Genel Başkan Gültekin Uysal, Bursa-Karacabey Belediye Başkanı Ergün Koç’un Demokrat Parti’ye katılım töreninde konuştu:
False
Genel Başkan Gültekin Uysal, Bursa-Karacabey Belediye Başkanı Ergün Koç’un Demokrat Parti’ye katılım töreninde konuştu:
25 Aralık 2013 Çarşamba

“Yolsuzluğa adı karışan bakanların dokunulmazlık zırhlarını kaldırın”

 
 
(DP Basın Merkezi- 25 Aralık 2013)- Genel Başkan Gültekin Uysal, Bursa-Karacabey Belediye Başkanı Ergün Koç’un Demokrat Parti’ye katılım töreninde yaptığı konuşmada, “Yolsuzluğa adı karışan bakanların dokunulmazlık zırhlarını kaldırın” dedi.
 
Belediye Başkanı Ergün Koç’un partisine katılımı ve adaylığını tanıtımı için Bursa'nın Karacabey ilçesine geldi. Cumhuriyet Meydanı’nda halka seslenen Uysal, ’17 Aralık Operasyonu’yla iktidarın suçüstü yakalandığını belirti ve şöyle devam etti:
 
“ Birileri bu yolsuzluk yoluyla elde ettikleri paraları kasalara sığdırabilirler, ayakkabı kutularına sığdırabilirler ama artık mızrağın çuvala sığmadığı noktada bunu perdeleyebilecekleri başka unsurlar kalmamıştır. 
 
Basın, darbe dönemlerini bile mumla aratırcasına uygulamaların yapıldığı bir ortam içerisindedir. Bugün basın, eğer bu meseleleri takip edemeyecekse, yargı eğer bu meseleleri takip edemeyecekse, Türkiye nasıl şeffaf hale gelecek? Yapılan yanlışların, yanlışları yapanların yanına kar olarak kaldığı bir rejimi nasıl sürdürebilme imkanınız vardır? Aslında en temelde sorgulamamız gereken mesele; basına koyulan bu sınırlamalarla beraber, yargı süreçlerinin önüne koyulan bariyerlerle maalesef milletimizin demokrasiye inancı da hukuk devletine inancı da örselenmektedir.
 
Gezi olaylarında polisi, ‘destan yazan polisimiz’ diye nitelendirirken bugün, bu soruşturmayı yürüten insanlarımızı çete olarak değerlendirip bir cadı avına tabi tuttuklarını üzülerek izliyoruz. Bu uygulamayı ne hukukla izah edebilirsiniz, ne Anayasa mantığı içerisinde, ne hukuk devleti mantığı içerisinde, ne demokrasi mantığı içerisinde izah edebilme imkanınız yoktur. Yargıyı, yürütmenin bir uzantısı haline getirme çabalarıyla geçmiş dönemlerde de karşı karşıya kalınmıştır. Ama hiç bu kadar keyfi bir şekilde yargıyla oynama cüretini göstermemişti.
 
 
Hangi yollardan kazandığınız ve hangi yollardan harcadığınız önemlidir. Hukuk da bunun için vardır. Hükümetin bunları sahipleneceğine, yargıya teslim ederek kendilerinin de bu soruşturma içerisinden aklanarak çıkma yolu vardı. İktidar, yolsuzluğun aldığı boyutun farkındadır. Bu açıdan baktığımızda bu müdahalelerin arkası gelecektir. ‘Herkes eşittir ama birileri daha fazla eşittir’ mantığı içerisinde, yakınlık duygusuyla ‘surda gedik açtırtmam’ anlayışı içerisinde bu tür soruşturmaları engellemek kimseye bir şey kazandırmaz. 
 
“Bakanların dokunulmazlık zırhlarını kaldırın”
 
Maalesef Sayın Başbakan, ‘çete’ diye tabir ettiği, ‘insanların inlerine gireceğiz’ diyor. İnlerine girecekseniz önce yargının, meşru şekilde işlemesinin önünü açın. Bakanların dokunulmazlık zırhlarını kaldırın ve suçlanan bakanların evlerine girsinler. Onlarla ilgili yargı mensupları da emniyet görevlileri de gerekli soruşturmaları yapabilsinler.
 
Sözle demokrat olabilme imkanınız yoktur. Sonradan demokrat olmuş, darbeler dolayısıyla bu lisanı konuşur hale gelmiş olanlar, demokrasiye inançlarından değil, demokrasiyi konjonktürel bir program olarak görmektedirler. Sadece kendisine oy verenlerin değil oy vermeyenlerin de rızasını gözetmesi gerekirken, kendisine oy veren, namuslu insanların da rızasını gözetmekten uzak bir şekilde meseleyi perdeleyerek, daha da büyük patlamaların önüne geçebilmek adına bu tür bir söylemi benimsediğini görüyoruz. Başbakan, zaten gezi hadiseleriyle beraber kendisine oy vermeyen insanların başbakanlığından istifa etmiştir.
 
Ben bu tartışmaların Türkiye için çok önemli tartışmalar olduğu kanaatindeyim. Türkiye’nin içine düştüğü tartışmaların milletin lehine olduğunu düşünüyorum. Çünkü farklı fikirleri kendi meşru yolları içerisinde münazarasına, münakaşasına, rekabete açtığınız takdirde bu doğrular ortaya çıkar. Dünyanın her yerinde bu tür suistimaller olabilir. Ama bizdeki son olaylar, uzunca bir süre iktidar olmanın vermiş olduğu özgüvenle beraber, mutlak bir psikolojik üstünlükle keyfi uygulamalardır.
 
Adaylarının Karacabey Belediye Başkanı Ergün Koç olduğunu açıklayan Genel Başkan Gültekin Uysal, büyük bir misyonun sahibi olarak yürümeye devam ettiklerini söyleyerek şöyle devam etti:
 
 “Bu parti, bu büyük ülkeyi kıt kanaat imkanlara sahip olduğu dönemlerde büyük hizmetlerle buluşturmuştur. İnşallah sizlerin desteğiyle bu hizmetlerin daha iyisini yapacağız. Biz, milletten başka güç aramadık. İşte huzurunuzdayız. Dertlerinizi dinleyeceğiz, gidip Ankara’da hakkınızı savunacağız.
 
Ülkemiz büyük bir ülke, beraberinde sancılı bir coğrafyanın ortasında bin yıldır varlığımızı sürdürüyoruz. Güçlü olmadığımız takdirde dün olduğu gibi bugün de bu coğrafyadaki varlığımızı münakaşaya açmak isteyen bedbahtlar olacaktır. Ülkeyi yönetenlerin meselesi, milletini zengin yapmaktır. Devletini kuvvetli yapmaktır. Biz bütün önceliklerimizi bırakarak milletin önceliklerini esas alarak bu yollarda yürüyoruz. Milletin beklentilerini birinci önceliğimiz yaparak milletle kucaklaşıyoruz. Bütün meselemiz, siyaset yaparken, bu ülkeyi yönetmeye talip olurken, bu ülkenin sahip olduğu değerleri, insan gücünü, milletimizin geleceğini kuşatacak irade haline dönüştürmek. Milletin uğruna yapılacak hayırlı hizmetlere anahtar olalım. Milletin aleyhinde olacak her şer duruşa kilit olalım. Kuvvetli, bir ve beraber olmak zorundayız.” 
 
Ergün Koç Karacabey Belediye Başkan Adayı
 
Konuşmasının ardından Ergün Koç'a parti rozetini takan Uysal, “Geçmiş dönemlerde bu büyük hizmet kervanı içinde sizlerle beraber olmuş değerli belediye başkanımızı tekrar millete hizmet yolunda aramızda görmek bizi çok mutlu etti. Umarım Karacabey halkı bu yapılanları görecek ve sandıkta gerekeni yapacaktır. Karacabey’e ve Karacabeylilere hayırlı olsun” ifadelerini kullandı.
 
Genel Başkanı Gültekin Uysal, daha sonra Belediye Başkanı Ergün Koç’u makamında ziyaret ederek ilçeden ayrıldı.

Kaynak ( DP )