçbir partiye nasip olmayacak, birkaç nesli uhdesinde barındıran bir büyük geçmişin sahibi olarak, sadece meselemizin siyaset olmadığını, onu aşan bir şekilde sosyal hukuklarımızın da bu büyük hareketin bir aile haline getirdiği bireyleri olarak bugün çok şükür bir aradayız. İnsanlar gibi kurumlar da zaman zaman zafiyete düşer. Ama bugün burada, davası olanların başka kaygıları olmaz diyerek, varlığıyla, bu büyük iman hareketini, bu davayı sahiplenen, bayrağını dalgalandıran insanları büyük mutluluk içinde görüyorum. İl Başkanımıza ve katkısı olan tüm arkadaşlara teşekkür ediyorum.

 

Azerbaycan kurucu Cumhurbaşkanı diyebileceğimiz Mehmet Emin Resulzade’nin milletler için söylediği; “Bir bayrak bir kez yükseldi mi, onu kimsenin indirmeye gücü yetmez” sözü milletler için geçerlidir ama bizim için de geçerlidir. 70 yılı aşan bir süre bu bayrağı sahiplenerek, sağdan ve soldan yapılan telkinlere rağmen, ikbal tekliflerine kapılarını kapatarak, kurucu irademizin ortaya koyduğu ruh, fikir ve imanla beraber bugünün Türkiye’sinde yeniden bu büyük iradeye ihtiyacı olduğunun bilinci içerisinde, yeniden demokrat geleneğin felsefesini söylettirmek için her birimiz bir uğraş ve fedakarlık içerisindeyiz.

 

“Kamu iştiraklerini yağmalarcasına mülkiyet yapılarını değiştiriyorlar”

 

Bugün Türkiye’nin alt üst oluşundan istesek de istemesek de bizler de nasibimizi aldık. Gönlümüz isterdi ki, işte Kütahya’mız şahittir, hizmetleriyle en çok kamu yatırımlarını alan bir vilayet olarak bugün deyim yerindeyse devletin ziyneti diyeceğimiz bu kamu iştiraklerinin yağmalarcasına mülkiyet yapılarının değiştirilmesinin kendi kirli siyasetlerini finanse etme adına kullanıldığını hep beraber görüyoruz.

 

“Ortak paydada buluştuğumuz bir büyük ülkeyi kurmak

yine inşallah bizlere nasip olacaktır”

 

Bütün bunlara rağmen bu büyük ülkenin üretici alt yapısını kurmuş olmanın verdiği gurur ve onurla inşallah yarınlarda da yeniden 80 milyonluk bu büyük Türkiye’nin ihtiyacı olan üretimi esas alan, yeniden birliği, bireyi, hürriyeti, hukuku, demokrasiyi merkeze alan bir anlayış içerisinde herkesin nimetleriyle beraber külfetlerini de paylaştığı ortak paydada bir büyük ülkeyi kurmak yine inşallah bizlere nasip olacaktır. Yüce Yaradan’dan duamız da temennimiz de bu istikamettedir.

 

Bugün Türkiye’nin 15 yıllık bir iktidarın akabinde pek çok noktada derinden sarsıntıları yaşadığı, gazetelerin üçüncü sayfalarına baksak da, manşetlerine baksak da hepimizin gözü önünde cereyan ediyor. Elbette burada siyasetin vazifesi öne çıkıyor. Bizler de bulunduğumuz noktada bir yandan siyasetin maliyetini artırarak biraz evvel vurgulamaya çalıştığım kamu kaynaklarıyla, kirli kaynaklarla finanse edilmiş siyaseti en üst düzeyde yaşıyor, şahit oluyoruz.  Bugün Cumhurbaşkanı sıfatıyla beraber AKP Genel Başkanı Sayın Recep Erdoğan diyor ki; partimiz zımnen pek çok yolsuzluğa bulaşmış adamların elinde, ortada bir yorgunluk var. Tabii ortada ifade edemediği, adını koyamadıkları bir yozlaşma var. Bunun farkındalarmış da neymiş, önümüzdeki kongre sürecinde bunu değiştireceklermiş.

 

“İnandığımız temel doğrulardan vazgeçmeyeceğiz”

 

Gırtlaklarına kadar boğuldukları bu çamurdan çıkabilme imkanları filan yok. Bu vebal sürecine ne kadar çok insanı ortak ederlerse, suç ortağı haline getirirlerse kendi geleceklerini de orada gördüklerini zımnen  ifade eder haldeler. Allah yardımcıları olsun ama biz bu bildiğimiz istikametten, doğruluğu ispat edilmiş bir çizginin sahipleri olarak inandığımız temel doğrulardan vazgeçmeyeceğiz. Bizleri bu duruma, insanımızın zihinlerinin dalga dalga bulandırıldığı bir iklimde kitle iletişim araçlarıyla veya başka başka vesilelerle birliğimizin teminatı olacak başta dinimiz olmak üzere bugün memleketimizde ayrıştırıcı unsur haline bu yanlış siyaset getirdi.

 

“Yanlış siyasetinizin iç ve dış politikada bizleri getirdiği yer ortadadır”

 

Bu yanlış siyasetiniz işte Suriye’den başlayarak PKK terör örgütünü Suriye’de fiilen bir devlet olur hale getirdi.  Doğu ve Güneydoğu’da kendi insanımızın meşru temsilcisi haline getirdiğiniz, etnik bölücü siyaseti meşrulaştırarak o bölgenin tek meşru gücü haline getirdi siyasetiniz. Dün müzakere süreçleriyle beraber devletle neredeyse eşit bir paydada buluşturduğunuz terör örgütlerine, bugün uluslararası kamuoyunda bunlar terör örgütü deseniz de bir karşılığının olmadığı bir sürecin içerisindeyiz.

 

“OHAL’in imkanlarını kullanarak kendisine muhalif gördüğü

bütün düşünceleri de yargılıyorlar”

 

15 Temmuz’u yaşadık. O günlerde de ifade etmeye çalıştığımız gibi “buraya niçin geldik, nasıl geldik” sorularını bugün ülkenin bekası ortadayken elbette soracağımız günlerin geleceğini ifade ettik. İşte o günler geldi. Zihnimizde boşlukta kalan bütün flu noktalara, bütün kara noktalara rağmen bizim esas alacağımız devletimizdir, esas alacağımız memleketimizdir. Ancak bu imkanı kendi hatalarını örtmek adına kullananların, OHAL’in imkanlarını kullanarak kendisine muhalif gördüğü bütün düşünceleri de yargılamak için, korkutmak için, sindirmek için demokrasiyi askıya alarak, hukuk devleti çizgisinden çıkarak, fiili bir hukuk uygulayarak, Türkiye’yi de içine kapatarak başka bir noktaya götürmeye haklarının olmadığını biliyoruz.

 

Bugün kendi zihinlerinde hayal ettiklerini icra edebilmek için Türkiye’yi biraz daha içine kapatalım, Türkiye’ye operasyon çekiliyor diyerek birtakım naralar atarak, milliyetçiliği ayaklarımızın altına aldık diyenlerin bugün birtakım milliyetçilik naralarıyla da bir siyaset uyguladığına hepimiz şahidiz.

 

Bütün bunlara rağmen önümüzdeki süreçte Türkiye’nin yeniden kendisine doğru bir rota tarif etme mecburiyeti ortadır. Bunu da tarif ederken bu büyük ülkenin sahip olduğu potansiyeli ortaya çıkaracak, kendi kudret ve kapasitesini ortaya çıkaracak, siyasi iktisadi bütün insani unsurlarıyla beraber, yeniden bu büyük ülkeyi tarihin “milletlerin yarışı” olduğu bilinci içerisinde hak ettiği noktaya getirebilecek bir siyasi akla ihtiyacımız var. İşte bu siyasi aklın adı da, kimliği de sıfatı da demokratlık olacaktır,  demokratlar olacaktır. ”


Kaynak ( DP )